Okulsuz Büyümek

4
3036

‘Okulsuz Büyümek’ Ben Hewitt’in okulsuz eğitim, kırsalda yaşamak, doğa ile bağ kurmak, yaşarken öğrenmek hakkında yaşadığı sıra dışı ebeveynlik macerasını konu alıyor. Sinek Sekiz yayınlarından çıkan kitabın çevirisi sevgili Şule Seda Ay tarafından yapıldı. Okulsuz öğrenme mi olur demeden önce Hewitt’in macerasına kulak vermek neden buna ihtiyaç duyduğuna, yolda neler keşfettiğine dair yolculuğunu okumakta fayda var. Kitabı okulsuz eğitim içeriğini öğrenme yanında, doğayla bağ kurmak, ebeveynliği keşif, çocukların potansiyelini ve sınırlarını anlama alanlarında olukça faydalı buldum.

Okulsuz eğitim yolculuğu sırasında Hewitt ve eşi Vermont Dağı’nın yamacında bir arazi satın almışlar, bu arazide kendi evlerini kendi kendilerine inşa etmişler. Ve tamamen araziden elde ettikleri ya da takas ettikleri ürünler ile geçimlerini sağlamışlar. Çocuklar büyüyünce onlara da araziden alan ve sorumluluk vermişler. Sorumlu oldukları alanı ekmek, yaşatmak, satmak ve geliri ile istediklerini alma özgürlüğünü vermişler. Bu şekli ile anlatınca biraz ütopya gibi gelse de aslında değil. Okulsuz eğitim dünyada pek çok ailenin tercih ettiği bir yaşam biçimi.

Benim için bu kitap pek çok öğrenmeyle dolu oldu; kendime çıkardıklarımdan sadece birkaçını burada paylaşabiliyorum, ama kitabı edinin, siz de gönülden hissedeceksiniz, ebeveynlik deneyimine dair Hewitt’ten öğrenecek çok şey var…

  • İhtiyaç duyulmak… ‘Çocuklar üretimle sonuçlanan günlük işlere dahil olmak istiyorlar, ancak ebeveynler onları uzak tutuyor. Çocuklar gerçekten yardım edebilecek hale gelmelerinden çok daha önce işe katılmak istiyorlar. Hepimiz gibi çocuklar da ihtiyaç duyulmak istiyor. Ve onlara gerçekten öyle olduklarını göstermek bizim görevimiz.’

Günde kaç defa yardım istiyorsunuz çocuklarınızdan? Günlük hayattaki işlere ne kadar dahil ediyorsunuz? Görev ve sorumlulukları var mı?… Aklıma gelen deli sorular.

okulsuz büyümek

Keşif… ‘Kim bilir kaç defa çocuklarımızın yeteneklerini hafife aldık? Kim bilir kaç defa bizden istediklerini öylece verdik, keşfetme dürtülerinde, hayal etme ve yaratma yeteneklerinde, başarısız olma veya başarma süreçlerinde kısa devreye neden olduk.’

Güven… ‘Güvenmek çocuklarımızın kendi hızlarında gelişmelerine izin verebilmek için kendimize ve çocuklarımıza inanmaktır. Onlar okul kurumunun ürettiği beklentilerin gerisinde kalıyormuş gibi görünseler de çocukların eninde sonunda gelişeceğine inanmaktır.’

Serbest oyun ihtiyacı… ‘Eskiden oyun olarak değerlendirilen çocukların kendi sınırlarını özgürce çizebildiği, anlaşmazlık ve haksızlıkları kendi aralarında çözmeye çalıştıkları aktiviteler bile yerini yetişkinlerin onlarla ilgilendiği ve gözetlediği yapılandırılmış, yönlendirmeli oyun ve yarışlara bıraktı. Bütün bunlardan sonra kimin sadece ‘oynamaya’ vakti kalır ki?

okulsuz büyümek

Güvenlik… Hewitt kitabın bir bölümünde çocuklarının testere ve çekiç kullanmasına izin verdiğini yazmış. Doğal ortam içinde bu oldukça normal bir durum. Bize göre ne kadar zor değil mi? Ama işin ilginci çocuklar yapabiliyorlar, bizler güvenlik endişemiz nedeniyle bu tip konularda onlara engel oluyoruz.

Mesela katıldığımız bir Marangozluk atölyesinde eğitmen kızlara çekiç kullanmayı öğretti ve parmaklarına hiç vurmadılar. Benim parmağıma çekiçle vurma şansım neyse onların şansı da aynıydı. Ama küçük varlıklar olduğundan ve onlar için endişelerimiz yoğun olduğundan bunlara izin vermiyoruz. Önemli bir deneyimi ellerinden alıyoruz.

Hissedebilmek… Ya bütün mesele mümkün olan her şeyi bilmek değil de mümkün olan her şeyi hissedebilmek ise? Peki ya kendimize her gün hava nasıl olursa olsun yapraklı ya da yapraksız bir ağaç bulmaya söz vermiş olsak? Ve sırtımızı en az on dakika gövdesine dayayıp otursak? Ağacın nefesini duyabileceğimiz öğretilmiş olsa bize? Ve biz bunu gerçekten yapabiliyor olsak? Ve son olarak bunu çocuklarımıza öğretsek, dünya nasıl bir yer olurdu?’ Benim bu soruya cevabım mükemmel bir yer olurdu. Sence de öyle değil mi? Öyleyse hadi yapalımJ

İyi bir iş, bir ev bir de araban oldumu mutlusun, toplumca kabullenilen bize öğretilen mutluluk formülü bu. Ama ya bu formül toprakla, doğayla bağ kurmamızı engelliyorsa? Dünyaya ait bir varlık olduğumuzu, doğayla yaşadığımızı, doğa ile nefes aldığımızı tekrar anlamak ve özümsemek durumundayız.

Son söz yine Hewitt’ten; ‘Çocuklarımın benim en çok ne yapmama ihtiyaçları var? Onların kendilerini olmalarına engel olmamama ihtiyaçları var. Ve ben bu ihtiyaca boyun eğmeye mecburum.’

Peki ya ben? Peki ya sen?

4 YORUMLAR

  1. Böyle yazılar cesaretlendiriyor beni bazı konularda ama şartlar ve NORMAL/doğru kabul ettiğimiz, daha doğrusu toplumun bize bu şekilde dayattıkları yüzünden elimiz kolumuz bağlanıyor yeniden. Çok düşünmüşümdür ben de bunu… Bize dikte edilenden daha farklı, bambaşka bir hayat mümkün mü? Ya da değiştirelim biraz soruyu. Maddi ve manevi ağır bedeller ödemeden başka bir hayat mümkün mü?

  2. Sevgili güneş anne küçük bir ilçede oturuyorum ve bu kitabi bir türlü bulamıyorum internet uzerinden siparis versem orda da bulamadim elinizde varsa bana yollayabilir misiniz. Selamlar sevgiler

CEVAP VER