Barbara Cooney ile Dünyayı Güzelleştirmek…

2
1081

Bazı kitaplar  o kadar büyülüyor ki beni, çok merak ediyorum yazarlarını; Oliver Jeffers, Judith Kerr gibi.. Barbara Cooney ile ”Miss Rumphius” (1982) kitabı ile tanıştım, doğa temalı yemyeşil ve bana göre sımsıcak çizimleriyle kendisi hayatıma renk kattı. Merak edip biraz araştırdım. Kalbinin güzelliği yüzüne vuran bir kadın Cooney.

Barbara Cooney5

Amerika’lı yazar ve çizer Cooney, 1917 yılında Broklyn’de doğmuş ve Long Island’da büyümüş. Kolejden tarih okuyarak mezun olmuş. İlk profesyonel çizimlerini bundan sonra yapmış. İkinci dünya savaşını yaşamış. İki kez evlenmiş ve dört çocuğu olmuş. İkinci evliliğinden sonra daha çok seyahat etmeye ve daha çok çizmeye başlamış. Beni çizimlerine hayran bırakan ise doğayı, yeşili, çiçeği, sanatı bu kadar naif ve güzel betimlemesi oldu.

Barbara Cooney

Çizmek onun için adeta bir tutkuymuş. 110’un üzerinde kitap yazmış ve resimlemiş. En çok tanınan eserleri; ‘Miss Rumphius” (1982), ”Island Boy” (1988) and ”Hattie and the Wild Waves” (1990) kitapları. Kitapları Amerika’da pek çok kez ödüller almış.

Barbara Cooney6

İçinde bulunduğumuz çağda yaşayınca, insan Cooney’in ailesi tarafından resme özendirildiği ve desteklendiğini düşünüyor. Ama mesele çok da öyle değil, Cooney’in kendi sözleri ile kendine hayran bırakan annesi…

”Bana ihtiyacım olan ve arzu ettiğim tüm materyalleri verirdi ve beni çalışmam için yalnız bırakırdı. Asla yönlendirmeler yapmadı. En favori günlerim soğuk algınlığı nedeniyle evde olduğum ve tüm gün resim yapabildiğim günlerdi. Annem de resim yapardı, zaman zaman resimlerini biraz karıştırırdım ama annemin tek şartı fırçaları temiz tutmamdı. Annemin bana verdiği tek resim dersi fırçamı nasıl temizleyeceğime dairdi.”

Barbara-Cooney1

Cooney 1959’da ‘Caldecott Medal’ ödülünü alırken, söyleşide şöyle demişti..

”Bence, ülkedeki çocukların edebi olarak şu ankinden daha çok daha fazla beslenmeye ihtiyaçları var. İyi ve kötü, aşk ve nefret, yaşam ve ölüm hakkında okumak çocukları incitmez. Ayrıca çocukların, sadece anladıkları şeyleri okumaları da gerekmez. Kendim, hiçbir zaman sadece ve sadece çocuklara yönelik yazmadım ve çizmedim”

Cooney’in bu sözleri beni benden aldı. Çocukların sadece anladıkları müzeleri gezmeleri gerekmez, sadece anladıkları kitapları okumaları gerekmez der, dururum hep. Kötü, cadı, kurt, hayatta varsa hikayelerde, masallarda neden olmasın derim..

‘Miss Rumphius”

Gelelim çok sevdiğim yazarın ‘‘Miss Rumphius” kitabına. Bence Cooney bu kitapta, Luphane Lady olarak kendisini resmetmiş. Hikayedeki karakteri ona çok benzettim.

Barbara-Cooney3

Kitabın konusu ise şöyle; Lupine Lady dağda küçük bir evde yaşamaktadır. Ancak çocukken ona Alice derlerdi ve denize yakın bir kasabada yaşardı.

Alice’in büyükbabası da bir sanatçıydı. Uzak diyarlardan gelen gemileri boyardı, çok işi olduğunda Alice gökyüzünü boyaması için ona yardım ederdi.

cooney

Akşamları Alice dedesinin kucağına oturur, uzak diyarlar hakkında masallar dinlerdi. Alice olur da bir gün uzak diyarlara giderse yine denize yakın yaşamak istediğini söylerdi. Büyükbabası ‘nerede olursan ol, dünyayı güzelleştirmeyi unutma’ dedi ona.

Günler geçti ve Alice büyüdü, denizden uzak bir şehre taşındı, burada kütüphanede çalıştı. Artık insanlar ona Miss Rumphius diyorlardı. Miss Rumphius, bundan sonra farklı ülkeleri gezdi, tropik bir adaya gitti, sonra karlı dağlara çıktı ve çölleri gezdi.

barbara cooney

Sonunda tepede denize yakın bir eve yerleşti, kendi için küçük bir bahçe yapmaya başladı. Yeni evi ve bahçesi ile mutluydu ama hala yapmam gereken bir şey daha var diye düşündü; dünyayı güzelleştirmek. Ama o kış hastalandı ve yatağından fazla çıkamadı. Kendine geldiğinde Lupin çiçekleri aklına geldi, onları çok severdi, bahçesine de ekmişti.

Barbara-Cooney3

Evden çıktı, tepeden aşağıya indi, bir de ne görsün her yer Lupin çiçekleri ile doluydu, mavi, mor, pembe. Gözlerine inanamadı. Bu rüzgarın ona sürpriziydi. Tohumları taşımış, bahar gelince de çiçekler açmıştı.

Bu aklına harika bir fikir getirdi, hemen bolca Lupin çiçeği tohumları aldı ve tüm yaz boyunca tohumları kasabada her yere saçtı. Kasabada yaşayanlar, ona çılgın yaşlı kadın diyorlardı, ama o hiç aldırmadı. Bahar geldiğinde tüm kasaba rengarenk Lupin çiçekleriyle doluydu. Artık dünya onun bahçesiydi.

Artık Miss Rumphius yaşlanmıştı, kasabanın tüm çocukları gelir ondan masallar dinlerdi. Artık kasabada herkes onla Lupine kadın derdi. Uzak diyarlar hakkında çocuklara masallar anlatırdı. Biz de onu dinler uzak ülkelere gitmek isterdik.

Ama bize derdi ki ‘Ufaklık, yapman gereken küçük bir şey daha var; dünyayı güzelleştirmek, bunu asla unutma…’ 

Barbara-Cooney

Barbara Cooney 2000 yılında kaybettik, ondan geriye bir dünyayı güzelleştirme hikayesi kaldı. Herşeye rağmen iyilik için çalışmak en güzeli değil mi?

2 YORUMLAR

  1. Harika, çok sevdim. Çizimler de, hikaye de kalbime dokundu. Sen de güzel anlatmışsın Güneşanne; beni yine bir yenilik ve güzellikle tanıştırdın, teşekkür ederim 🙏🏻💖

CEVAP VER