Clémence Jeay ile ‘Ostoepati Nedir?’

Clémence Jeay ile gerçekleştirdiğimiz Osteopati röportajını keyifle okumanız dileğiyle.

Sevgili Clémence seni biraz tanıyabilir miyiz? 

Osteopati uzmanlığımı Fransa’da okudum. Fransa da Osteopati diğer bilim dalları gibi, isterseniz tıp okuduktan sonra Osteopati eğitimi alabiliyorsunuz. Henüz Türkiye’de yaygın olmasa da Fransa’da oldukça yaygın. Ana olarak iskelet sistemi ve organlar üzerine tedavi uygulanıyor.

Ostepatinin temelinde ‘bedenin kendi kendini iyileştirebilme gücü’ var. Yani doğru uyaranlarla doğru temas edildiğinde beden kendini iyileştirebiliyor. Çünkü beden oldukça akıllı bir mekanizma. 2010’da Ostepati alanından mezun oldum. 2010-2015 arasında İsviçre’de çalıştım. Halen İtalya ve farklı ülkelerde seminer ve çalışmalarıma devam ediyorum.
Çocukluğumdan süresince ailemle birlikte Türkiye’ye tatile gelirdik. Pek çok Türk arkadaşım vardı, Türkiye’ye çok seviyordum  ve yerleşmeye karar verdim.
Bizim için Osteopati çok yeni bir kavram. Osteopati tam olarak nedir? 
Osteopati,140 yıl önce Amerikalı doktor Andrew Taylor Still tarafından geliştirilmiş. Tıp ve yerlilerin eski iyileşme tekniklerinin birleşimi şeklinde oluşturulmuş.  Osteopati, vücuttaki problemi sadece ağrı olan bölgede aramaz. Ağrının kaynağını tespit ederek sorunu çözmeye çalışır. Vücuttaki hareket, dolaşım, sinir sistemi ve organların doğru çalışmasını uyararak vücudun kendini iyileştirme potansiyelini harekete geçirmeye çalışır. Böylece vücutta iyileşme sağlanabilir. Amerika’ da ve Avrupa’ da yaygın olarak kullanılmakta.
Ostepati; hareket sistemi, visseral sistem (iç organ sistemleri), cranio-sacral sistem, fasialar (vücudun zarları), sinir sistemi ve dolaşım sistemi üzerinde çalışarak, sağlığın devamlılığı için bunların uyum içinde çalışabilmelerini sağlamaya çalışır.
Uzmanlığın hangi alanda Clémence ? 
Türkiye’de daha çok hamileler, anneler ve bebeklerle çalışıyorum.
Osteopati bebeklerin hangi sorunları ile ilgilenir? 
Osteopati pek çok ülkede tıbbın bir alt uzmanlık dalı aslında. Osteopati biliminde eğer gerekli tüm bilgiyi bedene verirsek beden kendi kendini iyileştirebilir görüşü vardır.
Örneğin hamilelik boyunca annenin adrenalini yüksekse, bebeğin de yüksek olacaktır. Ayrıca adrenalin bir nöro iletendir ve sinir sistemine sinyal gönderir. Eğer bebek sürekli adrenalin sinyali alıyorsa, sempatik sistemleri yüksek ve parasempatik sistemleri düşük olabilir. Bu da kendini regüle etmesini ve dengede tutmalarını zorlaştırabilir. Bu gibi durumlarda bu iki sistemi linkleyen tüm anatomik sistem üzerinde çalışırız.
Aynı şey travmatik doğumlar için de geçerlidir. Eğer travmatik bir doğum gerçekleşmişse örneğin bebek kordonu boğazına dolanmış şekilde doğduysa ve kafasını oynatamıyor olabilir. Bu gibi durumlarda tüm boyun üzerine çalışırız ki bebek kafasını iki yana da çeviriyor olabilsin. Aslında insan vücudu ile ilgili her şey çok iç içe. Pek çok sinirimiz var, pek çok organa giden. örneğin mideye giden sinirler de boynun üzerindeler. Eğer bebek boynunda kordonla doğmuşsa sinirler de doğru şekilde sitimüle edilemezler. Bundan dolayı bebek midesinde de sıkıntı yaşayabilir ve bebek bundan rahatsız olabilir.
Diğer örnekler;
  • Başını hep aynı yöne yaslayan, diğer tarafa çeviremeyen bebekler,
  • Bebeğin yassı kafalı olması,
  • Vakumla doğum ya da forseptle yapılan doğum sonrası bebekte sorunlar oluşabilir. Beyinde 12 farklı çift sinir vardır. Travmatik bir doğum olduğunda bu sinirlerin fonksiyonu aşağıya çekilmiş olabilir. Aynı şekilde kanaldan uzun sürede, 5-6 saat gibi çıkmaya çalışan ve o sırada kanalda kalan bebekler de olabilir. Bu konu üzerine de çalışıyoruz.
  • Bazen bebek hamilelik süresince hep aynı pozisyonda yatmış olabilir, bu da doğum sonrasında bebeğin bazen olmayacak şekilde yatmasını sağlayabilir.
  • Bazen bebeği ebe çekmek zorunda kalır, anne her giydirme sırasında bebeğin kolunu vermediğini söyler, o sırada bebeğin omzu acıyor olabilir.
İnanılmaz gerçekten.. Alice Miller’ın kitabında dediği gibi ‘beden unutmuyor’..
Özellikle sezaryenin yaygınlaşması ile birlikte bebeklerde görülen kolikte ciddi bir artış var. Bazı kolik bebekleri mama rahatsız edebiliyor ya da annenin beslenme şekli, iyi bakterilerden mahrum doğma kolik nedenleri arasında. Türkiye’de bazı hastanelerde sezaryen ile doğan bebeklere hemen doğum sonrası probiyotikler verilmeye başlandı. Bazen kolik bebeklerde uzman desteği ile probiyotik takviyesi bile çok işe yarayabiliyor.
Doğum bazen anneler için de travmatik olabiliyor.
Evet olabiliyor örneğin travmatik bir epizyotomi gibi, bu konular üzerinde de çalışıyoruz.
Terapistlerle de ortak çalışmalar sürdürüyor musunuz? 
  • Evet kesinlikle. Bazen anneler çocukları içe dönük olduğu için gelebiliyorlar.  Bunun elbette pedagojik değerlendirmeleri yapılır. Eş zamanlı olarak çocuğun bedenine de bakmak gerekiyor. Çünkü çocuk beden içinde kendini rahatsız hissettiği için de içe dönük bir yaklaşım sergiliyor olabilir. Postürde sıkıntı varsa çocuk kendini dünyaya açamaz.
  • Bazen çocuktaki sorun göz önünde oluyor, örneğin çocuğun sakar olması, sık sık düşmesi gibi.
Sorunlara bütünsel bakabilmek çok önemli ama bizim ülkemizde bu çok yok sanırım. Yani ayak ile ilgili bir sorun varsa, doktora gittiğinizde ayak üzerine yoğunlaşıyor, postür, duruş vb konulara değil…
Evet örneğin Fransa’da Osteopati doktorları göz, diş ve ayak doktorları ile birlikte kooperatif olarak çalışırlar. Örneğin Fransa’da Disleksi (öğrenme bozukluğu) konusu araştırılırken, göz doktoru odaklanma ile ilgili konulara bakar, osteopat duruş ve postürü inceler çünkü postür iyi durumda değilse yazma üzerine çocukla çalışmak da mümkün olmayabilir. Önce postür üzerine çalışılır sonra yazma üzerine. Sonra konuşma terapisti ile çocuk devam eder ve oldukça iyi sonuçlar alınır.
Bazen bir çocuğun yaşadığı zorluğu bir kaç uzman birlikte çözüyor olabilir, bu şekilde soruna da daha bütüncül yaklaşılmış olur.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER