SAYGI BİZDEN!

0
75

Saygı TDK sözlüğünde “değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, kutsallığı dolayısıyla bir kimseye, bir şeye karşı dikkatli, özenli, ölçülü davranmaya sebep olan sevgi duygusu” olarak tanımlanmaktadır. Daha basite indirgemek gerekirse yaşı, statüsü, spiritüel değeri göz önüne alınmaksızın birini kırıp incitmemek ve çizginin dışına çıkmamak adına dikkat ettiğim her şey saygının gereğidir bana göre. Örneğin ben müdürümün odasına kapıya vurarak girerim, çok samimi olduğum arkadaşlarım dışında kimseyle kaba konuşmam, uluorta küfür etmem, onlar talep etmediği sürece hayatlarına müdahil olmam, onlara bağırmam, bireyselliğine ve kararlarına saygı duyarım, sözünü kesmemeye dikkat ederim, eleştiride dozu aşmamaya dikkat ederim. Ve bunlara dikkat eden bir tek ben değilim iyi biliyorum. Sosyal hayatta bir şekilde yer alan ve sağlıklı iletişime önem veren aşağı yukarı herkes bu saydıklarıma dikkat ediyordur eminim. Peki ya çocuklarımızla iletişim kurarken bu davranışlardan hangilerine dikkat ediyoruz? “Onlar henüz çocuk, anlayacakları yaşa gelince tabi ki dikkat edeceğim” türünden yaklaşımlara sıklıkla rastlarım danışan ebeveynlerimde. Peki saygı yaşla ilişkili bir kavram mıdır? Eğer öyleyse çocuk saygıyı kaç yaşında hak eder?

Saygı yazılı kuralları olmasa da çocuğa bebekliğinden itibaren sunulması lazım gelen hem sosyal hem duygusal bir ihtiyaçtır. Çocuklar kendilerine saygı duyulduğunu küçük yaşlardan itibaren hissetmeye başlar. Ve bu hissiyat zamanla çocuğun benlik algısına dair bir bilgiye dönüşür.

Henüz 6 aylıkken bile altını değiştirirken nazik olmanız, biraz büyüdüğünde atletini değiştirirken usulen de olsa izin almanız, odasına kapıya vurarak girmeniz, konuşurken üslubunuzu iyi ayarlamanız, konuşurken onu dikkatle dinlemeniz ona altın değerinde bir mesaj verir: “ben saygıyı hak eden bir bireyim.”

Bir ebeveynin çocuğuna bu inancı verebilmesinde pek tabi evinde şahit olduğu ebeveynlik tarzı büyük etkendir. Anne-babasının birey olarak saygı duymadığı bir çocuğun başkasına sunabileceği bir şey olmayacaktır hiç şüphesiz. Çünkü alternatif bir yaklaşım biçimi olduğunu belki de hiç düşünmemiştir.

Peki bu döngü babadan oğla aktarılarak nesiller boyu sürecek midir? İyi haber bu döngü kırılabilir. Ancak bu, ebeveynin önce kendi hikayesiyle yüzleşmesiyle mümkün. Bu da derin bir içe bakış ve farkında olma hali gerektiriyor. Bu konuda okumalar yaparak ya da bir uzmandan destek alarak ilk adım atılabilir belki. Saygıya layık olmadığını hissederek büyümüş kişinin sonraki işi kendisine değerlilik duygusunu sunacak kaynakları arayıp bulmasıdır. Mutlak sahip olduğu olumlu yönlerini, yetenek ve değerlerini kazıyıp bulması çok önemlidir. Başka birinin size saygı duymasının ön koşuludur çünkü önce sizin kendinize saygı duymanız. Sonra da bu kaynakları paylaşabileceğiniz ortamlara katılmanız, size kendinizi kötü hissettiren ilişkilerden uzak durmanız…

Ebeveynlerin en fazla kaygı yaşadıkları, biri de nadiren de olsa saygısızlık tanımı içine giren bir davranış sonrasında evladının öz değerinde ve bireyselliğinde yıkıma neden olup olmayacağı konusudur. Yine iyi haber şu ki insanların, haliyle çocukların psikolojisi pamuk ipliğine bağlı değildir. Çocuklar duygularını tamir edecek pek çok donanımla dünyaya geldiler. Ve dahası yanlışını fark edip düzeltmeye çalışan bir ebeveyne sahipse ondan şanslısı yok.

Uzm. Psk. Danışman Handan Toprak

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here