37’den sonra hem annelik hem öğrencilik… ‘İdolümsün Nermin abla!’

1
179

Çok bunaldığım ve düşüncelerimin beni aşağı çektiği dönemde yeni bir başlangıç yapmalıyım dedim. Kızımda anaokuluna başlamıştı. Üniversite sınavlarına girdim. Daha öncede girmiştim. Aöf ve Auzef’te bir kaç yıl öğrenci olmuştum. Evde ders çalışmak bana göre değildi. Örgün eğitimde olmak istiyordum…

37 yaşındaydım ve başarısız olmaktan korkuyordum. Gençler gibi öğrenemeyeceğimden, ev, eş, çocuk üçlüsüyle derslere çalışamamaktan korkuyordum. Son beş yılımı kendi planladığım şekilde, saat zorunluluğu olmadan, bolca çocuğumla vakit ayırarak geçirmiştim. 5 yıldan sonra her sabah düzenli uyanmak ve akşam ders çalışma kaygısı kayıt olana kadar devam etti. Kayıtta dekan yardımcısının masasına düşmem ve onun motivasyon cümleleri kayıt olmamı sağladı. O ana kadar vazgeçmeye hazırdım. Dekan yardımcısı aynı zamanda derslere giren öğrencilerin hayran olduğu bir hocaymış, tabi bunları sonradan öğrenecektim.

Okulun ilk günü ve devam eden bir kaç ay boyunca hoca sanılmam işin en eğlenceli kısmıydı. Gençler asansörde beni görünce susuyordu. Hoca değilim deyince aynı neşeli muhabbet devam ediyordu. Bir süre sonra okulun diğer kampüsüne kadar tanınır olmuştum. “İdolümsün Nermin abla” diyen kızlara şefkatle bakıp kızım olacak yaştalar diye düşünüyordum.

İlk günümde sınıfta benim yaşlarımda bir kadın daha vardı. Okula geldiği için çok mutluydu. Aynı sitede oturduğumuzu öğrendim. Okul dönüşü eve bıraktım. Bir gün o bir gün ben okula birlikte gitme konusunda anlaştık. Kendi yaşımda birini sınıfta görmek beni rahatlatmıştı. Ders aralarında konuşabileceğim biri var diye sevindim. Ertesi hafta ölümcül bir kaza yaptığını ve gözaltına alındığını öğrendim. O kadar moralim bozuldu ki birkaç hafta hiç aklımdan çıkmadı. Aktif olarak bu yıl araç kullanmaya başlamıştım. Dersler başlamıştı ve her gün onun kullandığı güzergahta araç kullanarak üniversiteye gidiyordum. Kırk veya elli ile okula gittiğim bu bir kaç hafta arkamdan kornaya basan erkek şoförleri en umursamadığım haftaydı.

Derslere katılıyordum ama çok üzgündüm, üniversiteye gelmekle hata mı yaptım diye düşünüyordum. Onun whatsapp profilinde ben artık üniversiteliyim yazıyordu. Hayalleri yarım kalmıştı, benimki devam ediyordu. Derslere odaklanmaya karar verdim. Yalnız değil bir bütünün üretken parçası olmayı seven ben bir kez daha yalnızdım. Sınıfta kantinde yalnızlığım uzun süre devam etti. Hocalarla konuşmaya gidiyordum bazen. Resmi davrananlar vardı, nihayetinde öğrenciydim. Arkadaş gibi davranan hocam da vardı. Bir hocadan duydugum azarı unutmuyorum. Orda yaşımla tepki vermiştim ve çok sinirlenmiştim. Hoca hem haksızdı hem çocuk muydum o şekilde azarlıyordu sınıfımı değiştirdim.

İki kimlik arasında bocalıyordum öğrenci, 37 yaşında anne.

Sınıfımızdan bir delikanlı sınıfımızdan bir kızla gizlice çıkmaya başlamıştı. Ne kadar gizleselerde bir anne olarak benden kaçmadı. Delikanlıyı kenara çekip konuşmuştum. ‘Ben ciddiyim abla’ demişti, gözlerinin taa içine baktım ciddiydi. Halen ilişkileri devam ediyor. Bana neyse, olgunluk gösterip cevap verdi delikanlı, anneliğime hürmeten herhalde… Bu arada gençler kimliğimi netleştirmişti ‘abla’. Ruhuma biraz daha genç hissettirir düşüncesiyle abla kimliğimi kolaylıkla giydim üstüme.

Dersler çok yoğun geçiyordu, ingilizce hazırlık okuyordum. Hergün 4-5 saat ders çalışıyordum.

En çok sunumlarda zorlandım. Tüm sınıfın önüne çıkıp sunum yapmak kolay olmadı. Kem kümlerle şimdi güldüğüm -sınıfın gülmediği-sunumlar yaptım.

Not ortalamam 75, sınıfın ortalaması da 75. Orta halli bir öğrenciydim yani. Bu yaşta bu kadar deyip kendimi gereksiz strese sokmuyor, hırslanmıyordum. Böylece enerjimi tüketmiyor ailemi, okulumu dengeli şekilde yürütüyorum. Okulun çoook beğendiğim klüp çalışmalarına ailemle zaman geçirebilmek adına katılmıyorum.

Üniversitenin ilk yıldan bana kazandırdığı güzel alışkanlıklar da oldu. Akademik makale okumak, TED videoları izlemek, İngilizce film izlemek gibi…

Şimdi 40 yaşındayım. Okul maceram devam ediyor. Psikoloji okuyorum. Diplomamı almaya çok yakınım. Onu aldığım gün dünyanın en mutlu insanı olacağım. Ve yeni hayallerin peşinde koşacağım.

1 YORUM

  1. Bende 29 yasinda hem anne hem ogrenciyim ustelik her gun baska bir sehire (batmandan- diyarbakira)okula gitmek 1.5 yasinda ki oglumu birakip gitmek isin en zor tarafi ama mutluyum bana da sinif arkadaslarim abla diyor hatta bazi hocalarin bile okulada ismim ayla abla 🙂

CEVAP VER