Bedenin şu anda, peki zihnin nerede ? Geçmişte mi gelecekte mi?

2
500

Aslında belki de en güzel yer bedeninin ve zihnin aynı anda olduğu yer yani şimdi…

Maalesef zor günler yaşıyoruz. Toplum olarak çok yıprandık ve travma geçiriyoruz, bizimkisi hem toplumsal hem de bireysel. Travma kelimesinin kökeni Fransızca’ymış. Özünde travma ‘bölgesel yaralanma’ anlamına geliyor. Adı üstünde bölgesel yara işte. Her yara gibi kabuk bağlayacak ve iyi olacak bir yara…

Maalesef toplumsal travmayı en derin hisseden gruplardan biri de ebeveynler; çocuklarımız için güvenlik ve gelecek kaygımız çok yükselmiş durumda. Hepimiz bu duyguları oldukça yoğun hissediyoruz. Zor günlerdi, belki yaşadıklarımızın en zoru, belki de yaşayacaklarımızın en kolayıydı, bilemeyiz. Keşke geleceği bilebiliyor olsaydık değil mi? Sanırım şu an en çok istediğimiz şey bu. Ama maalesef mümkün değil.

Bir şeyler oluyor ve olmakta ve bizim müdahale alanımızın dışında. Peki bu durumda ne yapabiliriz? İki türlü davranabiliriz aslında, birincisi karalar bağlayıp, üzülüp dövünebiliriz. Ya öyle olsaydı ya böyle diye kafamızda senaryolar yazıp, en kötü senaryolarda bizim ve ailemizin başına neler geleceğini düşünüp kafayı yiyebiliriz.

İkincisi ise, kendimiz ve ailemiz için medyadan uzak durmaya çalışıp (bunun için özel çaba göstermek gerekiyor) kendi hayatımıza, hayatın her gün gerçekleşen mucizelerine ve güzelliklerine her zamankinden daha fazla odaklanabiliriz.

Bu bir seçim meselesi ve evet bizim bir seçim yapmamız gerekiyor. Geçmişin gölgesinde toplu sürüklendiğimiz bu bunalım çukurunda debelenebiliriz, ya da duygu olarak buradan uzaklaşmak için çaba gösterebilir ve silkilebiliriz.

Dünyada savaşlar var, kötülük var, Afrika’da açlık var, her şey var maalesef. Ancak koskoca galakside minicik bir gezegende yaşayan çok çok küçük varlıklarız biz. Çok büyük bir düzenin içinde çok ama çok küçüğüz ve etki alanımız sadece kendimiz ve kendi ailemiz.

Pek çok şey oldu, pek çok şey bitti. Gelecekte ne olacağını da bilemem. Ama şu an bunları düşünmek istemiyorum. Daha doğrusu bunları düşünmeyi tercih etmiyorum. Bu yazıyı sizin için olduğu kadar kendim için de yazıyorum. Çünkü benim de herkes gibi sakinleşmeye ve toparlanmaya ihtiyacım var.

Ben işe duygularımı kabul etmekle başladım, evet korktum ve çok üzgünüm. Duygularımı yüreğimde çok derinde hissettim, böyle hissettiğimi kabullendim, yakın dostlarımla yasımı da paylaştım. Ama bu yasın, bu hüznün beni ele geçirmesine izin vermeyeceğim. Çünkü benim evdeki enerjim ve psikolojim çocuklarıma ve evin atmosferine nüfus ediyor. Olumsuz duygular çoğalıyor ve birikiyor maalesef.

Polyannacılık oynayalım, iki günde herşeyi unutalım ya da maske takalım öyle gezelim de demiyorum, yanlış anlamayın lütfen. Sadece olumsuz duyguların ve korkuların sizi esir almasına izin vermeyin diyorum. Olumsuz duyguların bedeninizi sarmasına, günlük hayatınızı aksatmasına izin vermeyin. Çünkü geçmiş bir dakika öncesiydi, gelecek ise şimdi gerçekleşiyor. Geçmişi geçmişte bırakmamız güzellikler için önümüze bakmamız lazım. Tıpkı bugün gibi yarın da güneş doğacak ve her yeni doğan güneş bir günaydınız hak ediyor.

Biraz kafamızı dağıtsak ne yapsak? 

Farkındalık… 

Son yıllarda yaşadığımız zor zamanları atlatabilmek için farkındalık çalışmaları ve kitapları çok ilgimi çekiyordu, ben biraz daha onlara yöneldim. Daha önce farkındalık konusunda bir Özlem Ekenler ile bir röportaj ve ‘Şimdi Buradayım’ fakındalık alıştırma kitabından bahsetmiştim. Kitap pek harika, içindeki direktifleri takip ederek alıştırmaları yapmanız gerekiyor. Kitabın tek bir amacı var, geçmişi geçmişte bırakmak ve sadece içinde bulunduğumuz şu ana odaklanmak.

Ayrıca bugünlerde okumak için Eckhart Tolle’in ‘Şimdinin Gücü’ ve Dalai Lama’nın ‘Mutluluk Sanatı’ kitaplarını da önerebilirim.

Biraz elişi…  

Aslında ne yapabiliyorsak, örgü örmek, bileklik yapmak, dantel, resim çizmek, boya yapmak, mandala boyamak.. Ne yapmayı seviyorsanız. Ama ellerinizi işin içine sokun mutlaka. Elleri çalıştırmak, elektronik aletler dışında bir şeylere dokunmak çok güzel bir meditasyon aynı zamanda..

Nefes, Yoga…

Nefes ve yogayı yeni yeni öğreniyorum. Hayatımda yeni bir pencere açıyorlar adeta. Cumadan sonra nefes alamıyordum, göğsüm sıkışıyordu. O günden bu yana sabah akşam nefes çalışıyorum, inanılmaz iyi geliyor, nasıl yapılacağını öğrenmek isterseniz Youtube’da pek çok video var. Aynı şey yoga için de geçerli. Dua etmek

Topraklanma, toprağa dokunma… 

Çiçek ekin, elinizi toprağa sokun. Bitkilerinizin toprağını değiştirin ya da en yakın seraya gidip yardım teklif edin, mutlaka size bir iş vereceklerdir. En yakın parka gidin ayakkabılarınızı çıkarın, toprağa basın, toprağı ayaklarınız arasında hissedin. Sırtınızı bir ağaca yaslayın kitabınızı okuyun. İnanın 15 dakika bile yapsanız çok iyi geliyor. Çalışıyorsanız öğle tatilleri iyi bir fırsat olabilir, mutlaka değerlendirin. Hafta sonu da olabildiğince doğada vakit geçirmek iyi gelecektir.

çocukla-istanbul-belgrad-ormanı3

Sevdiğiniz ne varsa onu yapın…

Yeni bir diziye başlamak, istediğiniz bir filmi izlemek, yeni bir deneyim ya da. Mesela daha önce hiç gitmediğiniz bir yeri çocuğunuzla ilk kez gidebilirsiniz. Şu an en çok ihtiyacımız olan şey kendimizi sevmek, kendimize değer vermek, duygularımıza kulak vermek.

Masallar okuyun… 

Unutmayın her masal mutlu sonla biter, masal kitapları alın, çocuklarınıza bol bol masallar okuyun, masallar hem sizi hem çocuklarınızı iyileştirir.

2 YORUMLAR

CEVAP VER