Sağlığa dair bir kaç öneri…

0
10
Çok paylaşamadım sizinle ama son bir ay sağlık açısından benim için biraz zorlu geçti. Ayağımdan bir operasyon geçirdim. Biliyorum çoğu geçti gitti, bitti, çok şükür. İyiyim, daha da iyi olacağım, çok şükür. Yürür yürümez dünyanın güzelliklerinin peşinden gitmeye devam…
Böyle anlarda insan sağlığın kıymetini çok daha iyi anlıyor ve çok düşünüyor. Ben de son zamanlarda aklımdan geçenleri dost hane bir öneriler demeti olarak sizinle paylaşmak istedim. Kim bilir belki birine faydalı olur…
  • Özel sağlık sigortası yaptırın.

    Her şeyin başı sağlık ama sağlık giderleri karşılanamazsa ciddi bir sıkıntı oluyor. Bu nedenle ilk önerim bir özel sağlık sigortası yaptırmanız doğrultusunda. Merak etmeyin yazı sponsorlu değil, her hangi bir markayı da önermiyorum:)
    İyi bir özel doktor muayenesinin ortalama 500tl olduğunu düşünürsek, aylık 150tl’lik bir sigorta yaptırmak daha ekonomik bir yaklaşım. Önemli konu şu; bunu sadece çocuğunuz için değil, tüm aileniz için yaptırın. Artık özel sağlık sigortaları artık eskisi gibi pahalı değil. Daha az satın alarak herkes kendi sağlık sigortasına sahip olabilir.
  • Düzenli muayenelerinizi er-te-le-me-yin!

    Smear olsun, kadın doğum vb düzenli doktor takiplerinizi mutlaka yaptırın. Çocuk odakta olunca insan kendini hem arka plana atıyor ancak unutma en değerli şey senin sağlığın, o olmayınca hiç bir şey olmuyor. Çünkü sen sağlıklı olmazsan çocuğuna da bakma şansın olmaz. Sağlığını önemse. Aile öykünüz olsun olmasın önemli değil düzenli takip, kontrol oldukça önemli. Düzenli kontrollerinize mutlaka gidin.
  • Erken teşhis hayat kurtarır!

    Ey analar bacılar, sağlığınızı, bedeninizi önemseyin. Bedeniniz sizin emanetiniz en değerli varlığınız. Onu tanımak, onda (varsa) değişimi takip etmek sizin tek yegane ve en önemli göreviniz (çocuğunuza ayıracağınız vakitten ve işinizden de önemli!!) Bedeninizi fark edin, pek çok konuda bilinçlendirme kampanyaları var, onları takip edin. Kendinizi gözlemleyin. Sizin düzenli olarak kendi kendinizi muayeneniz çok kıymetli, ‘benim başıma gelmez’ deme, erken teşhis hayat kurtarır.
  • Diyelim ki oldu ve size herhangi bir hastalık teşhisi kondu.

    Yapacağınız ilk şey hızlı ve sıkı bir doktor araştırması yapmak olsun. Her bir doktorun farklı görüşleri olabiliyor. Hiç bir haberi(bilgiyi) telefonda almayın, almayı red edin. Alanında en uzman doktoru bulup, ona görünmeye çalışın. Doktorunuzla aranızda güven ilişkisi olsun, güvenmediğiniz doktor ile asla ilerlemeyin.
  • Hastalığınızı küçümseyin..

    Belki size bir şey demek istiyordur, muhtemelen altında yatan duygular vardır. Ama en kötü acıların geçtiğini, kayıplarınız olduysa ölümün dahi yarası kalsa da unutulduğunu unutmayın, her şeyin geçiyor ve geçecek. Sakin olun. Grip oldunuz ve geçecek…
  • Enerjinizi pozitif tutun, çevrenizde pozitif güler yüzlü insanlar olsun.

    Sizi sarıp sarmalasınlar. Ailenizi yanınıza alın. Kimsenin size hiç bir hikaye anlatmasına izin vermeyin! (olumlu dahi olsa) Çünkü hiç kimsenin sağlığı bir olmadığı gibi, hikayesi de bir değil. Kulaklarınızı tıkayıp dinlemek istemiyorum diyebilirsiniz. İnsanlar bunu iyi niyetle yapıyor ama bazen zorlayabiliyor.
  • Senaryolar yazmayın.

    Bu tip durumlarda insan ya geçmişe gidip kendini suçluyor (ah o muayeneyi daha önce gitseydim vb.), ya da geleceğe gidip çocukların geleceği için endişeleniyor. An’da kalmaya çalışın. Sizi geçmişe götürüp suçlayan, geleceğe götürüp korkutan düşüncelere ‘hey bir durun’ diyin. Size ne zevk veriyorsa onu yapın, gevşemeye çalışın, kendinizi sıkmayın, neşeli ya da ruhunuza iyi gelen müzikler dinleyip, size iyi gelen insanlarla birlikte vakit geçirin.
  • İnternetten hiç bir şey as-la okumayın.

    İnternet hem çok güzel bir şey hem de çok kötü. Maalesef özellikle sağlık konularında ciddi bir kirlilik var. Hiç bir hastanın durumu asla aynı değil, bu nedenele sakın ama sakın okumayın. Sadece doktorunuzdan bilgi alın. Çok zor biliyorum ama inanın denerseniz mümkün ve daha güzel.
  • Kendinizi suçlamayın.

    Kendinizi suçlamanın kimseye hiç bir faydası yok. Bazı maçlardan sora futbolcular der ya; ‘önümüzdeki maçlara bakacağız’, aynen böyle işte, önünüze bakın gerinize değil.
    Bazen her şey olması gerektiği an’da, olması gerektiği şekilde oluyordur belki de.. Kendinizi hiç bir şey için suçlamayın. Suçlu yok, suçlamak yok kurban yok…
    Bugün sevgili Nilüfer Devecigil konuşmasında Rumi’nin Misafirhane şiirini hatırlattı, onu da şuraya ekleyeyim, zihnimizin bir köşesinde dursun.
    MİSAFİRHANE
    İnsan kısmı bir misafirhane, 
    Her sabah yeni birisi gelir. 
    Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik, 
    Aniden farkına varmak bir şeyin, 
    Hepsi beklenmedik misafir. 
    Hepsini karşılayıp eyle! 
    Evini vahşetle süpürüp, 
    Bütün mobilyalarını boşaltan 
    Bir kederler kalabalığı bile gelse. 
    Her geleni alnının akıyla misafir et. 
    Olur ki yeni bir zevk getirmek için 
    Boşalttılar evini. 
    Karanlık düşünce, utanç ve garez, 
    Hepsini gülerek karşıla kapıda 
    Ve buyur et içeri. 
    Minnettar ol her gelene 
    Kim gelirse gelsin. 
    Çünkü bunların her birisi 
    Öte taraftan bir kılavuz olarak gönderildi.

    Olağanüstü değil mi?

  • Geleceğe dair hayaller kur, içindeki çocuğa sarıl onu sarmala…

    Mesela beş yıl sonra ne yapıyorsunuz, ya on yıl sonra. Peki ya 80 yaşındayken ? Hayali bile güzel değil mi? Torunlar gelmiş mi kucağınıza? Hayal etmek güzel şey, hele geleceği çok çok daha güzel..
    Şifalı, mutlu ve sağlıklı günler dilerim…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER