KOBO E-Okuyucu Çantamın Yeni Üyesi

4
758

Kitapların kokusunu seven, kitaplara dokunarak okumaktan mutlu olan, kütüphanesi fazla kitap nedeniyle dolup taşan bir kitap okuyucusu olarak e-okuyuculara oldukça uzak bakıyordum. Çok soğuk geliyordu bana. Dijital olarak okuma hem sıkıcı, hem zor, hem de sayfa çevirme gibi eğlenceli bir süreç olmadığı için de tatsız geliyordu. Ama hiç bir şey için önyargılı olmamayı hayat yine öğretti bana.

Özellikle ingilizce kitap okumak istediğimde ya yurtdışına birisinin gitmesini beklemek ya da Amazon’dan kitap almak için epeyce yüklü bir miktar ödemek durumunda kalıyordum. Geçen ay yine çok okumak istediğim bir ingilizce kitabı burada arayıp bulamayınca artık bu duruma sinirlendim ve bir şey yapmaya karar verdim. Dijital çağda bunun daha kolay bir yolu olmalıydı. Araştırmaya başlayınca e-okuyucular karşıma çıktı. Peki ama hangi e-okuyucu en pratik olacak ve ihtiyacımı karşılayacaktı? 

E-okuyuculardan en bilineni Kindle olduğu için de öncelikle onu araştırmakla başladım. Kindle’ın önündeki temel engel türkçe kitap arşivinin olmamasıydı. Oysa aldığım e-okuyucuyla hem türkçe hem de ingilizce kitapları okuyabilmek istiyordum.

Araştırmaya devam edince karşıma KOBO çıktı. KOBO, D&R işbirliği ile Türkiye’ye gelen bir e-okuyucu. KOBO ile aynı zamanda D&R’ın kitap arşivine de erişim mümkün. Adından bir uzakdoğu markası gibi görünse de aslında üreticisi Kanadalı. Üstelik KOBO aplikasyonu, akıllı telefona yüklenebiliyor ve senkron edilebiliyor. Diyelim ki yanınızda KOBO yok, o zaman cep telefonunuzdan kaldığınız yerden kitap okumaya devam edebiliyorsunuz.

Ben KOBO Glo hd 6inç modelini tercih ettim. Piyasa fiyatı 429TL. Amazon’dan 4-5 kitap satın almaya bedel. Uzun vadede, özellikle ingilizce kitapları daha ucuza almış ve kargo maliyetine de katlanmamış oluyorsunuz. Bu sayede sonsuz kitap da okuyabiliyorsunuz.

Gelelim bir aylık deneyim sonucu KOBO’nun sevdiğim yönlerine;

  • Herhangi bir kitap için bekleme süreniz yok, kitabın adını yazıyorsunuz hop KOBO’da, anında okumaya başlayabiliyorsunuz.
  • Kitaplar genellikle piyasa fiyatının da altında.
  • Her daim çantanızda taşıyabiliyorsunuz, çok ağır ya da çok büyük değil, zira biliyorsunuz bazı kitaplar çok ağır. Ipad kadar büyük olmadığı için tek elle tutarak bile rahatlıkla okunabiliyor.
  • KOBOnun sözlük özelliği muhteşem, özellikle ingilizce okumalarımı ciddi hızlandırdı. Kelimenin üzerine geldiğinizde, ilgili kelimenin anlamı hemen karşınızaçıkıyor. Bu ingilizce okumaları olağanüstü pratikleştiriyor.
  • Benim gibi eş zamanlı çok kitap okuma alışkanlığınız varsa; hangi kitapta nerede kaldığınızı hafızaya alıyor, kitap üzerine tıkladığınızda direkt olarak kaldığınız sayfaya gidiyorsunuz.
  • En sevdiğim şeylerden biri de altını çizme, baskılı kitap olmayınca bu tatlı durum elimden gider diye düşünmüştüm ama KOBO’da bu özellik var. Parmağınızı basılı tuttuğunuzda cümlelerin altını çiziyor.
  • Ekran ışığı gece tüm ışıklar kapalıyken bile gözünüzü zorlamıyor, rahatlıkla okuyabiliyorsunuz.
  • Bazı kitaplar arşivlik oluyor ama diğerlerini arşivlemek için kütüphanede yer olmuyor maalesef. Bu gibi durumlar için de iyi bir çözüm oldu.
  • D&R’da KOBO’yu ilk denememde akıllı telefon ile karşılaştırınca sayfalar yavaş dönüyormuş gibi gelmişti ama kullandıkça bunu hissetmedim.
  • Herhangi bir boşluk anında, tuvalette, metroda hızlıca 2 dakika için bile açmak ve okumak mümkün. Artık telefonumdan çok kendisini taşıyorum yanımda, okuma hızım ciddi şekilde arttı.

Demek ki neymiş azıcık deneyimlere açık olacakmış insan:) Sizin de e-okuyucu deneyimleriniz varsa yazının altına paylaşın lütfen…

4 YORUMLAR

  1. Güneş hanım merhaba,
    Sizin sıkı takipçinizim 🙂 Benim de 3 yaşında bir kızım var. İyi ki varsınız. Kızım hakkında sizin fikrinizi rica edicektim. Eğer uzun sürerse bir uzmana götüreceğiz. Ancak sizin bu noktada ne düşündünüz önemli benim için. Kızım kendi yaşıtları ve büyüklerle çok çok iyi geçiniyor ve oynuyor. Ancak kendinden küçükleri itiyor, vuruyor. Bir parka yada 1-2 yaşlarında çocukları olan arkadaşlarımıza gitmeye korkar olduk. Biz sakin bir şekilde vurmasına engel oluyoruz ve uzaklaştırıyoruz ortamdan. ‘Neden vurdun annecim’diye sorduğumda, ‘canı acısın, ağlasın,üzülsün diye’ cevabını veriyor ve kendide üzülüyor sonradan. Yetiştirme ve ilgi alakamız aynı sizin düzeniniz gibi. Anlayışlı ve sakin bir aileyiz. Ananesi bakıyor. Annem de öledir. 3 yaş özelliğidir diye düşünerek uzmana götürmedik. Biraz gözlemlemek istedik. Sizin yorumunuz ne olur acaba? çok teşekkürler. sevgiler

    • Merhaba Suna hanım, bu vesile ile tanıştığımıza sevindim:) Yani kızınızı tanımadan yorum yapmak oldukça zor ama belki bir kaç soru sorabilirim. Kızınız ne olduğunda kendinden ufaklara vuruyor tam olarak yoksa durup dururken mi yapıyor? Yani uzmana götürmeden önce iyice gözlemlemenizde fayda olabilir belki. Yani hangi durumlarda kızınız sinirleniyor veya bu tip tepkiler veriyor, hangi ortamlarda? Dikkat çekmek istiyor olabilir mi? Ya da daha çok anne-baba ilgisi? Canı acısın üzülsün ağlasın bir çizgi filmden ya da herhangi bir yerden gözlemlediği bir davranış olabilir mi? Ya da parkta gördüğü bir çocuktan? Bunu taklit ediyor olabilir mi? Biraz daha uzun konuşmayı deneyebilirsiniz belki de. 3 yaşında bir çocuktan empati beklenemez, ama vurmanın itmenin kabul edilemez ve yanlış bir davranış olduğuna dair net olmanızda fayda olabilir. Bazen tepkilerimizde çok yumuşak olabiliyoruz bu da mesajın gitmemesine yol açabiliyor. Her halükarda içinde bir kızgınlık var sanki.. Belki kendinden küçükler üzerinde bunu göstermek ona kolay geliyor olabilir. Önemli olan o kızgınlığın ya da kırgınlığın nedenini bulmak olabilir diye düşünüyorum.. Umarım faydalı olabilmişimdir. Çok sevgiler,

  2. Çok güzel bir yaklaşım ve tespitte bulunmuşsunuz, çok teşekkürler. Gidişatı şöyle özetliyeyim; parka gidiyoruz. Kendi yaşıtı bir arkadaş buluyor. Hemen onunla coşkuyla ve keyifle oynuyor. Sonra 1-2 yaşlarında bir bebek geliyor. O da parkta. Hemen dikkati ona yöneliyor. Önce onu sever gibi yapıyor. Sonra birden bire itip, vuruyor. Bildiğiniz bebek avcısı çaki 🙂 Benim gözlemim kesinlikle canını acıtmak için yapıyor. Zaten üzüldüğüm nokta da bu. Biz hemen ayırıyoruz. Kucaklayıp sakinleştirmeye çalışıyoruz. Hatta bebeğin ailesi, sakin bir aileyse özür dilemesini istiyoruz ki onu da öğrensin. Özür diledikten sonra ya ortamdan çıkıyoruz, yada o bebekten uzaklaştırıyoruz. Çünkü bizde moral altüst oluyor ve sanki yine vuracak gibi düşünüyoruz. Hatta ananesiyle gittiğinde yapınca bana ve babasına akşam söylüyor. Ben parkta bebeğe vurdum, ittim diyor. İlgi çekmek için yaptığını düşünmüyorum. çünkü zaten hep ilgiliyiz. Ah neden yaptığını bi bulsam 🙁 Kasım ayında kreşe başlıcak yarım gün. Orada bu huyundan vazgeçer diye düşünüyorum. Dediğiniz gibi sakin ama sert olmalıyız evet. biz biraz yumuşak davranıyor olabiliriz. yorumunuzu dört gözle bekliyorum. sevgiler

    • Suna hanım açıkçası biraz zor bir durum. Ben de çok işin içinden çıkamadım. Belki uzman desteğinin faydası olur düşündüm. Zor bir durum. Mutlaka bir nedeni vardır onun da ama ne bulmak lazım sanki..
      Sevgiler,

CEVAP VER