İkinci olmak zor dostum!

1
113

Okuldan gelmiş aynanın önünde kendi kendine oynuyor. Pamuk gibi, hiç sinirli ya da yaramaz değil, hatta oldukça sakin. Oysa bir araya geldiklerinde kedi köpek gibi birbirlerine giriyorlar.

Bir an düşünüyorum da o hiç sahiden ‘yalnız’ olmadı ki. Hiç bir zaman evin ‘tek’ çocuğu gibi hissedemedi. Çünkü onlar hep iki çocuktu, yani o doğduğundan beri. O ikinciydi. Benim için bir ve iki bir olsa da, kim bilir belki o hep kendini ikinci hissetmişti.

Kendinden çok da büyük olmayan bir ablası vardı. Yaş farkları on sekiz ay olmasına rağmen abla muamelesi yapılmış abla, hep yaşından olgun davranıyordu. Zira abla olmak da bunu gerektirirdi.

Hani hep ufaklar yaramaz olur, ablalar toparlayıcı derler ya. O ablaya biçilen rol müdür aslında? Ya da ufaklıklar ‘yaramaz’ diye bir ara etiketlendirildiklerinden ve hep sırtlarını dayayacak bir ablaları olduğundan mı ‘yaramaz’ kalırlar. Aslında ‘küçük olmak’ ardına sığınacak çok güçlü bir maske midir?

Bizim eve dönersek küçük olan küçüktü, dolayısıyla kod adı: yaramaz ve hareketli olmak onun rolüydü. Açıklaması hep vardı ‘ama ben küçük olduğum için yapamıyorum’.

Bu ‘ben yapamıyorum’ halleri sık sık onda yetersizlik hissi uyandırıyordu. Ablası gibi resim çizmek isteyip başaramayınca sinirleniyordu. Çünkü ablası her şeyi ondan daha iyi yapıyordu. Zaman zaman resimleri abla tarafından eleştiriliyordu. ‘Senin resimlerin çirkin’ diye. Anne duruma el koyup ‘herkes kendi yaşında, kendi dünyasında resimler yapıyor. Resimde, sanatta güzellik, çirkinlik, beğeni göreceli kavramlar. Kendi yaptığımızı kendimiz beğenmeliyiz, başkalarının ne düşündüğü sadece onların fikirleridir’ diye dillendirse de, bu yetersizlik hissi ister istemez onda öfke yaratıyordu.

En büyük sorun da oyuncaklardı. Tüm oyuncaklar ablanındı, genellikle abla kendi beğenmediklerini ona itekliyordu. Ya da o farkında olmadan en sevdiği bebeği okula götürüp bir daha da geri getirmiyordu. Ne acayip bir davranış değil mi? Hayır henüz yer cücesisiniz, ne ara büyüdünüz de bunları düşündünüz…

Bir de elbise konusu var tabi, kız evlat sahibiyseniz elbise konuları sizi de yoruyor olabilir:) İkinci çocuk olunca ister istemez ablanın eski kıyafetleri senin oluyor. Arada minik alışverişler olsa da, montlar, elbiseler hep abladan geliyor. Bunda dair henüz bir duygu ifadesi duymasak da önümüzdeki bir kaç yıl içinde buradan gol yiyeceğimizi düşünüyorum.

Biraz empati yapınca ikinci olmak da zor be dostum. Bir de ikincilere hep küçükmüş, bebekmiş gibi davranınca onlar da pek büyümek istemiyorlar sanırım.

Bu aralar çocuklarla birebir zaman geçirme konusuna takıldım. İyi bir fikirmiş, ara sıra denesem da her zaman yapamadığım bir konu. Oysa ki ne kadar önemli. Her çocuğun anne ve babası ile ayrı ayrı, bağımsız olarak vakit geçirmeye ne çok ihtiyacı var.

Çünkü onun da tek olduğuna, sevildiğine, ikinci olmasına rağmen ailede yeri olduğuna, kabul gördüğünü hissetmeye ihtiyacı var. Bu duyguları çoğu zaman kalabalık ve harala gürele içinde vermek çok mümkün olmuyor. O yüzden bu birebir zamanlar çok kıymetli.

Gözlerin sadece onun üzerinde olduğu, kulakların sadece onu dinlediği ve kelimelerin sadece ona cevap verdiği anlar çok değerli. Kısa olsa da var olmaları çok önemli bence…

1 YORUM

  1. hele bir de ortanca oldukları zaman yok mu😕o daha zor…büyüğüne yanaşır hayır sen küçüksün. ..küçüğe yanaşır hayır sen büyüksün…ben neyim ne..kötü ya ..işleri çok zor😕

CEVAP VER