Negatif İyonlar Nedir ve Sağlığımız için Neden Negatif İyonlara İhtiyacımız Var?

0
177

Geçtiğimiz ay sevgili Beyhan sayesinde Sally May Tan’ın ‘Negatif İyonlar’ konulu seminerine katıldım. Sally, ‘Wellness The New Luxury’ (Yeni Lüks Sağlık) kitabının yazarı. Bence bir kitap için harika bir başlık ve içerik. Çünkü sağlıklı olmak, sağlıklı kalmak ve sağlıklı beslenmek çağımızda maalesef lüks haline geldi; hele de şehirde yaşayıp olabildiğince iyi gıdaya ulaşmaya çalışmak. Sally seminerinde bize negatif iyonları ve negatif iyonların sağlığımıza faydalarını anlattı.

Yazıdaki bazı bölümler biraz biyoloji dersi gibi gelebilir ama neden hastalandığımızın farkındalığına sahip olmak için önemli diye düşünüyorum. Ayrıca sunumdan bazı slaytlara yer verdim, maalesef Ingilizce ama olabildiğince yazıda detaylandırmaya çalışacağım.

Sally bazen unuttuğumuz çok önemli bir noktayı hatırlatarak sunumuna başladı. ‘Doktor olmasak da bedenimizi anlamız gerekiyor. Bu hayatta sahip olduğumuz ve aslında kontrol edebildiğimiz tek şey bedenimiz’ dedi. Ne kadar doğru değil mi? Ama beden farkındalığımız var mı? Bedenimizin ihtiyaçlarını zamanında karşılayabiliyor muyuz? Ya da hastalanmadan önceki sinyallerimizi duyuyor muyuz? (Tabi bunlar başka bir yazı konusu.)

Eski insanların inancı bedenimizin kendi kendini iyileştirebilme gücüydü. Bu güce ve doğanın destekleyiciliğine sonsuz inançları vardı. Aynı güce maalesef bugün sahip olduğumuzu pek düşünmüyoruz ya da çok meşgul hayatlarımızda sağlığımız genelde ikinci planda, bu yüzden ilaç kullanıp hızlıca iyileşmeye çalışıyoruz. Bedenin kendi kendini iyileştirebilme gücüne ayıracak vaktimiz yok, çünkü yapacak çok işimiz var. Bu satırları yazarken aklıma kışın yaşadığım gripler geliyor, ilaçlı da bir haftada geçiyor ilaçsız da, sanki gribin bile bedende kalmasının, bedenin kendini iyileştirmesinin bir zamanı var gibi.

Farklı hastalıklarla mücadele etmek için hayatımız boyunca sık sık ilaçlara başvuruyoruz. Her doktora gittiğimizde doktor ilgili bölgedeki sorunu lokal olarak çözmeye çalışıyor. O sırada o bölgeye dair ilaçlar alıyoruz, o ilacın uzun dönemli kullanımında başka bir bölgede bir sıkıntı yaratıp yaratmayacağını bilmiyoruz, çünkü total olarak tüm bedeni takip eden doktorlar yok, tıpta uzmanlaşma var. Burada yanlış anlaşılmak istemem, elbette gerekli olduğu zaman ilaç kullanacağız. Diğer yandan biz bedenimizi ne kadar tanıyor, hastalanacağımızı hissediyor muyuz mesela, önlem alıp kendimizi destekliyor muyuz, ya da grip olduğumuzda yatmak yerine pek çok ilaç yüklemesi mi yapıyoruz.. Burada bahsettiğim kendi sağlığımızı anlamaya, kendi bedenimizi fark etmeye daha çok özen göstermemiz.

Hastalıkların temelinde pek çok faktör var; hava kirliliği, iyi beslenme, travmalar, duygusal stres, toksinler, pozitif iyonlar, kimyasallar ve özellikle gıda ile aldığımız katkı maddeleri olduğunu biliyoruz.

Eğer bu temel yani kökler sağlam olmazsa sağlıklı bir yaşamdan söz edemiyoruz. Özünde baktığımız zaman tek ve yegane sorumluluğumuz kendi sağlığımız.

Sağlığımızı etkileyen pek çok unsur var, ilk ve öncelikli olarak sağlıklı beslenme ancak bunun yanında fiziksel hareket, yaşam-çalışma koşulları, stres gibi pek çok unsur var.

Bir de değiştiremediğimiz ancak maruz kaldığımız dış çevre faktörleri var. Radyasyon ve hava kirliliği bizim müdahale edebileceğimiz konular değil.

Genler dna’larımız parmak izleri gibi. Günümüzde pek çok gen testi var. Bu testlerin sonuçları bazen bizi mutsuz ediyor. Ancak genlerinde olmasına rağmen bazı insanlar hasta oluyor ve diğerleri olmuyor. Günümüzde bazı araştırmalar hastalıkların %95’inin genlerle ilgili olmadığını belirtiyorlar. O gen sizde mevcut olsa dahi onu harekete geçirip geçirmemek yukarıda belirttiğimiz koşullarla ilgili.

Çağın hastalığı kanser. Ancak artık hepimiz biliyoruz ki herkesin vücudunda kanser hücreleri mevcut. Bazı insanlar bozuk hücre yapıları ile savaşa biliyor ancak diğerleri savaşamıyorlar. Savaşamayanların neden savaşamadığını anlamak gerekiyor.

Ne yiyorsan o’sun.

Beslenme biçimi hayatımızı değiştiriyor. Dünyada besin sistemi tamamen değişmiş durumda. Pek çok hayvan antibiyotiğe maruz kalıyor, sebze ve meyvelerde ise ilaç kalıntıları bulunuyor ve maalesef bunlar sağlığımızı olumsuz etkiliyor. Hızlı hayatlarımızda artık yoğurt, peynir, makarna yapma lüksümüz yokken artık tüm gıdayı toplu üreten, uzun raf ömrü olan yerlerden alıyoruz. Sally erişebildiğimiz kadarıyla organik gıdaya ulaşmaya çabalamalıyız diyor. Gerekiyorsa bütçeyi farklı yerlerden kesip sağlıklı gıdaya erişim için uğraşmalıyız diyor.

Peki Negatif iyon nedir?

Adının negatif iyon olduğuna bakmayın. Negatif iyonlar sağlığımız için yararlılar. Peki nedir bu negatif iyonlar?

Dünyada her şey atomlardan oluşur; masa, sandalye, biz insanlar, her şey… Atomların her biri aslında enerji ve her atomun dışında normalde 8 elektron olmalı. Çevresinde 8 elektron olan atom sağlıklı atomdur.

Free radikallerde (kendi molekülü ile denge durumunda bulunan ve elektron eksiği olan doymamış bir atom kümesi ya da molekül) atomun çevresinde 8 elektron olmaz. Atom elektron kaybettiğinde pozitif yüklenir ve oksidasyon oluşur. Her saniye bunlar bedenin içinde olmaya devam ederler. Eğer atom elektron bulabilirse tekrar dengeli hale gelir.

Dolayısıyla vücudumuzda hasarın oluşma sebebi aslında elektronların kaybı ve hücrelerin birbirilerinin elektronlarını almak istemeleri. İşte o anlarda vücudun negatif iyonlara ihtiyacı vardır.

Peki doğada negatif iyonları nereden bulabiliriz?

Şelalelerde, deniz kenarı, ormanda: 10.000-20.000 (cubic cm)

Doğada : 1000-5000 (cubic cm)

İyi havalandırılan evde :  0-100 (cubic cm)

Sonuç olarak hepimiz enerjiyiz. Negatif iyonlar da bir elektrik yükü.  Negatif iyonlarla elektronlar ihtiyaçları olan negatif şarj oluyorlar.

Sağlıklı bir yaşam için negatif iyonlara ihtiyacımız var;

100.000-500.000 (negatif iyonlar hava cc) kronik hastalıklarda doğal iyileşme sağlayabilir.

5000-50.000 (negatif iyonlar hava cc)  Bağışıklık sistemi güçlendirir.

1000-2000 (negatif iyonlar hava cc) İnsan bedenine yardımcı olur.

Aslında bu konuda ilk bilimsel çalışma 1892’de Lenard Phillipp tarafından yayınlanmış. Bu konuda okuyabileceğiniz bazı İngilizce kaynaklar da mevcut; The Happiness Effect, The Ion Effect, Ion Miracle kitapları.

Negatif İyonların sağlığımıza faydaları nelerdir? 

  • Kandaki PH seviyesinin ortalama alkali seviyesinde olmasına yardımcı olur.
  • Hücre metabolizmasını canlandırır, hareketlendirir.
  • Bağışıklık sistemini regüle eder.
  • Sinir sistemini destekler.

Maalesef kıyafetlerimizle de toksin ve kimyasallara maruz kalıyoruz. Sally hem kendimiz hem de çocuklar için organik kıyafetler giyinmeyi de önerdi. Gıda dışında bir de başıma giyimi çıkarma dediğinizi duyar gibiyim. Ama tenimizin en çok muhattap olduğu şey kıyafetlerimiz ve en az ne yediğimiz kadar ne giyindiğimiz de önemli.

Çünkü kıyafetler de pek çok kimyasal ve boyalarla üretiliyorlar ve biz onları giydikçe bedenimiz onlara değiyor ve ondan etkileniyor elbette. Sally, sürekli doğada olamadığımız için Japonya’da Nefful adlı bir firmanın negatif iyonlu kıyafetler ürettiğini de anlattı. Kıyafetlerle ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz, iletişim bilgilerini paylaşmak için bana mesaj atabilirsiniz.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER