Kabul görme çocukların önemli ihtiyaçlarından biri olabilir mi?

2
110

Uzun zamandır bu sorunun yanıtını düşünüyorum. Bir çocuğun en önemli ihtiyacı nedir? Elbette pek çok ihtiyaç var, ilk başta şefkat, saygı, sevgi ve ait olma gibi. Zaten Maslow da böyle düşünüyormuş ve ‘İhtiyaçlar Hiyerarşisi’ piramidinin üçüncü katını sevgi ve ait olma ihtiyacına ayırmış ama sanki bunların yanına ‘kabul görme’ ihtiyacını da eklemek gerekiyor.

‘Çocuğumu olduğu gibi görüyorum, var olduğu şekliyle onu kabul ediyorum’ demesi kolay. Ama uygulaması çok da kolay değil. Bu aralar en büyük çabam çocuklarımın bu ihtiyacını keşfetme. Biliyorum ki çocukluğunda kabul görmemiş biri, yetişkin olduğu zaman da yine bu ihtiyacın peşinden gidiyor. Hatta ebeveyn olduğunda çocuğunun kabul görmesi hayatının en önemli alanlardan biri haline gelebiliyor.

İhtiyaçlar

Kendi ergenliğimden de hatırladığım en önemli ihtiyacım ailemin beni olduğum gibi kabul etmesiydi. Zaten ben sivilcelerimle kendimi olduğum gibi kabul edemiyordum. Öz şefkat o sıralar benden çok uzaktaydı. Hormonlarla başım beladaydı. Bir ara komple siyah giyiniyordum, sıra dışı ve benzersiz olmak istiyordum. Ailemin amacı ise benim ‘iyi bir hayat’ yaşayabilmem için okulda başarılı olmamdı. O yüzden onlar bu kabul ihtiyacının farkında değillerdi. O sırada ben de bu ihtiyaçtan bihaberdim zaten:) Aynen giyindiğim gibi, tuhaf davranışlarımla da kabul görmek istiyordum. Tüm bu ihtiyaçları keşfetmek sonraya kısmet oldu.

Anne olduktan sonra farkediyorum ki çocuğumu olduğu gibi kabul edebilmek için öncelikle benim kendimi olduğum gibi kabul edebilmem gerekiyor. Şu an olduğum ya da olabildiğim kadarıyla kendimi kabul etmek…

Olabildiğim kadar anne, olabildiğim kadar eş, olabildiğim kadar çalışan. Ama bu çok zor, değil mi? Çünkü insan hep daha fazlasının ve daha iyisinin peşinde. Bundan dolayı da sürekli bir arayış içinde ve kimse kendine yetmiyor.

Oysa ben tamım!

Oysa ben tamım, bütünüm, eksiğim yok, olduğum kadarım ve sen de öyle…

Kendimi olduğum gibi kabul ettiğim ölçüde çocuğumu da olduğu gibi görebilir ve kabul edebilirim…

O yüzden;

Sınırlarım olduğunu kabul ediyorum…

Her zaman doğruyu bilmediğimi kabul ediyorum…

Kalabalıklara zor girdiğimi ve çekingen olduğumu kabul ediyorum…

Çocuğuma her zaman nasıl davranmam gerektiğini bilmediğimi kabul ediyorum…

Bazen çocuğuma yanlış şeyler söylediğimi kabul ediyorum…

Bazen çocuğumun yanında an’da olabilmek için çok meşgul olduğumu kabul ediyorum…

Anne olarak güç ve kontrol duygularına sahip olduğumu kabul ediyorum…

Elimden gelenin en iyisini yaptığımı ve bunun yeterli olduğunu kabul ediyorum..

Sen neleri kabul ediyorsun kendine dair?

