Bizi en çok inciten en yakınlarımız mı yoksa kendimiz miyiz?

2
95
Anne olunca suçluluk duygusu da paket olarak kucağına düşüveriyor insanın. Bir kere dünyaya getirdin ya, tüm sorumluluk sende, o yüzden de anneysen her şeyden dolayı baş suçlu sensin.
Ağlasa ‘neden ağlıyor bu çocuk’ diyen sesler çevrende, ‘neden onu susturamıyorum’ duygusu içinde. Hasta olsa ‘iyi giydirmemişsin’ sesleri çevrende ‘çocuğu üşüttüm işte’ duygusu içinde. Zamanında giydirmediğim için hasta oldu fikri zihninde. Büyüdü okula yazdırdın ama başarılı olamadı, o zaman suç sende, tabi ki yanlış okula yazdırdın:) Aldığın ayakkabıyı giyince ayağına vurdu, yok ayakkabı kötü tasarlanmış olamaz, sen yanlış aldın. Kısaca sen hep ama hep suçlusun. Üstelik bunu kimsenin sana söylemesine gerek yok dedim ya paket olarak sana yüklendi bu. Eğer sen de zaman zaman bu paketin ağırlığı altında kendini ezilmiş hissediyorsan bir şey diyeceğim sana.
Ya öyle değilse, ya  her şeyin sorumlusu ve suçlusu sen değilsen? Aslında her şey olması gerektiği zamanda, olması gerektiği şekilde, olması gerektiği hızda oluyorsa? Ya o an sadece öyle olması gerekiyorsa? Yani ağlamasının nedeni sen değilsen, ayakkabının tasarımı kötüyse ya da üşüttüğünden değil de mikrop kaptığından hasta olduysa… Bu durumda ne olacak hissettiğin onca suçluluk duygusuna?
Ne kolay suçluyor insan kendini. Elif Şafak ‘bizi en çok inciten en yakınlarımızdır’ demişti. Bence bizi en çok inciten yine kendimiziz. Zihin hep yargıç koltuğunda bu yüzden de kalp hep müebbet hapiste. Solucan kaygılar 24 saat nöbetçi, beyni kemiriyorlar. Durdurmak mümkün mü? Sanırım değil. Belki bazen kendini yargılamak faydalı, ama sadece dozunda.
Şimdi biraz düşünmeni rica ediyorum. Çocuğunla ilgili zihninden geçen ‘tüm acabaların’ sorumlusu sen misin? Elbette bu düşünceler zihnine gelecek ama geldiklerinde onların seni yiyip bitirmelerine izin verme. Onları geldikleri yere göndermeye ne dersin? Zihnine geldikleri gibi geçip gitsinler..
Evet, annelik çok ciddi bir mesele, ama biz kendimizi biraz tiye alırsak belki daha eğlenceli olur.. Kim bilir? Unutma sen harika bir annesin! Bugün aynanın karşısına geç ve tekrarla ‘ben harika bir anneyim’. Çünkü öylesin.

Hafta bu şarkı ile başlamıştı, bu şarkı ile bitsin. Sözleri;

‘Ama her şeyden önce ben bir insanım, her şeyden önce sen de sadece bir insansın.
Suçunu benim üstüme atma…  Kendini suçlama…’

2 YORUMLAR

  1. Merhaba Güneşanne. Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık. Kızlar ne güzel büyüyüp, arkadaş oldular maşallah 🙂 Önce size zorluk olmuştur ama şimdi yaşlarının yakın olması daha rahatlatmıştır. Çizgi film, telefon yada ıpad kullanımını nasıl kısıtlıyosunuz? Benim 4,5 yaşında bi kızım var. Bu konuya çok önem veriyorum. 3 yaşından önce ne telefon nede çizgi film bilmedi. Şimdi günde 30 dk çizgi film izliyor. Gündüz tv açık değil ve babaannesi pek cep telefonu kullanmadığı için alışkanlığı da olmadı  Akşamları ve hafta sonları bizim telefonlarımızdan baby einstain, Niloya’nın bazı bölümleri, İngilizce finger,bus gibi görselli şarkıları dinliyor. Max 30 dk. Bazende birlikte çektiğimiz resim ve videolara bakıyor. Hatta bazen kendi de fotoğraf çekiyor. Sizce çok mu?çok sevgiler

    • Sevgi hanım merhaba, burada herhangi bir öneri vermekten imtina ediyorum biliyorsunuz ve vermemeye de çalışıyorum. Ama madem sordunuz tabi ki yanıtlarım:) Bence 30dak çok değil, ama benim ne düşündüğümden çok sizin ne düşündüğünüz önemli. Ekran bağımlılığı korkusu hepimizde var, bende eskiden daha da şiddetliydi, ama artık zamanı sınırlayarak veriyorum. Aslında biraz günü nasıl geçirdiğimize bakıyorum. Bütün gün parkta çok yorulmuşsak, eve dönüp çizgi film izlemeyi hepimiz hak ediyoruz:) Elbette asla ben önermiyorum ama onlardan talep geliyor. Çok sakındığımız konularda çocuklar daha çok üstüne gidiyorlar. Ben gün içinde hareket etmeleri, birlikte kitap okumayı ve oyun oynamayı seviyorum, bunun dışında kalan zaman oluyor, onu da çizgi filmle değerlendiriyoruz. Umarım yardımcı olmuştur. Sevgilerimle,

CEVAP VER