Ben bugün okula gitmeyeceğim!

0
582

Bu sabah ağlayarak yanıma geldi, kardeşi en beğendiği kedili torbayı almışmış.

  • Ben: Kedili torba mı ?
  • Nisan: Evet kedili.
  • Ben: Hımm.. Hangi kedili torba, nereden çıktı bu torba mesela?
  • Nisan: Sen getirmiştin ya…

Demek bir ara eve kedili bir torba getirmişim ve bunu şu anda hatırlamıyorum. Hay Allah getirmez olaydım diye düşündüm.

  • Nisan: Kedili torbam yoksa okula gitmiyorum işte! Böö  (Ağlama efekti, iki göz iki çeşme)
  • Ben: Kızım kedili torba ile okulun ne alakası var, sen git yine okuluna dönüşte hallederiz bir şekilde..
  • Nisan: Hayır, hayır gitmeyeceğim işte.. Böö (Ağlama efekti, iki göz iki çeşme)

Her ne kadar kedili torba ile okula gitmeme arasında bir bağlantı kuramasam da ortada bir sorun vardı. Yine de anlamakta zorlanıyorum, sabah çıkan her sorun nasıl oluyor da hep okula gitmemeye yöneliyor ki. Neyin bu kafası evladım demek istedim, diyemedim:) Ah o yaramaz kedili torbalar, getirin onu bana, sihir yapıp iki torba yapacağım da diyemedim tabi:)

Kendimi ciddiyete davet ediyorum.. Konumuza dönersek evdeki torbaları düşünmeye başladım..  Sabahın yedisinde evet, günün en güzel torba arama zamanı sabah saat yedidir, benden demesi, valla bak.  Hangi torbayı versem sakinleşirlerdi ki? Hımm hiç görmedikleri bir şey işe yarayabilirdi belki. Üç saniyede proses ettim. Geçenlerde ofisten bir arkadaşım, bir bebek hediyesini içine koydukları minik pembe bir torba vermişti, ‘buldum’ diye düşündüm. O an yerde 100tl bulsam bu kadar sevinmezdim. Tabi şimdi sıra bu fikri pazarlamaya geldi…

  • Ben: Nisan biliyor musun çantamda harika yeni bir torba var.
  • Nisan: Nasıl bir torba?
  • Ben: (Burada önemli konu kedi kelimesini hiç söylememek) Böyle pespembe, üstünde bir de fiyonk var, ama minicik pek tatlı, üstelik bu torba minişler için yapılmış biliyor musun?
  • Nisan: Aaa öyle mi?
  • Ben: Sana göstermemi ister misin ?
  • Nisan: Tamam, bakayım.

Torbayı gösterdim, fiyongu pek sevdi, ‘oh çok şükür’ dedim içimden. Aldı torbayı içeriye gitti. Bugün de bir kardeş kavgasını önlemiş, çocuğun okula gitmesini sağlayabilmiştim, kendimle gurur duyuyordum, çok şükür:) Muhtemelen şanslı günümdeyim diye düşündüm. Üstüne eşim de ‘valla bravo’ dedi. Oh bravoyu da kaptık dedim. Bi lokma bir şeyler yedim.

Tam servise inerken baktım benim verdiğim torba Cemre’nin odasında duruyor. Nisan’dan beklenen açıklama geldi;

  • Anne baktım Cemre kedili torbayı okula götürmemiş, ben de onu aldım, pembeyi de ona yatağın oraya bıraktım. Okuldan gelince ben onunla konuşurum, sen merak etme anne…

Gel de gülme… Ah kardeş kavgaları. Sen sorun çözdüğünü hayal ederken onlar kendi sorunlarını kendileri çözüyorlar değil mi?

Yine de bir şekilde, sabah sabah bir kardeş kavgası henüz çok patlamamışken önlenmişti, daha ne isterdim ki canım?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER