Yazlıkçı Hayatı Özlem Doluymuş

1
991

Yaz başında aklımızda önemli bir soru vardı, sürekli didişen iki çocuk tüm yaz boyunca evde ne yapacaktı? Bütün kışı okulda geçirdikleri için bir de yaz okuluna göndermek istemedim. Zaman ilerledikçe okuldan soğuyacaklar diye kaygılanıyorum. Bu nedenle seçimimizi yaz okulundan ziyade yazlıkta çocukların serbest vakit geçirmeleri, oynamaları üzerine yaptık. Yaz başında İstanbul’a yakın yazlık kiralama arzumuza Saroz Körfezi‘nde yer alan Erikli cevap vermişti. Yazlık evi seçimi ve önerilerimi ayrı bir yazıda paylaşmıştım.

Erikli’deki yazlık hayatında çocukların çocukların keyfi yerinde, anneanne, babaanne ve dede ile birlikteler. Deniz eve yürüme mesafesinde olduğu için rahatlıkla ulaşıyorlar. Bütün günlerini evin önündeki verandada geçiriyorlar. Hep açık havadalar ve bol bol denize giriyorlar.

Bazı minnaklar pek özlenmiş olabilirler. Neyse Cuma’ya az kaldı dimi?😂

Gunesanne (@gunesanne) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Saroz körfezinde yer alan Erikli konum itibarıyla Malkara’ya, yani tarım ovasına çok yakın. Malkara’da yetişen tazecik meyve sebzelerin tadları müthiş. Yazlık yerlerde en sevdiğim şey, yerel üreticilerle tanışmak ve onların ürünlerini almak. Resimde gördüğünüz Fatma teyzenin dükkanı. Kendisi pek tatlı. Her hafta yazlığa inmeden önce ona uğruyor, haftalık ihtiyaçlarımızı temin ediyoruz. 

İlk uğradığımızda ‘Taze karpuz koparıp vereyim mi?’ diye sormuştu. Bir de baktım dükkanın arkası kendi bostanı. Bostanın önünde de mini bir kümes, içinde üç beş tane tavuk var. Tavuklar manavın artıkları ile besleniyorlar. O gün söküp verdiği karpuzun tadı damağımda kaldı.

Hafta içi çalışıp, cuma akşamından hafta sonunu çocuklarla birlikte geçirmek için Erikli’ye git-gel yapıyoruz. Eğer yola cuma öğleden sonra yola çıkarsak nispeten daha az trafik oluyor, yol dört saat sürüyor. Ancak pazar akşamları İstanbul’a dönüşte yoğun trafik oluyor, yol beş ya da altı saat sürebiliyor. Tem yolunun da tıkandığına hayatımda ilk kez bu Pazar İstanbul’a dönerken şahit oldum. Ne demişler gülü seven dikenine katlanır değil mi?

Yazlıkçı hayatında çocuklar her gün sabah kahvaltı sonrası 12.00’ye kadar sonra deniz giriyorlar, güneşin tam tepede olduğu öğlen saatlerinde tatilde eğlenmek için yanımıza aldıklarımızla oynayarak geçiriyorlar. Bizim tatilciler kapkara oldular.

Çocuklar cuma beni gördüklerinde çok özlemiş oluyorlar, hafta sonu epeyce hasret gideriyoruz. Geçen hafta kumsalda beni öyle bir karşıladılar ki bütün sahil bizi izledi. Çok güzel bir kavuşma anıydı. Hiç unutmayacağım sanırım. İkisi birden üstüme atlayınca kuma düşüverdik:)

Hafta içi beni sormuyorlar, ama görür görmez ne kadar özlediklerini anlıyorlar sanırım. Bu hafta sonu gittiğimde Cemre beni görür görmez ‘Anne yatacağız, kalkacağız sonra gideceksin ya hani, gitme lüffen’ dedi. Böyle bir şey o an beklemediğim için, içime oturdu. Ona belli etmesem de, nefes alıp bir yutkundum. Bütün hafta sonu koala gibi üzerimdeydi. Bol bol öpüşüp koklaştık.

Nisan’ın da beni özlediğini biliyordum ama duygularını belli etmiyordu. Geçen pazar verandada otururken birden çok ağlamaya başladı. Nedeni belirsizdi öyle ağlıyordu. Ona sarılıp, sessizce bekledim. ‘Anne sen gitme lütfen, seni çok özlüyorum’ dedi. Ağlayarak duygusunu ifade etmişti. Duygularını ifade edebilmesi benim için çok değerliydi, bu yüzden mutluydum, diğer yandan ‘acaba bir hata mı yaptım’ düşüncesinin tohumları ekiliyordu zihnime.

Epeyce ağladı, öylece sarılıp bekledim. Onlar için yapılan yazlık planında, onların bana duyacakları özlemi beki de çok hesaba katamamıştım. Benim de hafta içi onu çok özlediğimi anlattım. Ağlayınca ve duygularını ifade edince biraz rahatladı. Duygularını dışarı vurması ikimize de iyi gelmişti.

Tabi kafamda da bir soru işareti oluştu. Acaba çocukların bizden ayrı kalabilecekleri yazlık kararı erken bir karar mıydı? Aslında hepi topu bir ay, her hafta sonu görüşüyoruz ama yetmiyor demek ki. ‘Ana gibi yar olmaz, Bağdat gibi diyar olmaz’ derler ya, sahiden ben de bu yaşıma rağmen, annemden uzun süre ayrı kalınca, yarım, eksik, buruk hissederim kendimi. Onlar ne yapsın?

Zaten biliyorum ama, hala anne kuzusular, bir kez daha bunu idrak ettim. Özlem duygusu zormuş hakikaten. Yazlık kararı için pişman değilim ama seneye yine yapar mıyız bilemiyorum. Belki bir hafta yazlık bir hafta ev gibi dönüşümlü bir düzen olabilir. Gerçi bu da yorucu olabilir ama. Neyse seneye ola hayrola değil mi?

‘Çocuklar kaç yaşında yazlıkta annesiz kalabilirler?’ sorusuna bir cevap vermek güç, o her ailenin ihtiyacına ve o anki duruma göre değişir sanırım. Ebeveynlikte sadece siyah veya sadece beyaz yok sanki. Hep grilerdeyiz. Çünkü alınan her kararın kendi içinde artı ve eksileri var. Artılar eksilerden fazla olunca mutlu oluyoruz. Ama bu, tabi ki aldığımız kararları tekrar tekrar sorgulamamıza engel olmuyor.

Bayram tatilinde anne-kızlar olarak tüm özlem aralarımızı kapatacağız inşallah.

Bu hafta özlemden midir neden bilmem, ciddi bir üst solum yolu enfeksiyonu geçiriyorum. Hastanedeki doktor bir bakteriyel salgın olduğunu söyledi. Ani hava değişimi de tetikliyor sanırım. Siz siz olun kendinizi ihmal etmeyin. Uzun süren boğaz ve baş ağrısı varsa mutlaka bir doktora danışın.

1 YORUM

  1. Bu yaşlardaki çocukların anne babasının yanında olması daha iyi sanki. Küçükken beni iki defa bırakarak şehir dışına çıkmıştı ailem. Mecburi sebeplerden dolayı. Yaklaşık on yaşındaydım o zaman ama o kadar çok üzülüp ağlamıştım ki… O çağlarında insan herşeyi farklı algılıyor ve duygularını çok şiddetli yaşıyor. Anne kucağından daha güzel bir yer yok çocuklar için.

CEVAP VER