Yeni Kitap Önerisi: Oyun Oynama Sanatı / Aletha Solter

0
100

Daha önceki yazılarımda Aletha Solter’in ‘Çocuğunuza Kulak Verin’ kitabından söz etmiştim, bu kitap 2-8 yaş arası dönemi kapsıyordu. Bebeklik dönemi için ise yine Aletha Solter’in ‘Bilinçli Bebek’ kitabını okuyabilirsiniz; bebeklik döneminde bebeğinizle nasıl sağlıklı bağlanabilirsiniz, bebekler neden ağlar, ağlamaya nasıl müdahale edilmelidir, bebeklerde uyku gibi ihtiyaç duyacağınız pek çok konu bu harika kitapta yer alır. Hatta bebek doğmadan önce tek bir kitap okuyacağım derseniz size önerim ‘Bilinçli Bebek’ olur. Bugün size ‘Aware Parenting’in kurucusu Solter’in ‘Oyun Oynama Sanatı’ kitabından bahsetmek istiyorum. Yazarın iki yıl önce ‘Attachment Play’ adı ile yayımlanan kitabı Doğan Kitap tarafından Türkçe’ye çevrildi.

Çocuklar için oyun mühim bir mesele, çocuklar neden serbest oyun oynamalılar başlıklı yazılara blogda pek çok sefer yer vermiştim. Aletha Solter anne-bebek/anne-çocuk arasında oluşabilecek o olağanüstü bağı kurabilmek için harika bağlanma oyunları önermiş bu kitabında. Üstelik bu oyunlar için ne malzeme gerekiyor ne de başka bir şey. Sadece siz ve çocuğunuz yeterli. Oynarken, biraz çocuğu anlayan yerden bakmak, empati kurmak, biraz onun duygularını fark etmek ve yansıtmak ve daha çok oyunda onun liderliğinde ilerlemek konusunda fark yaratabilecek öneriler var. Eğer yeni doğum yaptıysanız ya da bir kaç yaşında iletişimde zorlandığınız bir bıdığa sahipseniz, sınır koymada zorlanıyorsanız bu kitabı bence mutlaka okumalısınız.

Bağlanma oyunları nedir, nasıl oynanır, oyunla disiplin mümkün mü, öfke ve saldırganlık durumlarında oyun nasıl işe yarar, ayrılık, okul stresi, korku, kardeş gibi aslında çok zorlandığımız ve sıkıştığımız alanlarda oyunla çocuğun dünyasına nasıl girebiliriz, konuları kitapta yer alıyor.

Özellikle güç savaşları ve kızların oyunda hep kazanmak istemeleri zaman zaman beni kaygılandırıyordu. Hep kazanma gücünü onlara verince kaybetmeye tahammül edemeyeceklerine dair birbir endişem vardı. Kitapta pek çok durumda çocuğa liderlik vermenin, onunla yastık savaşı oynarken oyunu kaybeden olmanın önemini bir kez daha kavradım. Oyunda gücü ona vermek, onun kazanan olması sürekli kendini güçsüz hisseden bir çocuğun en önemli ihtiyaçlarından birini karşılıyor.

Bir diğer zor konu büyümüş çocuğun aniden bebek gibi davranmaya başlaması. Bu gibi durumlarda anneler olarak ‘çocuğum sen büyüdün, sen kendin yiyebilirsin, sen kendin yürüyebilirsin, şimdi kucağa ne gerek var…’ gibi yaklaşabiliyoruz. Ancak Solter der ki ‘Çocuğunuz bir bebek gibi davranmaya başladıysa endişelenmeyin. Onu kollarınıza alın. İhtiyaç varsa ninniler söyleyin, ayak parmakları ile oynayın. Çocuğun yaşça geriye gittiği oyunları oynamak için en doğru zaman, yeni bir kardeşin doğumundan sonra büyük olanın kendi yerinin sarsıldığını hissettiği zamandır….’

‘Bazen sınır koymak da öfke nöbetine neden olabilir’ diyor Solter. ‘Makul bir sınır koyduğunuzda (o gün ona oyuncak almayacağınızı söylemek gibi), çığlıklar atmaya başlayıp çılgına dönüyorsa, teslim olup kararınızdan vazgeçmeniz gerekmez. Bununla birlikte çocuğunuzun da duygularını ifade etme hakkı vardır ve sizin desteğinize ihtiyaç duyar.’ Bizim için de en zoru o an’larda sakin kalıp, orada durabilmek, duygusunu yaşayabilmesine izin vermek sanırım.

Sınır koyma en zorlandığımız anlardan biri. Sınır koyarken oyun fikri ilk başta tuhaf gelse de aslında ne güzel işleyebileceğini fark ettim. Solter acil sınır durumlarında durumu açıklamayı, çocuğun ihtiyacını bulmayı ve sonrasında da eğlence katmayı öneriyor. Bu bölümde anlatılan ‘hayvan mağarası’ oyununa bayıldım. ‘Yere koyduğunuz büyük bir çember ya da bir ip parçasıyla hayal ürünü bir mağara oluşturabilirsiniz. Çocuğunuza mağarada uyuyan bebek aslan, sizin de yavru aslanın kaçmaması için ona göz kulak olan anne asla olduğunuzu söyleyin. Sonra da onu çemberin içine koyarak arkanızı dönün ya da biraz uzağına gidip ‘umuyorum minik yavrum mağarada durur, ben avlanmaya gidiyorum’ deyin. Çoğu çocuk gizlice mağaradan kaçacaktır…’ Sınırların belirlenmesi için harika bir oyun fikri değil mi?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER