Nilüfer Devecigil ile bağlanma hikayelerimiz II.

0
163
İkinci bölüme Nülüfer’in içime akan şu sözleri ile başlamak istiyorum; ‘Yaraların ışığın içeri sızdığı yerdir. Yaralarına bakma cesareti ile iyileşirsin’.
Bağlanma çeşitlerini anlatmadan evvel şunu söylemek lazım, evet bağlanma konusu önemli, kendi bağlanmamızın nasıl olduğunu görmemiz de. Çünkü çocuğumuzdan da önce aslında bizler eşler olarak kendi bağlanmalarımız üzerinden ilişkiler kuruyoruz. Dolayısıyla eğer kendimizi keşfedersek, davranışlarımızın ardında yatan nedenleri ve tetiklenmelerimizi de daha net görebiliriz.
Diğer bir önemli konu hiç bir şey siyah beyaz değil. Yani bağlanma hayat boyu bir yolculuk , bambaşka bir yerden başlayıp çok farklı bir yerde de bulabiliriz kendimizi. Dolayısıyla bugün sağlıklı bağlanmamız yok diye karalar bağlamayacağız.
  • Peki ne yapacağız ? Çalışacağız.
  • Neyin üzerinde? Çocuğumuz ile ilişkimiz üzerinde çalışacağız.
  • Nasıl çalışacağız? Çocuğumuz ile ten teması, göz teması, dokunma oyunları, ilgi ve bağlanma oyunları ile.
  • Neye ihtiyacımız var? O an sadece orada olan (aklı başka bir yerde olmayan) bir ebeveyne.
  • Neden? Çünkü ilişkide kalmaz ve kendim üzerinde çalışmazsam, çocuğumu görmek yerine çocuğumu kendi geçmişimden görürüm. Böyle bakınca da çocuğumun ne hissettiğini, ne istediğini göremem çok normal.
Çünkü Mevlana der ki… ‘Bu beden bu insanoğlu bir konukevi gibi. Her gün başka bir misafir gelir. Onların hepsini içeri alın misafir edin, çünkü her biri size bir haber getiriyor, onların hepsi ile her gün iyileşiyoruz…’
Yani ne kendimize ne de çocuğumuza sadece bilişsel bir yerden bakmayacak aynı zamanda duygusal olarak da kendimiz üzerinde çalışacağız. Bedenimizi sinyallerini duyabilmeliyiz, kendi bedenimizin sinyallerini duyalım ki çocuğumuzunki de sinyal verdiğinde bunu anlayabilelim. (Yakında çıkacak kitabımda bu konular üzerinde epeyce yazdım, yakında müjdesini vereceğim :)) Bu arada ikinci bölüme geçmeden ilk bölümü okumadıysanız şuradan okuyabilirsiniz.
‘Bağlanma Kuramı’ nedir?
Bir birey ile kendisine en yakın kişi arasındaki ilişkiye bağlama denir. Bağlanma kuramı üzerine ilk olarak John Bowlby gözlemler ve deneyler yapmıştır. Güven duygusunu geliştirip duygusal yaşantıların düzenlenmesine yardımcı olarak duyguların ifade edilmesidir. Bağlanma kuramı üzerine internetten pek çok makale okuyabilirsiniz.
Bağlanma figürü kimdir?
Önemli: sadece anne veya baba değildir!
Çocuğun anne ve baba ile farklı bağlanma modelleri vardır. Çalışan ebeveyn olmak fark etmez, çocuk aynı zamanda bakıcısı veya bakım vereni (anneanne, babaanne vb.) ile de bağlanma ilişkisi içerisindedir.
Bağlanmaya derinlemesine girmeden tekrar hatırlatmak istiyorum; her zaman iyileşebiliriz. İlişki içerisinde birbirimizi iyileştiririz. Anne ile babanın arasında güvenli bağlanma varsa bundan da faydalanabiliriz.
Bowlby ‘Bağlanma Kuramı’ üzerine çalışırken nasıl bir deney yapıyor?
Deney sırasında bir yabancı, anne ve bebek odadadır, odada oyuncaklar da vardır. Anne çıktıktan ve özellikle döndükten sonra bebek kendini nasıl ifade ediyor, beden dili ne şekilde devreye girer bunlar kaydedilir. Burada asıl olan anne döndükten sonra bebekle yeniden birleşmenin nasıl gerçekleştiğidir.
Çünkü bebek ancak sağlıklı bağlandığı zaman ve kendini güvende hissettiği zaman gidip keşif yapar. Yorgun olduğunda, korktuğunda bağlanma figürüne geri döner kendini yeniden şarj eder. Bebek bağlanma figürü ile mutlu ve güvenli ilişkiler kurar.
Kendini yargılamadan önce: Bu bir deney, kendi çocuklarınızın elbette bu tip durumlarda nasıl davrandığını gözlemleyebilirsiniz, ancak bu çocuğunuzun bağlanma şeklini net olarak göstermeyebilir. Ayrıca bir kaç farklı bağlanma türünü çocuk farklı anlarda davranışları ile dışa vuruyor olabilir. Kural bir; sakin oluyoruz, ilişkide kalıyoruz, ihtiyaç duyduğumuz anlarda destek istiyoruz.
Bağlanma Çeşitleri
Bowlby bebeklerle gerçekleştirdiği gözlem ve deneyleri sonucu 4 bağlanma şeklini ortaya koyar;
I. Güvenli Bağlanma
Deney sırasında anne çıkınca bebek ağlar ve anne yokken ağlar. Bu çok normaldir. Bebek ağladığında biliyor ki ebeveyn geldiğinde ona destek olacak. Bebek tanımadığı bir yabancı ile kendini emniyette hissedemez. Oyuncakları ile oynayamaya devam edemez.
Anne odaya dönünce onun kucağına gider önce rahatlar ve sonra bebek oyuncakları ile oynamaya devam eder. Üstelik deneydeki anne çocuğun biyolojik annesi de değildir.

II.Kaçınmalı bağlanma:
Bakım veren bebeğin fiziksel ihtiyaçlarını karşılar ancak bebeğin duygusal ihtiyaçları karşılanmamaktadır. Bebek ihtiyaçlarının karşılanması için ağlamamayı öğrenir.
Kaçınmalı bağlanma gözleminde, anne odadan çıkarken çocuk ağlamamıştı. Odadan çıkan anne geri geldi, çocuk aldırmadı ve oyuncaklarla oynamaya devam etmişti.
Gözlemde, çocuk bağımsız görünüyor ama aslında bağımsız değil. Sinyallerini kimse duymadı ve artık sinyal vermeyerek hayatına devam ediyor. Bu çocukların kortizolları yukarıda. Örneğin Amerika’da bir araştırma var, ebeveynler böyle çocukları istiyorlar çnkü bunun sağlıklı olduğunu düşünüyorlar.
Kaçınmalı bağlanan bebekler yetişkin olduklarında derin duygusal ilişki kuramıyorlar. Duygusal bağlantı gerektirmeyen her şeyi hallediyorlar ancak duygusal bağlanmada zorlanıyorlar.
Kaçınmalı bağlanan yetişkinler çoğu zaman çocukluğunu hatırlamazlar. Fiziksel yakınlıktan haz etmez. Eşyalar insanlardan onun için daha güvenlidir. Annenle ilişkin nasıldı diye sorulduğunda ilişkiden bahsetmeden annenin yaptıklarını anlatırlar. Böyle bir bağlanmanın içerisinde olduğumda da bir şeyler sanki akmaz. Duygusal konuda bir sorun var gibidir. Sorumluluklarını yerine getirir, işini yapar ama bakım vermekte zorlanabilir. Ama her an söylediğim gibi beyin ilişkide iyileşiyor dolayısıyla biz istedikten sonra bugünden itibaren her zaman değişme şansı var.
III.Kaygılı bağlanma:
Kaygılı bağlanmada bebek zorlandığında anne bazen var bazense yok. Bu bebek için oldukça zor bir durum. Çünkü bebek hiç bir zaman tam olarak rahatlayamıyor. Bebek annenin kucağında rahatlayamadığı için de devam edemiyor. Annenin ne zaman şefkat vereceğini bilmediği için de ondan uzaklaşamıyor.
Bu tip bağlanma modellerinde anne yalnız olabilir, ya da iki işte çalışıyor olabilir. Aynı tepkileri veriyor çocuk ama anne geldiğinde de rahatlayamıyor. Kaygılı bağlanma içerisinde olan anne şunu söyler; tuvalete bile gidemiyorum. Çünkü kaygılı bağlanma ilişkiyi bağımlı hale getiriyor.
Bu gibi durumlarda nereden başlamalı? Tuvalete gideceğiniz zaman çocuğunuza ‘tuvalete gideceğim ister benimle gel, istersen kal.’ diye seçenek verebilirsiniz. Elbette sizinle gelecek. Ama her şey adım adım gerçekleşecek. Öncelikle ilk yılın güven kazanım çalışması yapılmalı. Çocuğa ben hep buradayım mesajı verilmeli.
Kaygılı bağlanan birey ilerleyen dönemde kontrolcü bir ebeveyn olabilir.
IV.Karmaşık bağlanma:
Ebeveyn korkutucu ya da travmatik olduğu durumlarda karmaşık bağlanma olur. Rahatlama figürü bebek için aynı zamanda korkutucudur. Çocuk için en büyük tehlikelerden biri de yüzüm başka içim başka. Çocuğun ihtiyacı benim içimle dışımın paralel olması. Çocukta donma, boş gözler, anlaşılmayan düşmeler olabilir. Bağlanma sistemim diyor ki korktun ebeveyne git, savaş kaç sistemim hayır gitme diyor. Kendi kendine sallanma olabilir. Destek ihtiyacı olan durumlar olabilir.
Yetişkin olduğunda çocukluğunda gördüğü ihlal edildiği davranışları yeniden görüyoruz. Bu yüzden yetişkinlerin kendi iç farkındalıklarını çalışmaları önemli. İlişkiler kaotik. Önce kendi içimi duyabilirsem ancak sonra çocuğumu duyabilirim.
Bağlanmanın self regülasyon ile ilişkisi nedir?
Regülatör elektrik akımının sabit olmadığı zamanlarda, elektrik yukarı çıktığında aşağı, aşağı indiğinde yukarı çekerek dengeleyen cihazdı. Bebek için regülasyon kavramını konuştuğumuzda, duygular çok yukarıdayken dengeleyebilen, ya da çok aşağıda olduğunda onu sağlıklı yere götüren sistemden söz ediyoruz.
Bebeğin kendi kendini regüle edebilmesi için öncelikle bizim onu regüle etmemiz ve co-regülasyon ile regüle olabilme hallerini ona hissettirmemiz gerekiyor.
Yani onun çok yukarıda olduğu anlarda, onun sinyalini duyup anlama ve onu rahatlatabilmeliyiz. Co-regülasyon olmadan çocuk kendi kendini regüle etmeyi öğrenemez.
Bazı dönemler oluyor bizler anne olarak eşimizden, arkadaşımdan co-regülasyon istiyoruz. Çünkü ilişkide iyileşiyoruz. Başımı omzuna koyup ağlayabilme hali benim bir yetişkin olarak regüle olma halim. Kendimi regüle etmek için sürekli yemeğe veriyorsam orada da bir sıkıntı olabilir.

Çocuğa regülasyon kavramını öğretebiliriz ve kendi kendini regüle edebilmesi için araçları öğretebiliriz. Örneğin; ‘istersen şimdi balon üfleyelim’ diyebiliriz. ‘Hayır anne kucağına gelmek istiyorum’ dedi. Ya da sıcak süt istedi, ve daha regüle hale geldi. Ancak regüle olduktan sonra beynin üst fonksiyonlar çalışır ve söylediklerime cevap verebilir, regüle değilken bunları yapamaz.
Ama bizler ebeveynler olarak bambaşka bir yerdeyiz. Yani ulaşabilsek anne karnının içindeki bebeğin çıkar çıkmaz bağımsız olmasını istiyoruz. Bağımsızlık bir süreç, ancak bunun farkında değiliz.
Benim ebeveyn olarak neye ihtiyacım var ?
  • Kendi geçmişimi fark etmek,
  • Göz temas, oyuncu ebeveyn, dokunma, ilişkiyi hayatıma katmalıyım..
Artık araştırmalar yapılabiliyor, ebeveynin bağlanması neyse o çocuğun anne karnında nasıl bir bağlanması olabileceğini öngörülebiliyor. Tabi eğer kendimle çalışmazsam. Ancak çalışırsam elbette bunu değiştirebilirim.

Güvenli yetişkin ne demek? (Şu sorunun cevabını uzun yıllardır arıyordum..:))

  • Şefkat ilgi bakım vermeyi bilmek

  • Şefkat ilgi bakım almayı da bilmek

  • Hem yalnız hem birlikte olmayı bilmek. Yalnız olduğumda da hayattan keyif alabiliyor muyum, ilişkideyken de hayattan keyif alabiliyor muyum? Eğer o gittiğinde mutlu oluyorsam, bu durumda ilişkiyi bilmiyorum.

  • Karşılıklı ihtiyaçlarını müzakere edebilmek.

Çocuğun her davranışı (olumsuz dahi olsa) bir yardım çağrısıdır. Çocuk için biraz çaba sarf ettikçe, birlikte iyileşiyoruz.
Mindful olmak nedir?
Çocuğun sinyallerini izlemek, kendimi fark etmek, kendimi izlemek, kendi tetiklenmelerimi görmek. ‘Bu benimle ilgili mi benim geçmişimle ilgili mi?’ bunu fark edebilmek. Yani şu anki davranışımda aslında ben kendi geçmişimden mi tetikleniyorum?
Dan Siegel diyor ki; ‘her an iyileşiyorum, sadece zaman ayırıp içime bakmam gerekiyor’. Bende ne olduğunu bilmem için geçmişin beni nasıl etkilediğini bilmem gerekiyor. Çocukların kabuklarını patlatabilmek için şefkatle ilişkiye ihtiyaçları var. ‘Senin yanındayım. Buradayım. Hassas ve kırılgan olmanın ne kadar zor olduğunu biliyorum. Bağırabilirsin. Benden nefret ettiğini söyleyebilirsin. Buradayım ve varım.’ mesajını vermeliyiz.
Bu bir duruşla onun tohumlarının açıp oluşmasına yardım edeceğiz.
Mindful süreçler neler olabilir?
  • Kendi geçmişimi fark etmek.
Kendi çocukluğunda yaşadıkların, kendi geçmişin, bugün çocuğunla ilişkini nasıl etkiliyor? Mesela en çok uykuda zorlanıyorsanız, o zaman çocuğun uyku zamanlarında yardım alabileceğimiz kimse var mı?
  • Mindfulness beynin dikkat kapasitesini arttırmaktır. Dikkati destekleyecek çalışmalar yapabilirim. Beden duyumlarına odaklanabilirim.
  • İlişkiye girme süreçleri, yani güvenli bağlanmaya destek olabilirim, dokunma önemli. Oyun önemi. ‘Senin bir sesin var, ve ben sesini duyuyorum’ mesajını verebilirim.
Çocuğumuzla oynayabileceğimiz bağlanma/ilişki oyunları neler olabilir?
  • Okuldan gelince her şey yerli yerinde mi kontrolü oynanabilir. ‘Senin gözlerin mor renkli miydi? Hım gel bakalım, evet gözlerin açık yeşilmiş.’ Aslında aşağıdaki her bir oyun örneğini siz çoğaltabilirsiniz, buradaki amacımız göz göze bir şeyler konuşmak, paylaşmak ve birlikte eğlenmek.
  • Her şey yerinde mi? Benler aynı yerinde mi? Parmaklar kaç tane bakalım, sayalım..
  • Yanakları şişirip patlatıyoruz karşılıklı. Sadece beden dilini yoğun olarak kullanıyoruz aslında.
  • Hayali makyaj yapma oyunu: Elle hayali makyaj yapıyorum ona, makyajı elimle yapıyorum. Ayna gösteriyorum. Bak diyorum ne kadar güzelsin. Hafif utanıyor, hafif seviniyor.
  • Masaj yapabilirsiniz. Örneğin parmaklarla beden üzerinde dağa tırmanır gibi omuzlara tırmanabilirsiniz.
  • Bir şeyler ters gitti, çocuğunuz gelip anlattı. ‘Neye ihtiyacın var?’ sorusunu sorabilirsiniz.
  • Yere uzanıp ayaklarınızın üzerine onu yerleştirip, uçurup, uçak yapabilirsiniz.
  • Baba ile oynanan itiş kalkış, boğuşma oyunları mükemmel, devam.
  • Sakız çiğnemek, balon şişirmek regülasyona destek olacak aktiviteler.
  • Tost oyunu; bir yastık koyup çocuğun üstüne hafif baskı yapmak(tüm ağırlığı vermeden) bu oyunlar sinir sistemini regüle ediyor.
Aslında buradaki prensip birlikte eğlenmek, dün akşam Cemre babası ile oynuyordu izledim, bir ara iki ayağı ile babasının ayaklarının üstündeydi öyle yürüdüler. Sonra onun elleri ortadaydı babası kendi elleri ile onun ellerini yakalamaya çalışıyordu. Tüm bunları oynarken Cemre kikirdiyordu sürekli. Sonra bir ara babasının gözünü kapattırdı, sürpriz yapıp ona şakalar yapıyordu. Onlar da tüm bunları oynarken aslında ilişkiyi geliştirdiklerinin ya da bağlanma oyunu oynadıklarının farkında değillerdi. Ama o an tarif edilemez güzellikteydi. Üstelik bu oyunlar için sadece kendiniz yetersiziniz, hiç bir malzemeye ihtiyaç dahi yok.
Yani aslında an’da kaldığınızda çocuğunuz da sizinle göz temasında oynamak için oyunları o yaratıyor 🙂
Kitap Önerileri:
  • Işığın Yolu / Nilüfer Devecigil
  • Oyun oynama sanatı/ Aletha Solter
  • Bilinçli bebek / Aletha Solter (0-2 yaş)
  • Çocuğunuza Kulak Verin / Aletha Solter (2-8 yaş)
  • Ey Travma Bizden Uzak Dur / Peter Levine, Maggie Kline
En zorlandığımız anlardan biri kreş geçişi, bu geçişi nasıl yapılabiliriz?
Kreş geçişlerinde çocukları çoğu zaman ağlarken kucaktan alıp susar diyorlar. Çocuğun hiç tanımadığı bir öğretmenle, hiç tanımadığı bir ortamda kalmasını istiyoruz. Oysa çocuğun öğretmenin güvenilir olduğunu bilmeye ihtiyacı var. Anne ile öğretmen arasında bir ilişki olduğunu bilmeye ihtiyacı var. 3-4 yaşında çocuğumu kreşe bıraktığım çocuk anne gitme demesi normal, sağlıklı bir durum aslında.
Örneğin bir arkadaşının çocuğu ile eve geldi, kucağıma almak istedim, gelmedi, gözlerini yukarı çevirdi. Çok normal. İlk sinyali aldım. Henüz kendini güvenli hissetmediği için kucağa alınmak istemedi. Önce evi gezdik birlikte, o sırada çocukla değil annesi ile sohbet ettim. Çocuk benim annesi ile ilişkimizi bildiği anda kucağa gelmeyi kabul etti. Bu süreç aslında sinyalleri izlemek anlamına geliyor. Önce güven ilişkisi kurulmalı, kucağa giderken bile böyle. Bu aslında bedenin ve sağlıklı bir sinir sisteminin kendi kendini koruma mekanizması yoksa bize gel diyen her yabancı ile giderdik değil mi?
Kreş geçişi sırasında 3-5 gün ebeveyn ortalıklardadır, çocuk birazcık alışır, ortamdakilerin kim olduğunu görür. Sonra geçişi nasıl yaparız, öğretmenden bize şu soruyu sormasını isteyebiliriz; ‘ben yokken sorumlu kim?’. Siz de cevap verin ‘sensin’. Sonra öğretmen size ‘siz yokken eğer isterse çocuğunuza sarılabilir miyim diye sorsun. Siz de ona ‘evet sarılabilirsin’ diyebilirsiniz. Bu şekilde öğretmen ile çocuk arasında güven ilişkisi kuruyoruz.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER