Beni kalıplara sokma anne!

Benim ufaklık süslenmeyi pek seviyor. Çocuğun doğası bu. Uyumsuz giyinmez, üç yaşından beri kendi kıyafetlerini tamamen kendisi seçer. Çoğunlukla etek ve elbise tercih eder. Kalın şeyleri giyemez ona ağır gelir, terlemeyi sevmez. Saçlarını yandan örgü sever, tacını da başından eksik etmez. Kirli gezmek istemez, bir elbisesi kirlenirse hemen değiştirmek ister. İyi de bana ne, amma kendi çocuğunu anlattın diyebilirsiniz.. Haklısınız da. Ama bir de hikayenin kalanını dinleyin.

Malum kış geldi ve hızlı geldi. Havalar iyice soğudu. Bizimki tayt, eşofman ve pantolon giymeyi tamamen red ediyor. Benim deyimimle ‘zibidi’ kıyafetlerle okula gitmeye devam ediyor. ‘Zibidi’ annemin kullandığı bir kelime, anne olduğumdan beri ben de kullanıyorum. Annem de ince giyinilmesini sevmezdi ben de sevmiyorum. Annemde sevdiğim ya da şu an desteklemediğim ne varsa ben oyum.

Tabi bu ‘zibidi’ kıyafet durumu benim kaygı düzeyimi arttırıyor. Her gün yollarda ya da serviste üşüyor diye düşünüp kendi kendime kaygılanıyorum. Oysa okul da servis de yeterince sıcak. Zaten uzun zamandır geçmeyen bir öksürüğü var. Her an hasta olacak diye aklım çıkıyor. Ben de bunları kendi annemden öğrendim, kışın kalın giyinilir, kışın etek giyilmez.

Yine böyle incecik giyindiği bir gün, öğretmeni okulundan aradı ve o soruyu sordu; ‘Cemre’nin kıyafetlerini siz mi seçiyorsunuz?’ ‘Elbette hayır dedim, eğer ben seçsem bu kadar ince kıyafetlerle onu kış günü göndermezdim.‘ dedim. Yetişkinim ya, tabi ki de yanlış kararlar vermem. Diğer yandan anneyim ama çocuğuma da söz geçiremiyorum. Böyle karmaşık duygular.

Sıkıntım var ve çocuğumu ikna edemiyorum, ben de çözüm olarak öğretmeninden yardım istemeye karar verdim. ‘Acaba siz bize destek olabilir misiniz? Arada pantolon giyse’ diye. Ertesi gün Cemre yine etek giydi, ama bu sefer kalın çorabın üstüne tayt giymek için tutturdu, ‘öğretmenim böyle istiyor’ dedi. Hemen taytını giydirdik. Bir kaç gün sonra etek giymek istemediğini söyledi. Belli ki öğretmeni arkamdaydı, çalışmalara devam ediyordu. Bir sabah ‘pantolon giymek istiyorum’ dedi. Bu önemli bir değişimdi. Çünkü ona göre etek giymek kız olmaktı. Pantolon giymek ise erkek olmak. Kafasında bir şekilde böyle kodlamıştı işte…

Son bir kaç gündür okula pantolonla gidiyor, her gün yine kendi seçiyor kıyafetlerini. Geçen sabah yanıma geldi ve şöyle dedi; ‘anne şimdi ben erkek oldum’. Eyvah hatlar karışmıştı. Öğretmenini de arkama alarak çocuğu sıkı giydirme emellerime ulaşmıştım belki ama onun istek ve ihtiyaçlarını bastırmış, onu görmezden gelmiştim. Birden hatamı fark ettim, geri adım attım. Fark etmek değişimin yarısıymış derler ya hani..

Sonra göz göze oturup konuştuk, ona isterlerse kadınların da pantolon giyebileceğini tekrar anlattım. Ama kıyafetlerini seçmekte tamamen özgür olduğunu söyledim. ‘İstediğin zaman pantolon, istediğin zaman etek giyebilirsin’ dedim. Ona bu özgürlüğü tanıdığım için bile içi sonsuz şükran dolmuştu, gözleri pırıl pırıl mutlulukla bakıyordu.

İşte annelik böyle dostum, iki ileri bir geri. Ama en çok da birbirimizden öğrenerek…

2 YORUMLAR

  1. Güneşciğim daha çok yazmalısın 🙂 Valla okurken için huzur doluyor. Ben de farkettim ki her akşam kıyafetini ben hazırlıyorum. Ama bundan şikayet etmiyor. Ne koyuyorsam sabah giyiniyor. Bazen kendisi ‘anne ben bu pantolonu giymicem, bunu giycem giyor. Ama renkleri çok uyumsuz oluyor. O zamanda istersen bunu giy, bak burdaki kalp ile aynı renk’diyorum. Tmm diyor ama acaba baskılıyormuyum? Bizim kız çoğunlukla ince askılı atletle yatmayı istiyor. Ama ona da müsaade etmem mümkün değil 🙁 çok sevgiler

    • Sağol Gözdecim. Böyle olumlu yorumlar alınca yazma isteğim daha da artıyor..
      İşte Gözdecim aynı bizim hikaye. Bir şekilde üşümesinler diye onların iyiliğini düşünüyoruz ama çoğu zaman da onların fikirlerini ele alamıyoruz. Ama bence önemli olan farkındalık ve dans. Yani bir şekilde ortak noktalarda buluşma. Bu buluşmalar için de kendimizi olduğu kadar çocuğumuzu da duymanın farkına varma. sevgilerimle,

CEVAP VER