Diş perisi var mı yok mu?

0
284

Bir zamanlar ateşlerle çıkardığımız süt dişleri birer birer düşmeye başladı. İlk kez dişi düşeceği için bu onun için endişe vericiydi. Nasıl çıkacak, kanayacak mı, acıyacak mı gibi onlarca soruyu her gün soruyordu. Sonra bir baktık ki arkadan yeni bir diş çıkmaya başlamış bile. Tabi arkadan çıkan diş öndekini zorladı ve zayıflattı ve diş artık bir gün ‘beni al’ demeye başladı. Bu tip işler bana zor geldiği için konuyu babaya havale ettim. Diş o kadar zayıflamıştı ki pıt diye elimize geliverdi.

Ben şaşkınlık içerisindeydim. Elbette beklenmedik bir durum değildi. Ama hangi ara büyümüştü de ilk süt dişi düşmüştü. Hayır daha dün gibi, bu dişler çıksın diye geceler boyu uyumamıştık da… Bu kadar kısa mı olacaktı ömürleri? Tabi işin şaşkınlığı bir yana benim de içimi sıcak bir mutluluk dalgası kaplamıştı.

Nisan dişi düştüğü için çok mutluydu, bu büyük bir haberdi. Tüm aileyi arayıp hepsine tek tek anlattı. Çünkü dişinin düşmesi onun için büyümenin bir göstergesiydi. Artık kocaman kız olmuştu. Ertesi gün ‘anne artık büyüdüğüme göre oje de sürebilirim değil mi?’ diye sormuşluğu da var tabi:)

Tabi bu sevinci ben de taçlandırmak ve ona bir sürpriz yapmak istedim. ‘Bu akşam dişini yastığın altına koyalım bakalım diş perisi sana ne getirecek’ dedim. Sevinci ikiye katlandı. Evde önceden alıp henüz vermediğim minik bir hediye vardı; peri kanatları. Dişini birlikte bir kutuya koyup sonra da yastığının altına koyduk. Aslında kutunun kapağını da kapamıştık ama o açmak istedi, diş perisini onu öyle alamazmış, açık durması daha iyiymiş:)

O gece peri geldi, dişi aldı, hediyeyi de yatağın yanına bıraktı. Sabah erkenden uyanan Nisan koşarak yanıma geldi. ‘Anne bak diş perisi harika bir şey getirmiş bana’, mutluluktan gözleri parlıyordu. Cemre’nin dişi henüz düşmedi ama diş perisi ablasına sürpriz yapınca ona da sürpriz yapmaya karar vermiş. Çok eşitlikçi bir diş perisiymiş kendisi.

Alttan birinci diş gittikten sonra hemen yanındaki diş de sallanmaya başladı, fark ettiğimizde arkadaki dişin yarısı çıkmıştı bile. Bu dişler nasıl hızlı çıkıyorlar anlayamadım, hızlarına yetişemedim. Bizimki acayip mutlu tabi. Biraz daha büyümüş olmanın havalarında…

Bu sefer ön dişin kendini bırakması biraz daha uzun sürdü. Biz de çok zorlamadık ve biraz zamana bıraktık. Bir noktada artık çok sallanmaya başladı ve o gece almaya karar verdik. Tesadüfe bak ki o gece evde hediye mediye yoktu. Ben de ne yapayım ‘diş perisine haber vermedik o da hazırlık yapamamış’ dedim. Demez olaydım. ‘Anne aslında diş perisi sensin biliyorum ben, diş perisi yok değil mi?’ dedi.

‘Aaa olmaz olur mu’ derken bir yandan da gülüyorum tabi, bu tatlı kızgınlığı çok sevimli geliyor. Sonuç olarak diş perisi ilk gece hediye getiremedi ona. Sabah uyandı sinirli sinirli yanıma geldi, ‘Diş perisi gelmemiş, söyle ona bu akşam gelsin’ dedi. ‘Tamam söyleyeceğim’ dedim ve bana oyuncakçı yolu göründü. Dönüp dönüp ‘biliyorum diş perisi yok, diş perisi sensin’ demeye başladı. Var-yok konusuna çok girmeden ama ‘bak sana ne güzel hediyeler getirmiş’ dedim. Sanırım ben de içimde bir yerlerde diş perisinin var olmasını istiyorum da ondan. Zaten dünya büyüdükçe yeterince gerçekçi, bari çocukken periler olsun değil mi?

Kendi diş çıkma deneyimlerimi hatırlıyorum da, ilkokulda bir arkadaşımın dişi sallanınca öğretmen bir ip bağlar, bir ucunu da kapıya bağlar, kapı kapatılınca da diş çekilirdi. O zaman bize oyun gibi komik gelirdi. Şimdi düşününce biraz acımasız geliyor. Diğer yanım şimdi pamuklara sarıp sarmalıyoruz, ama büyüdüklerinde gördükleri dünya bu kadar pamuk olmayacak diyor…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER