Şiddetsiz İletişim Dili

0
1473

Gizem Alav ile Şiddetsiz İletişim üzerine söyleşimiz…

Sevgili Gizem, seni biraz tanıyabilir miyiz?

İletişim danışmanlığı sektöründe, çok yoğun bir çalışma hayatındaydım. Çalıştığım şirketin ricama olumlu yanıtıyla doğum sonrası yarı zamanlı çalıştım ama o kadar yoğundum ki kendime, ihtiyaçlarıma vakit ayıramıyordum. Bir yandan da çocuk sahibi olduktan sonra , hayata anlamlı katkı sunma konusunda isteğim güçlenmişti. Dedetepe çocuk kamplarından birinde bir arkadaşımız bana Marshall Rosenberg’in Şiddetsiz İletişim kitabını önerdi; ne tesadüf ki kamp dönüşü de bir iş arkadaşım gene Rosenberg’in Barış Dili kitabını “sen seversin” diyerek masama bıraktı. Şiddetsiz İletişim ile böyle tanıştım.

Oğlum Güneş 3 yaşındaydı. Terfi aldım, bu durum beni ihtiyaçlarımı karşılamak konusunda daha da sıkıştırdı. O kadar yoğundum ki değil kendime zaman ayırmak, yeterince uyuyamıyordum. Şiddetsiz İletişim’de kendine şefkat vardır, başkalarına şefkat göstermek önce kendini, kendi bütünsel ihtiyaçlarını duyabilmek ve gözetebilmekle başlar. Bunları okuyor, öğreniyor ama bu konuda hiçbir şey yapmıyordum.

Sonra bir yerde şöyle bir şey okudum: ‘Dolu olan bir şey daha fazla dolmaz; önce onu boşaltmak gerekir.’ Bir karar verdim ve 2015 Haziran ayında işten ayrıldım. 11 yıl kesintisiz çalıştıktan sonra gelirsiz bir döneme adım atacaktım; bu kolay değildi. Konforsuzluğu kabul ettim, çünkü zamana ve alana ihtiyacım vardı. Bunu kış mevsiminde üşümeye benzettim. Mevsim kışsa üşümekten kaçacak bir şey yoktu; üşüyecek ve bu sayede kendimi alışkanlıklarla örülmüş kolaylığa teslim etmeyecek, uyanık kalacaktım. Bu deneyim de bana bir şeyler öğretecek, beni yolumda ilerletecekti.

Kurumsal hayata veda ettiğimden beri, kişiler arası barışçıl iletişimi geliştirmeye yönelik güçlenen tutkumla tam zamanlı olarak Şiddetsiz İletişim alanında çalışıyorum. Şiddetsiz İletişim’i öğrenir ve deneyimlerken toplumsal şiddetin de huzurun da ilk tohumlarının evde ve okulda ekildiğini farkettim. Bu yüzden tutkumu burada beslemeye ve ailelere, okullara fayda yaratmaya öncelik verdim.

Bu konuda derinleştiğim eğitimler almaya devam ederken bu yılın Mayıs ayından beri eğitimler de veriyorum. Bu dili paylaşmak dahi başlı başına büyüme-gelişmeme katkı sağlıyor. Artık başkalarıyla etkileşim içinde bir ben olduğunu, an be an karşılanmak isteyen ihtiyaçlarımız olduğunu fark ediyorum.

Şiddetsiz İletişim nedir?  Biraz anlatabilir misin?

Şiddet sözcüğüyle belki aklımıza önce fiziksel şiddet geliyor ama günlük hayatın içinde yoğun bir şekilde fiziksel olmayan pasif şiddet var. Kendimizle ve diğer insanlarla iletişimimiz ne yazık ki doğrular, yanlışlar, yargılar, etiketler, yorumlar, teşhisler ve talepler üzerine kurulu. Bize doğduğumuz günden itibaren doğrular ve yanlışlar, haklılar ve haksızlar, -meli/-malı’lar öğretiliyor; bu da iç ve dış çatışmalara neden oluyor.

Pasif şiddeti belki de en çok kendimize uyguluyoruz. Kendimize şefkatten uzak olduğumuz oranda çevremize de şefkatsiz olabiliyoruz. Bu hal, bilincimizle farketmesek dahi ruhta da bedende de huzursuzluğa yol açıyor.

Duygular bizim iç dünyamızda olan bitenin en somut göstergeleri ama duygularımızı tanımıyoruz, farketmiyoruz. ‘Nasıl hissediyorsun’ dediğimizde insanlar temel 6-7 duygunun dışına çıkamıyorlar. Duygularımızı duymayı çocukluktan itibaren unutuyoruz. ‘Bunda ağlanacak bir şey mi var?’ ‘Üzülme’. ‘Korkma.’ ’Aaa buna gülünür mü şimdi, çok ayıp.’ Çocuk daha çok küçükken duygularından kopmayı öğreniyor.

Şiddetsiz İletişim, bize otomatik tepkiler haline gelmiş iletişim alışkanlıklarımızı kenara koyup bilinçli ve şefkatli bir dil kullanmayı öneriyor. Eleştiri duymadan karşımızdakini empatiyle dinlemenin, gerçek duygu ve ihtiyaçlarımızı farkederek kendimizi kimseyi eleştirmeden dürüstlükle tam ifade etmenin mümkün olduğunu gösteriyor.

  • Şiddetsiz İletişim, dört bileşenin yardımıyla kendimizle ve başkalarıyla ilişkilerimizin niteliğini düzeltmeye katkı sağlıyor. Bizi yorum ve yargılarımızdan bağımsız GÖZLEM yapmaya, DUYGUlarımızı fark etmeye, değer ve özlemlerimizi ifade ederek İHTİYAÇlarımızı dile getirmeye, net ve olumlu eylem dilinde RİCAlarda bulunmaya davet ediyor.

Şidddetsiz İletişim’i öğrenmek senin hayatına nasıl katkıda bulundu?

Şiddetsizlik kavramıyla tanışmam, 2007 yılında Vipassana meditasyonu inzivasına ilk katıldığım döneme denk geliyor. Son 2 yıldır da Şiddetsiz İletişim yaklaşımıyla ve bu yaklaşımın aile içi ilişkilerdeki dönüştürücü etkisiyle aktif olarak ilgileniyorum.

Dünya barışına katkının önce kendi içimde barış sağlamayla başlayabileceğine inandım. Bu yüzden Gandhi’nin dediği gibi, “Dünyada görmeyi arzu ettiğim değişimin kendisi olmaya” çalışıyorum. Süreç içinde kendimde, ilişkilerimde ve ailemdeki dönüşümü mutlulukla izliyorum. İletişimde otomatik viteslerden çıkıp bağlantı kurma amaçlı bilinçli seçimler yaptığımda yaşadığım deneyimlerin tatmini içime sığmıyor; ilişkilerde çatışmaların kabule, anlayışa ve işbirliğine dönüştüğünü izlediğim her an dünya barışına dair umudumu artırıyor.

Şiddetsiz İletişim ne zaman ortaya çıkmış? Öncüsü kim?

Şiddetsiz İletişim yöntemini geliştiren Marshall Rosenberg, 1940’lı yılların ABD’sinde Yahudi bir ailenin çocuğu olarak çok genç yaşta şiddetle tanıştı. Bir soyadının bile şiddete maruz kalma nedeni olduğunu yaşamak, insanların birbirlerine şiddet göstermelerine neyin yol açtığını anlama isteği, barışçıl çözümler sağlayacak alternatifleri araştırmak, onu klinik psikoloji alanında doktora yapmaya kadar götürdü. Şiddetin dil, düşünce ve iletişim tarzımızla ilişkisini kurarak Şiddetsiz İletişim sürecini geliştirdi.

Şiddetsiz İletişim ilk kez ABD’de, 1960’larda, devlet okullarında ve diğer kamu kuruluşlarında ırk çatışmalarına barışçıl çözümler bulmak için çalışan gruplarda uygulandı. Bu projelerde çalışan Dr. Rosenberg ve arkadaşları Şiddetsiz İletişim’i etkin biçimde geniş bir tabana yaymak ihtiyacı ile, 1984’te Şiddetsiz İletişim Merkezini (CNVC) kurdular. Marshall Rosenberg ve ekibi, 200’ü aşan sertifikalı eğitmen aracılığıyla Şiddetsiz İletişim’i dünyada yaygın biçimde sunuyor. Ayrıca bu işle uğraşan yüzlerce gönüllü, seminer, atölye ve çalışma grupları örgütlüyor, uygulama gruplarına katılıyor ve ekipler koordine ediyor. Eğitim çalışmaları okullarda, iş yerlerinde, sağlık merkezlerinde, hapishanelerde, topluluk ve ailelerde, çatışmaları çözmeye ve önlemeye yardımcı olmak için yapılıyor. Marshall Rosenberg’in yol arkadaşları Sierra Leone, Sri Lanka Ruanda, Burundi, Bosna, Sırbistan, Kolombiya ve Orta Doğu gibi savaşlardan yara almış bölgelerde Şiddetsiz İletişim yöntemi ile arabuluculuk hizmetleri sunmaya devam ediyor.

