Yeni çağın bakıcısı; dijitalizm

2
934

Geçtiğimiz hafta Ht Hayat davetiyle ‘ScreenAgers’ yani ‘Ekran Nesli’ belgeselini izleme şansını fırsatını buldum. Psikolog Nilüfer Devecigil liderliğinde düzenlenen etkinlik oldukça faydalı ve bir o kadar da düşündürücüydü.  Amerikalı doktor bir annenin 12 yaşındaki kızı bir akıllı telefon talep ediyor. O da telefon kararını düşünürken aslında Teknoloji Devrinde ebeveyn olmaya dair pek çok konuya eğiliyor.

Çocukların sosyal medya kullanımı, bilgisayar oyunları dünyası, aşırıya kaçan online konuşmalar pek çok konu var; aslında bunlar farkında olduğumuz ve bazen yönetip bazen de yönetemediğimiz sorunlar. Bu nedenle artık konuşulmasının da tam zamanı.

Aslında teknoloji, televizyon, oyun konularında pek çok farklı görüş var, kimisi çocuk uyanıkken asla tv-bilgisayar açmam diyor ve çocuğun medya ile bir teması olmuyor. Kimileri de uzaylı çocuk yetiştirmeyin, çocuğunuz Elsa’yı da öğrensin, arkadaşları yanında sosyalleşirken uzaylı olmasın diyor. Her bir farklı görüşe saygımız sonsuz. Niyahetinde teknoloji konusunda sınır koyup koymamak her ailenin kendi vereceği bir karar.

Mesela bizim aileye en uygun olanı biraz daha esnek bir şekilde ortada durmak. Örneğin babası maç izlemek istiyorsa ve çocukların uyanık olduğu saatteyse maçını izleyebilir. Hatta çocuklar da onunla birlikte izleyebilirler. Bu tv izlemek değil, bir spor faaliyetini ailece takip etmektir. Bizim için ortak paylaşım ve bir bütünlük anıdır. Aile ile geçirdiği keyifli vakit kıymetlidir.

Dijital cihazları&oyunları bebek bakıcısı olarak konumlandırmak 

En ciddi sıkıntılardan biri bu sanırım. Yani çocuğun hareketsiz kalması istenen anlarda ailelerin çizgi film, oyun, tv açarak çocuğu hareketsizleştirmesi. Erken bebeklik döneminde fazla televizyona (ekrana) maruz kalan çocuklarda maalesef pek çok sıkıntı olabiliyor. Ailelerin bunun farkında olması önemli. Bu doğrultuda izleme sınırlamaları mutlaka olmalı. Aileler çocukların izleyecekleri içerikleri konusunda bilgi sahibi olmalı.

Eskisi gibi sokak yok maalesef, çocuğu sal akşama gelsin modu olmuyor. Yine de parklarda bol bol, açık havada aktif vakit geçirilebilir veya akranları ile birlikte eğlenebilir çocuklar. Daha çok iletişim&ilişki kuracağı anlar ve ortamlar çocuklara sunulabilir. Ekran Nesli’nin en büyük sorunlarından biri de obezite, çocuklar az hareket ediyorlar ve Türkiye’deki obezite oranları gün geçtikçe artıyor.

screenagers

Aile Filmleri/ Aile Çizgi Film Zamanı 

Çocuğun kontrolsüz olarak internette önüne gelen şeyi izlemesine engel olmak için güzel bir film, çizgi film seçkisi yapılabilir. Hatta o gün mısır patlatıp tüm aile ekran önüne konuşlanabilir. Çocuklar bu tip şeylere bayılıyorlar. Cuma günleri bizim böyle zamanlarımız oluyor. Haftanın yorgunluğunu birlikte atıyoruz:)

Akıllı Telefon Alma – Sözleşme

Belgeselde doktor annenin çocuğu ile kurduğu müthiş iletişim büyüleyiciydi. Çocuğu ile her şeyi en ince noktasına kadar oturup tartışıyor. Kızı ilk talep ettiğinde anne akıllı telefon almadı, talebinden yaklaşık 3 yıl sonra aldı. Bu süreçte kızı ile uzun uzun konuştu, zaman zaman tartıştı. Annenin telefon almama nedeni, kızının hayattan kopacağı ve sadece online dünyada yaşayacağı doğrultusundaydı.

Üçüncü yılın sonunda telefonu alınca, kızı ile bir anlaşma yapmıştı, daha doğrusu bir sözleşme. Ancak uygulama önemli, sözleşme eğer tek taraflı hazırlandı ve çocuk sözleşmenin hazırlanması esnasında dahil olmazsa, sözleşmenin gerçekleşmesi çok mümkün değil. Ancak çocuk dahil olduğu takdirde sözleşme şartları yerine gelebilir.

 ‘Disconnect’ i mutlaka izleyin.

Önceden sosyal medya konusunda izlediğim önemli filmlerden biriydi Disconnect. Film sosyal medyanın potansiyel olarak taşıdığı riskler ve aslında aile olma durumunu kaybetmiş bir ailenin dramını anlatıyor. Lisedeki iki öğrencinin, şaka amaçlı, yalnız bir çocuğun hayatına kız arkadaşı rolünde girmesi ve onun küçük düşürücü bir fotoğrafını okulda yayarak oluşturdukları kötü durum çerçevesinde film ilerliyor. Evet rahatsız edici, ama çok gerçek…

Telefon almakla bitmiyor bir de like satın almak var.

Belgeselden anladığım ne kadar ahkam kesersek keselim ergenlikte işler zorlaşıyor. Maalesef telefon almakla da hiç bir şey bitmiyor. Çünkü telefonla çocukların girdikleri sosyal bir dünya var. Çocuklar hangi uygulamaları kullanıyor, hangi oyunları oynuyorlar ebeveynleri tarafından mutlaka gözlenmeli. Maalesef sosyal medya kötü niyetli insanla dolu ve bunlar her yerde artık kendilerini gösteriyorlar. Çocukları özellikle ünlü olmak veya para ile kandırmaya çalışıyorlar.

Diğer yandan bir de like dünyası var, yani hangi fotoğraf kaç like almış, kimler like etmiş vs. Artık çekici olmanın tanımı da değişti ve sayısal olarak like’lar ile ölçülüyor. ‘Like’ın kadar konuş’ diyor biri diğerine. Genç kızların yeni hedefi seksi olmadan şirin olmak, bunun için günde yüzlerce fotoğraf çekiyorlar. Sosyal medya yeni eğlence tamam, ama çocuk kendi değerini artık like sayısı ile ölçmeye başlıyorsa orada işler biraz ters gidiyor işte.

dijitale doğan çocuklar

Dijital bağımlı çocuklar tedavi ediliyorlar. 

Dünyanın pek çok şehrinde dijital çağın bağımlı çocuklar için rehabilitasyon merkezleri kurulmuş. Pek çok çocuk tedavi görüyor. Diğer tüm bağımlılıklar gibi bunlar da bağımlılık; özellikle oyun dünyası. Türkiye’de de böyle durumda olan çocuklar varmış maalesef.

Tüm bunlar çok yeni olduğu ve çok hızlı geliştiği için her şey, dijital oyunlarının zararları üzerine pek fazla araştırma yok maalesef. Varsa da oyun endüstrisi nedeniyle çok fazla yayınlanmıyor. Ancak açık havada, serbest oyunun çocuklara faydası konusunda pek çok araştırma mevcut.

Çoklu iş yapma biçimi is out! 

Belgeselin bir bölümünde; eş zamanlı çoklu iş yapmanların, aslında hiç bir şeye tam olarak konsantre olmadığını, hiç birini tam olarak gerçekleştiremediği belirtiliyor. Asıl konsantrasyon ve odaklanmanın tekil bir iş üzerinden gerçekleştiği bilimsel olarak da ispatlanmış. Yani örneğin; ‘Sen konuş, ben de bir yandan seni dinliyorum’ yalan. O sırada dinlemiyorsun, zaten dinleyemezsin de. İki sebebi var; birincisi karşındaki senin dinlemediğinin çok net bir şekilde farkında, ikincisi beynin aynı anda iki işlemi birlikte yapmaya çalıştığından zorlanıyor ve ikisini aynı anda gerçekleştiremiyor.

Çocukların dünyayla ve aileyle kurdukları ilişki çok kıymetli.

Tüm bu şartlar ve dijital dünyaya kolay erişim nedeniyle takipçi olmak gerekiyor ve sınır koymak zorunlu bir durum. Eğer çok çizgi film talep eden çocuğunuz varsa mutlaka sınır koymak gerekiyor. Buna rağmen bir değişim olmuyorsa; ona dünya ile ilişki kurabileceği alışkanlıklar edindirmeye çalışın; dışarıda oynamak, bir hayvanı sahiplenmek, arkadaşları ile yüz yüze görüşmek, bir spor dalına odaklanmak, seyahat etmek yeni yerleri keşfetmek vb. Ortada kötü bir alışkanlık meyili varsa ancak onun yerini yeni iyi bir alışkanlıkla değiştirebilirsiniz.

Çocuklar için varoldukları zamanı, içinde bulundukları evreni, doğayı, evi, aileyi tanımak ve bu ilişkiyi hafızalarında oturtmak önemli. Çünkü ilişkide kalmak aynı zamanda varoluşu anlamaya ve anlamlandırmaya da yarıyor.

Bu yazıyı hazırlarken yayınlanan;

Intel’in yaptığı uluslararası mobil kullanım alışkanları anketine göre; 

  1. Türkiye’deki kullanıcılar günde ortalama 70 kez cep telefonunu kontrol ediyor, bu da yaklaşık 15 dakikada bir ekran yüzü gördüğümüz anlamına geliyor. Bu oran; Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi ülkelerin neredeyse iki katına denk düşüyor.
  2. Akıllı telefon bağımlısı olarak nitelendirilebilecek kesim, Türkiye’de mobil kullanıcıların %22’sini oluşturuyor.
  3. Aile ile birlikte geçirilen zamanlarda, 18-25 arası yaş grubunun, 45-50 arası yaş grubuna oranla iki kat daha fazla telefon kullanıyor.
  4. Araştırmaya göre her iki kullanıcıdan biri, çektiği fotoğrafları günlük olarak sosyal medyada paylaşıyor. Bu oranla Türkiye, hem akıllı telefonunu fotoğraf çekmek için kullanma, hem de bu fotoğrafı sosyal medyada paylaşmada Brezilya, Çin, Rusya, İngiltere, Almanya gibi pek çok ülkeyi geride bırakıyor.

İşin kötüsü, çocuklar biz yetişkinlerin dijital bağımlılığının farkındalar.

Belgeselde sekiz yaşlarında bir kız ile röportaj yapılıyor. Kız, annesinin konuşurken kendisinin yüzüne bakmadığını anlatıyor. ‘Arada benimle konuşup sonra telefonuna bakmaya devam ediyor’ diyor. Peki ‘Sen bu konuda ne düşünüyorsun?’ diye soruyorlar. ‘Belki telefonla biraz daha az zaman geçirebilir’ diyor. Tekrar hatırlatmak isterim kız sekiz yaşlarında.

dijital bağımlılık

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına…

Tüm bu anket sonuçlarını okuyunca insan kara kara düşünüyor, sorun bizde mi sahiden yoksa onlarda mı diye?

Ey ebeveyn (burada kendime de sesleniyorum:); sen günde kaç saatini telefonunla geçiriyorsun? Sosyal medya ile ilişkin ne? Timeline’ını günde kaç kez kontrol ediyorsun? Like’larının sayısını takip ediyor musun? Eğer sen de Türkiye’deki bir çok insan gibi sabah gözünü telefonla açıp, gece yatakla telefonla kapatıyorsan çocuğundan bunun tersini yapmasını bekleyemezsin. Yani beklersin de sadece beklersin işte…

Geçen gün çorapsız gezen Cemre’ye, ‘Annecim yine çorap yok ayağında?’ dedim, döndü ayaklarıma baktı, ‘Anne sende de yok dedi ve arkasını dönüp gitti.’ Yaş:3.

İşte böyle, senin dünyayla hayatla ilişkin ne? Bir yere gidince ilk olarak telefonuna mı sarılıyorsun, manzarayı mı izliyorsun? Hayat senin için nasıl akıyor sahiden? 

Gel sen, modern çağın tesbihi cep telefonunu elinden bırak, yaşamaya bak. Çocuğun gözünün içine bakıyor; ‘annnee, baaabaa’ diye sesleniyor sana, çocuğunun yüzüne bak… Evindesin, yani şimdi, şu an, içinde bulunduğun bu an, en değerli an. Kıymetini bil! 

2 YORUMLAR

    • o hepimizin korkulu rüyası maalesef 🙁 olabildiğince park ve bahçelerde vakit geçirmek şimdilik iyi bir çözüm gibi görünüyor bana..
      sevgiler

CEVAP VER