Ya çocuğum geride kalırsa?

1
1096

Geçtiğimiz haftalarda eğitim camiasından arkadaşlardan biri ile sohbet ediyorduk. ‘Çocuklarım için benim akademik bir kaygım yok’‘Okulda illa bir şey öğrenmek zorunda da değil, iyi vakit geçirsin, merakı azalmasın yeter’ dedim. Önce gülümsedi sonra sordu; ‘Ne yani mesela birinci dönem bitti, diğer çocuklar okumayı öğrendiler, senin çocuğun okuma öğrenmedi bu senin için sıkıntı değil mi?’ diye sordu.

Çok net bir şekilde ‘Hayır’ dedim, gözlerinin içine bakarak.
Suratındaki şaşkınlık ifadesini tahmin edemezsiniz. Biraz da hayal kırıklığına uğramış gibiydi.

‘Yani, her çocuğun öğrenme zamanı farklıdır. Benimkinin de önce ya da sonra olabilir. Bu benim için bir sorun yaratmaz. İllaki öğrenecektir, benim görevim ona bu öğrenme sürecinde istediği noktalarda destek olmaktır.’ dedim.

‘Çünkü o, kendine saatlerce kitap okunmasını seven bir çocuk, yani merakı var. Onun için doğru zaman geldiğinde o da kendi için saatlerce okuyor olacak.’ O zaman şimdi olmayabilir. Okulun ve eğitim sisteminin belirlediği günde de olmayabilir. Sonra olabilir, ben buna saygı duymak ve beklemek durumundayım. Bu benim ebeveyn olarak en önemli sorumluluğum, yani onun hızına daha doğrusu temposuna saygı duymak.

Zaten ilkokul çocuklarının okuma öğrenmesi ve hatta sevmesi için değil midir?
‘Siz hiç ilkokulu bitirmiş ve okuma öğrenmemiş bir çocuk gördünüz mü?’ çevrenizde dedim
Sonra biraz kıvırdı ‘yok canım, tabi elbetteler’ başladı.

Şimdiden pek çok harfi tanıyor ve onlarla ilgili sorular soruyor. ‘Kim bilir belki desteğe bile ihtiyacı olmaz, doğal olarak öğrenir’ dedim…

Peki senin çocuğun okul normlarına göre geride kalsa, sen ne hissedersin?

Kaygı? Hüzün? Umutsuzluk? Kendin mi geride kalmış gibi olursun? Geride kalmak seni nasıl hissettirir? Daha çok hırslanır ve bunu çocuğuna belli mi edersin? Peki sana bir şey desem.. Desem ki geri kalmak diye bir şey yok aslında. Normların tanıdığı zamanlar senin veya benim çocuğum için uygun olmayabilir desem..

Desem ki, daha geçen ay Dünya Ekonomik Forumu açıklamıştı; bugün okula başlayan çocukların %65’i şu an henüz mevcut olmayan mesleklerde çalışıyor olacaklar. Kulağa saçma gelse de gerçek bu. Dolayısıyla gelecek çok disiplinli yetişen çocukların olacak. Peki bu çocuklar nasıl çok disiplinli yetişecekler?

Desem ki, Z jenerasyonu merak ettiği her konuyu derinlemesine araştıran ve inceleyen bir nesil. Tüm araştırmalar, makaleler bunu söylüyor. ‘Dijitale doğanlar’ da öyle olacaklar. Artık gençler internetten kod yazma programları izleyerek, Silikon Vadi’sine gidiyorlar. (Tekirdağ’da bir Anadolu Lisesi’nde okuyan bir genç.) Kısaca gelecek başka türlü gelecek. Çocuklar üzerinde pek çok hayal kursak da bunlar zaman içinde çok değişecek, evrilecek ve hatta biz bunları kabullenmek durumunda kalacağız diye hissediyorum.

Desem ki, işte gelecek böyle gelirken maalesef Türkiye’deki eğitim sistemi hiç buralarda değil. Öğrenme özel okullarda bile standart süreçlere, önceden planlanmış zamanlara dayanıyor. Okullarda sınıfın ne zaman okuma yazma öğrenmesi gerektiği bile belli. Oldu da geç kaldın, yandın. Problemli çocuk gözüyle bakılıyor ve hemen okulun pedagogu bile devreye giriyor. (Bir arkadaşımın başına gelmiş.) Allah’tan bizim çocuklar çok şanslı çünkü Google ve Youtube var hayatlarında, dünyanın bilgisi parmaklarının ucunda. Gerçekten meraklı oldukları her konuda derinleşebilecekler.

O yüzden gel sen de sakin ol, ben de daha sakin olayım, hadi birbirimizi sakinleştirelim.

Çocuklarımızın mutlu çocukluk anıları olsun. Onları, şartsız ve koşulsuz sevdiğimizi bilsinler, hissetsinler. 

Koşulsuz sevilen çocuk, gerçekten ilgilendiği konuda, kendi iç motivasyonu ile ilgilendiği her şeyi zaten başarır!

Çünkü onlar bizim minik mucizelerimiz, o bu evrende eşsiz birer parmak iziler. Onların ruhu güzel, bizim görevimiz onların ruhlarının yara almaması için onlara destek ve göz kulak olmak. Ta ki onlar kendi kendine yetinceye kadar.

Önümüzde koskoca yaşanacak nefis bir yaz var, kaygıdan, endişeden uzak, bol bol keyif alıp, çokça kahkaha atarak geçsin yazımız…

1 YORUM

CEVAP VER