Çoğu zaman kendi ajandalarımızdan, çocuklarla ilgili hayallerimizden dolayı onların var oldukları halleriyle kabul görme ihtiyaçlarını fark edemiyoruz. Oysa onları oldukları gibi kabul edebilirsek, davranışlarından dolayı onları yargılamadan daha doğal onlarla iletişim kurabiliriz. Yargılamadan, ötekileştirmeden, art niyet aramadan, üstümüze alınmadan. Çocuklar kendi güçlerini bizim üzerimizde denemiyorlar, sadece kendi güçlerini keşfetmek istiyorlar. Davranışı negatif olsa da amacı bizi yenmek değil. Onun davranışının temelinde kendi ihtiyacı yatıyor…

Mesela aşağıdaki cümleleri söylemek ne kadar güç değil mi? Bunlarda bir terslik var, yardım etmeli, onu değiştirmeliyiz gibi hissetmiyoruz mu hepimiz?

Çocuğumun çekingen olduğunu kabul ediyorum…

Çocuğumun farklı olduğunu kabul ediyorum…

Çocuğumun değişime direnç gösterdiğini kabul ediyorum…

Çocuğumun utangaç olmasını kabul ediyorum…

Çocuğumum takipçi olmasını kabul ediyorum…

Çocuğumun patron gibi davranmasını kabul ediyorum…

Çocuğumun bazen baskı altında yalan söylediğini kabul ediyorum…

Çocuğumun dünyada kendine ait bir olma hali olduğunu kabul ediyorum.

Çocuğumun eşsiz bir kişiliği olduğunu kabul ediyorum..

Herkesin gelişime ihtiyacı var…

Her gün, her an hepimiz değişiyoruz, ben, sen, o… Onlar büyüyor, biz de büyüyoruz. Fikirlerimiz her an değişiyor. Pekala bu değişimi öz’e sadık kalarak yapmak da mümkün.. Öz’e kendini kötü hissettirmeden, öz’ü yargılamadan, öz ile ilişkide kalarak…

Şiddetsiz İletişim eğitmeni Sura Hart seminerinde kendi kızının hikayesini anlatmıştı. Kızı başka bir şehirde eğitime gidiyor ve yeni şehirde depresyona giriyor. Sık sık annesini arıyor ama hiç bir şey konuşmuyor. Annesi arama ihtiyacının onun sesini duymak istemesinden kaynaklandığını fark ediyor. Kızı hiç bir şey anlatmasa da, annesinin sesini duyma ihtiyacını karşılıyor. Biraz uç ve zor bir örnek gibi görünse de bu bir örnek. Yargısız durabilmek, soru sormadan cevap vermemek, gereksiz destek konuşmalarına girmemek, ‘ah ah tüh tüh yapmamak’ ve her şeyden önemlisi etiketlememek üzerine. Öz’ün o an ihtiyacı sadece annesinin sesini duymak hepsi bu…

Hepimizin en önemli ihtiyacı kabul değil mi? Bizi olduğumuz gibi, öz’ümüze sahip çıkarak, formlara sokmaya çabalamayan ebeveynler. Ve belki değişim, bir’lik bu kabulle başlıyor.

Onun eşsiz yolculuğunu ve yolculuğun ona ait olduğunu kabul edebilirsek onun kendi iç sesini beslemesine de yardımcı olabiliriz, bu sayede sağlıklı ilişkiler kurabilir ve bağımsızlaşabilir ve bağımsızlaştığında da kendi iç sesini kaybetmez…

2 YORUMLAR

  1. Güneş hanım merhaba, uzun zamandır yazılarınızı takip ediyor, zevkle okuyorum. Yazınızda bahsettiğiniz gibi hepimizin gelişime ihtiyacı olduğunu ve hızla gelişen dünya şartlarında bunun kaçınılmaz olduğunu anlayabilsek çocuklarımız ve etrafımızdaki insanlarla da iletişimde ve sorunda birçok şeyi çözebileceğimizi düşünüyorum. Bu arada benim de dünyalar güzeli üç tane kızım var. Selam ve sevgiler…

CEVAP VER