Hayatımıza katkısı ne olabilir?

Şiddetsiz İletişim, yüreğimizde şiddetin olmadığı doğal şefkat durumunu ifade eden tarihsel şiddetsizlik prensiplerine dayanıyor; yeni hiçbir şey içermiyor. İçgüdüsel olarak zaten hep bildiğimiz, insanlarla hakiki bağlar kurmanın güzelliğini hatırlamamıza aracı oluyor.

Şiddetsiz İletişim özel ilişkilerden iş ortamına, sağlık ve sosyal hizmetler alanından güvenliğe, hapishane çalışanları ve tutuklulara, okul ve eğitimden toplumsal dönüşüm örgütlenmelerine kadar çeşitli alanlardaki uygulamaları ile çatışmaları dönüştürmenin, ilişkilerimizi sağlığa kavuşturmanın ve barışın yolunu açıyor.

Marshall Rosenberg diyor ki ‘Şiddetsiz İletişim’in sadece 10’u konuşmak; geri kalan yüzde 90’ı konuşmadan önceki iç sürecimiz.’ Yani gözlem yaparak beni neyin tetiklediğini fark etmek, duygularımın sorumluluğunu almak, ihtiyacımla bağlanmak, böylelikle kendimle şefkatli bir bağlantıya geçmek. Bu olduktan sonra karşımdakinin duygu ve ihtiyaçlarını tahmin etmek. Kendimi ancak bu iç sürecin ardından ifade ediyorum; karşımdakine üstün gelmek, haklı/güçlü çıkmak için değil, bağlantı kurmak için bilinçli iletişim seçimleri yapıyorum.

Şiddetsiz iletişim bir yaşam dili, seçimi.

Peki diyelim ki biz evde biz çocuğumuzla şiddetsiz iletişim dilini kullanmaya başladık, okulda öğretmen var, arkadaşları var vs. Bu çocuk şiddetsiz iletişim konuşulmayan ortamlarda ne yaşar?

Bu hepimizin bunu öğrenirken sorduğu bir soru. Bunu öğrenmeye başladığın zaman sen önce kendinle sonra da yakın çevrenle ilişkilerini dönüştürüyorsun. Bundan sonra da dalga dalga yayılabiliyor. Evet dışarıda bir şiddet dünyası var ama bizim niyetimiz değiştirmeye henüz gücümüzün yetmediği yerleri zorlamak değil. Önce kendimizi güçlendirmek ve ilişkilerimizi desteklemek. Çünkü ben kiminle daha az şiddetli konuşsam, kiminle daha şefkatli bağlantı kursam ona ve bana kâr. Hayatta bizi tetikleyen çok fazla şey oluyor. Minibüs şoförüyle, bakkalla, annemizle, eşimizle, iş arkadaşımızla, kendi iç seslerimizle, yani herkesle çatışma yaşayabiliyoruz. Onlarla ilişkimizde kullanmayı seçtiğimiz iletişim dili, onların da dönüşümü için katkı sağlıyor. Yani benim bu dili konuşmam için başka insanların bu dili konuşması gerekmiyor.

Birer değişim aracısı oluyorsun Şiddetsiz İletişimi yaşarken. Siyasette, hapishanelerde, uluslararası anlaşmalarda, okullarda, şirketlerde, pek çok yerde kullanılıyor şiddetsiz iletişim.

Marshall Rosenberg kitaplarından birinde kendi çocuğundan bir örnek veriyor. Çocuğu şiddetsiz iletişim ile büyüyor ve bir Montessori anaokuluna gidiyor. Klasik sistemi temsil eden bir ilkokula başladığında saçı uzun olduğu için öğretmeni ona ‘bugün kız gibi gelmişsin’ diyerek onunla alay ediyor. Çocuk akşam bunu babasına anlattığında Rosenberg merakla oğlunun verdiği yanıtı soruyor. Çocuğun yanıtı benim için çok etkili: ’Onun için üzüldüm baba. Onun niçin böyle söylediğini düşündüm, baktım, başında saçı yoktu, belki de başka sıkıntıları var diye düşündüm.’

Şiddetsiz İletişim, anne&çocuk ilişkisine nasıl bir boyut kazandırıyor, ailelerde eşler arası ilişkilere katkıları neler olabilir? 

Şiddetsiz İletişim aile ve ebeveynlikte şu faydaları sunuyor:

  • Aile kavgalarını ve kardeşler arası rekabeti azaltmak, iktidar kavgalarından güven ve işbirliğine doğru hareket etmek,
  • Koşulsuz sevgiye olanak sağlayacak nitelikte bağlar yaratmak,
  • Çocukların özerkliğini koruyup beslemek,
  • Birinin diğeri üzerinde güç kullanması yerine birlikte güç kullanma stratejilerine yönelmek.

Eş ilişkileri dahil tüm kişisel ilişkilerde temelden dönüşüm sağlıyor; faydaları şu şekilde özetlenebilir:

  • Duygusal bağları derinleştirmek,
  • Yargı ve eleştirileri anlamak ve bağa dönüştürmek,
  • Birini dinlerken onu gerçekten duyabilmek,
  • İstediğini daha sık ve talep, suçlama, utandırma kullanmadan elde etmek,
  • Her ne deniyor, her ne yapılıyorsa bunun arkasındaki ihtiyacı duyabilmek, görebilmek.

Şiddetsiz İletişim’i nasıl öğrenebiliriz?

şiddetsiz iletişim

Şiddetsiz İletişim’i merak edenler, Marshall Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim: Bir Yaşam Dili” ve “Çatışma Ortamında Barış Dili” kitaplarını okuyarak ilk adımı atabilirler. Bu dili öğrenmek için eğitimlere ve alıştırma buluşmalarına katılmak büyük fayda sağlıyor, çünkü her dil gibi bu dil de uygulayarak, deneyerek, pratik ederek geliştiriliyor.

Şiddetsiz İletişim’i öğrenmek için Şiddetsiz İletişim sertifikalı eğitmenlerin bağımsız eğitim programlarına katılmak mümkün. Türkiye’de, Türkçe konuşan iki CNVC Sertifikalı Eğitmen var, Vivet Alevi ve Judy Bleil Saruhan. Bunun yanında Şiddetsiz İletişim sertifika adayları da bu dili öğrenmek isteyenlere eğitimler ve atölyeler düzenliyorlar.

Facebook’ta Şiddetsiz İletişim Türkiye sayfasında tüm etkinlikler duyuruluyor. Bu etkinliklere her gün yenileri ekleniyor. Burada eğitimlerden, sertifika adaylarının ve topluluğun etkinlik ve çalışmalarından haberdar olmak mümkün. https://www.facebook.com/groups/239161648963/

Şiddetsiz İletişim’le kurucusu Marshall Rosenberg’in ağzından tanışmak isteyenler bu videodan da faydalanabilir (İngilizce): https://youtu.be/DgaeHeIL39Y

Önümüzdeki dönem için kesinleşen Şiddetsiz İletişim temelli eğitimler de bu liste üzerinden inceleyebilirsiniz:

ŞİDDETSİZ İLETİŞİM ETKİNLİK TAKVİMİ

ETKİNLİK TARİH KOLAYLAŞTIRICI(LAR) YER İRTİBAT
Barış Dili Grameri Giriş Semineri 21-22 01.2017
(2 gün)
Sezer Aksoy Şişli sezeraksoy@karumconsult.com
Kelimeleriniz Duvar mı Örüyor, Yoksa Pencere mi Açıyor? 4.1.2017 Judy Bleil Saruhan –
Canan İrtem
Bomonti bleilhere@yahoo.com
Çocuğuma Kendimi Şefkatle İfade Etmek 6.1.2017 Gizem Alav Şapcı Miss Bebek, Moda gizemalav@gmail.com
Kelimeleriniz Duvar mı Örüyor, Yoksa Pencere mi Açıyor? 11.1.2017 Judy Bleil Saruhan –
Canan İrtem
Bomonti bleilhere@yahoo.com
Ebeveynlikte Kendine Şefkatle Güçlenmek 13.1.2017 Gizem Alav Şapcı Miss Bebek, Moda gizemalav@gmail.com
Kelimeleriniz Duvar mı Örüyor, Yoksa Pencere mi Açıyor? 18.1.2017 Judy Bleil Saruhan –
Canan İrtem
Bomonti bleilhere@yahoo.com
Çakallarla Dans 28.1.2017 Deniz Spatar Serencebey, Beşiktaş Ozgen.saatcilar@gmail.com
Kalp Diline Giriş Semineri 4-5 2.2017

(2 gün)

Özgen Saatçılar-
Deniz Spatar
Serencebey, Beşiktaş Ozgen.saatcilar@gmail.com
Kelimeleriniz Duvar mı Örüyor, Yoksa Pencere mi Açıyor? 8.2.2017 Judy Bleil Saruhan –
Canan İrtem
Bomonti bleilhere@yahoo.com
Kalp Dili’ne Giriş Semineri (2) 18-19 2.2017

(2 gün)

Özgen Saatçılar –
Deniz Spatar
Serencebey, Beşiktaş Ozgen.saatcilar@gmail.com

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER