Kardeşler Arası Rekabet; ‘Hepsi Onun Suçu…’

4
787

Tatil kitaplarımdan biri Betsy Brown Braun‘un ‘Neyi Nasıl Söylemeli’ kitabıydı. Bu yazıda kitaptaki kardeş ve kardeş rekabeti bölümüne yoğunlaşacağım. Kitapta cinsellik, yemek sorunları, davranış problemler, ölüm hakkında sorular&açıklamalar ve korkularla ilgili güzel bölümler de var. Ancak şunu belirtmekte fayda var; ebeveynlere yönelik olarak hazırlanan hiç bir kitap reçete değil. Her kitabın önerileri ve yöntemleri farklı. Ben okuduğum kitaplardan daha önce duymadığım farklı ve pratik öneriler bulabilirsem mutlu oluyorum. Ama oturup kitabı birebir evde uygulamaya çalışmıyorum. Çünkü her problem ayrı ve her çocuğa veya anneye göre çözüm de farklı.

Gelelim kitaptaki kardeş konusundaki yaklaşımlara. Öncelikle kitap, en büyük yanılgımız olan birbirlerini kıskanıyorlar konusuna dair farklı bir yaklaşım sergiliyor. Onlar birbirlerini değil, biri ile anne arasındaki ilişkiyi kıskanıyorlar. Bu bazen ilgi gösterilen çocuk baba ya da aile büyükleri arasındaki ilişki de olabiliyor. Anne çocuk için paylaşılabilir bir şey değil ve bunu onlara ne kadar açıklasak da asla olmayacak sanırım.

Bir kitapta okumuştum sanırım, ikinci çocuğu kuma gibi konumlandırmıştı. Eve sizin üzerinize kuma gelse ne yaparsınız? Sevgiyi, anneyi, babayı, ilgiyi ve hatta oyuncakları bile paylaşmak çocuklar için oldukça zorlayıcı tabi.

Bu konuda biz ebeveynler için en önemli kabullenmelerden biri; kardeşler arası rekabetin doğal, kaçınılmaz ve normal olduğunu kabullenmek sanırım. Bizim görevimiz bu rekabetin asla altını çizmemek ve çocukları rekabete sokmamak. Ancak işin doğasında bir rekabet var ve biz maça bir sıfır yenik başlıyoruz. Bunu kabullenmekte de fayda var.

Şimdi gelelim kitaptan mesajlara;

  • İlk ve en önemli kural; asla taraf tutma. Hiç bir zaman, işin içinde zarar vermek dahi olsa asla taraf tutmayın. Onlar sizi ikna ederek kendi taraflarına çekmek için türlü taklalar atacaklardır ancak bu oyuna gelmeyin.
  • Kardeşler arası ilişkide adalet ve eşitlik kavramlarını birbirlerine karıştırabiliyoruz. Çocukların ihtiyaçlarına karşı adil olmaya çalışırız ancak eşitliğe zorlamak bizi yorabiliyor. Birinin ihtiyacı ayakkabıyken diğerininki kitap olabilir. Herkese ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda onları kardeş olarak değil de aslında birer farklı birey olarak kabullenmemiz oldukça kıymetli.
  • Çocuklarımıza karşı aynı ebeveynler olduğumuzu düşünüyoruz, ancak ilk çocuğumuza davranışımızla ikinci çocuğumuza davranışlarımız tamamen farklı olabilir. En azından benim öyleydi. Bunun en temel nedeni birincide deneyim yaşamış ve ikincide bu deneyimler üzerinden konulara farklı yaklaşıyor olmak. Dolayısıyla kardeşlerin aynı anne ve babaya sahip olduklarını düşünüyoruz ama tam olarak öyle değil.
  • Diğer önemli kabullenme kardeşlerin didişmesinin ve kavgalarının devam edeceğidir. Bunun nedeni bazen ortam olabilir ama temel kaynak işin doğasında ve kardeş olmaktadır. Bu kavgalar olmaktadır, muhtemelen gelecekte de olacaktır. Bunlar olduğu için asla kendinizi suçlamanıza gerek yok.
  • Özellikle kardeş kıskançlık durumlarında, veya bir kardeş baskın diğeri daha geride ise, uzamanlar anne ve/veya babanın çocuklarla birebir zaman geçirmesini öneriyorlar. Bunun öyle illaki saatlerce upuzun olması gerekmiyor. 20 dakika göz göze iletişim ve konuşma bile çok güzel. İlla sanatsal gezi vs de içermesi gerekmiyor. İçten bir konuşma, kalben dinlemek bile çok yeterli.
  • Kitapta kan çıkmadıkça araya girmemeyi öneriyor. Bunu daha önce de pek çok kaynakta okumuştum. Çoğu zaman ben kanın çıkma potansiyelini fark edip, çıkmaması için çaba da göstermek durumunda kalıyorum. Zarar görene yardım etmek, ilgiyi zarar verene göstermemek önemli. Fiziki zarar varsa mutlaka çocukları ayırmalı.
  • Fiziksel zararın evde yasak olduğunun altı mutlaka çiziliyor olmalı. ‘Ne olduğunu bilmiyorum, bilmek de istemiyorum, ancak bu evde birbirine zarar vermek kesinlikle yasak.’ çok net ifade edilmeli, tekrarlanmalı.
  • Ortada bir anlaşmazlık varsa ve çözemeyip size geliyorlarsa çözmeleri için onları teşvik edebilirsiniz. Daha uzun sürüyor, daha zahmetli oluyor ama işe yaramıyor. Tatilde böyle çok örnek yaşadık. Birbirlerinin elindekini almak isteyip alamayınca bana geldiler. Ben de konuyu kendi aralarında çözmelerini söyledim. Bu arada yanlarında oturuyordum ve izliyordum. Biraz ağlama ve gözyaşı oldu (alamayan tarafında), bir şey yapmadım, izlemeye devam ettim. Diğerini vermek için ikna etmesi uzun sürdü. Bekledim. Sonunda ikna etti. Kavga etmediler. Sonra sanki hiç bir şey olmamış gibi oyunlarına devam ettiler.
  • Benim en zorlandığım konulardan biri de araba kavgaları, araba kullandığımda onlar arkadalar ve kemerleri bağlı ama kolları birbirlerine yetişiyor. Bu önemli bir sıkıntı. Kitaptaki öneri şu; ‘Artık araba kullanamayacağınız kadar durum kötü ise durabileceğiniz yerde durun. Kitabınızı elinize alın. Kavga bitene kadar buradayız deyip bekleyin diyor, durmazlarda beklemeye devam edin taa ki onlar duruna kadar ‘ diyor. Bence denenebilir.

kardeş rekabet

  • Gerçek paylaşım yürekten gelir ve bunun oluşması zaman alır. 8-9 yaş altındaki bir çocuğun kardeşi olsun olmasın başka bir çocukla bir şeyi paylaşması biraz hayal. Ben kendimi hatırlıyorum ortaokuldayken bile oyuncaklarımı paylaşmak istemezdim. Paylaşmak için zorlamamak bir çözüm olabilir. Her çocuğun kendine ait oyuncakları olabilir, değişmek için ise birbirlerini ikna etmeye teşvik edilebilirler.
  • Asla ‘sen büyüksün, bunu bilmen gerekirdi’ demeyin. Büyük olduğuna pişman etmeyin çocuğu. Böyle söyleyerek büyüğü küçümsemiş olursunuz.
  • ‘O daha bebek, elinden daha iyisi gelmez’ demeyin, bunu söylemek sizi küçüğün yandaşı yapar.
  • Birbirleri ile oynamaları için zorlamayın, zaten ancak kendi istedikleri zaman oynayacaklardır.

En önemli konulardan biri de çocukların size ve kardeşlerine karşı duygularını ifade etmesine izin verin. Kardeşine karşı duygularını ifade etmeyen ve duyguları bastırılan çocuklar, daha sonrasında ani öfkelenebilir ve çıkışları olabilir. İfade edilmeyen duygular ilişkilerine uzun vadede zarar verebilir. Çocuğunuz duyguları isimlendiremeyecek kadar küçükse, siz ona yaşadığını duyguyu bildiğinizi, anladığınızı belirtebilirsiniz. Bu duygusunun anlaşılır ve kabul edilebilir olduğu durumunu çocuğa yansıtacaktır.

Daha önce ‘Kardeş Rekabeti’ kitabından da oldukça faydalanmıştım, şu yazıdan okuyabilirsiniz.

4 YORUMLAR

  1. Kardeşler arası rekabet beni de çok yoran bir konu. Bazen nasıl davranacağımı kestiremiyorum. Oğlum büyük kızıma sürekli sataşıyor. Kaba davranıyor. Kızım da hem küçük olduğu için, hem de naif yapısından dolayı eziliyor. Dengeyi kurmak hiç kolay olmuyor benim için.
    Bu önerilerinizi evde uygulamaya çalışacağım. Teşekkürler.

    • Ben teşekkür ederim yorumunuz için:) Bizimkiler hemcins ama ben de çok zorlanıyorum. Sanırım kardeşliğin doğasında var bu, belki de kabullenmek lazım. Kim bilir belki o zaman daha kolay gelir… Çok sevgiler

  2. Süpersin Güneş, ellerine sağlık. Çok güzel bir paylaşım olmuş. Okurken bir soru oluştu kafamda. Tatilde yaşadığınız birbirinin elinden alamama durumunda, kendileri çözerken birbirlerine vursalardı nasıl bir tutum içinde olmak gerekirdi?
    Sevgiler

    • Selam Gözdecim, teşekkürler yorumun için. Vurdu kırdı olursa hızlı müdahale, hemen ayırma ve uzaklaştırma öneriliyor. Ama sonuna kadar kendi aralarında çözmelerini de teşvik etmek lazım. Bazen inanılmayacak şekilde hızlı kendileri de çözebiliyorlar. Sevgiler

CEVAP VER