Kuzumla kucaklasma anım, hayatımda yaşadığım en güzel duygu

0
756

Diyet yapmaya başlamıştım ve fark ettim ki hiç enerjim yok, “acaba ağır bir diyet mi yapıyorum? Bugün sadece salata yedim ondan mı enerjim yok” diye kendi kendime düşünüyordum. Hatta test yaptığım gün, şehirde yürürken kendimi pili bitmiş bebek gibi hissettim, bir adım daha atacak halim kalmamıştı, bulunduğum yerden eve yürüme mesafesi maksimum 10 dakikaydı, “nasıl yürüyeceğim, eve gitmek yerine bir yere girip bir şeyler mi yesem” diye düşünüyordum. Sonrasında akşamüstü regl ağrısı gibi kasıklarımda sızı hissetim, yine kendi kendime “hmm regl olacağım sanırım ondan enerjim yok” dedim. Derken bir dakika bunlar “hamilelik belirtisi mi acaba?

Gebelik 

Bi netten bakim … aaaa belirtiler hamilelik belirtisi!!! O zaman ben bir test yapıyım”. Kullanım talimatını okudum, ok iki kırmızı çizgi olması gerekiyor, testi yaptım, iki çizgi çıktı ama biri kırmızı biri pembe gibi çok açık bir renk. Haydaa hamile miyim degil miyim J esim geldi ona sürpriz yapmak icin testi görebileceği bir yere koydum, inanılmaz mutluydum ama kafamda hala soru işareti “ikinci çizgi niye pembe, bebiş var mi yok mu?”. Sabah esim eczaneye gitti, yeniden test yaptık, evet iki çizgi hamileyimmmm!!! Aşırı mutluydum, hemen doktora gidip, daha da emin olmak istedim. Doktorumu aradım, durumu anlattım ve hemen bir randevu almak istediğimi söyledim. Bebeğin kalp atışlarının 6. hafta gibi başladığını, öncesinde gelmememin daha uygun olacağını soyledi. Off ok, 2 hafta daha beklerim, ama eminim kesin hamileyim 🙂 tüm belirtiler var ve iki testte de çizgi çıktı.

Randevu günümüz geldi, doktora gittik. Eşim her ihtimale karşı beni önden hazırlamak istiyordu, “bak daha kalbi atmaya başlamamış olabilir, sakın üzülme, hayal kırıklığı olmasın vb”. Ben tamamen pozitif düşünüp, “gittiğimizde kesin kalbi atıyor olacak eminimmm” dedim 🙂 doktora gittik. Doktorumda muayene öncesi beni psikolojik olarak hazirlamaya çalıştı, ben hiç dinlemiyordum bile aklım bir an önce ultrasona girmekteydi. Evettt muayeneye basladık ve yuppiiii minnoşum orada! Tutunmus, kalbi atmaya başlamış!!! O an nasıl bir heyecan ve duygusallık bastı tarif edemem, birden ben ve eşim ağlamaya başladık. Yazık doktorum sok oldu, “bir problem yok degil mi, istiyordunuz degil mi?” gibi sorular sormaya başladı, artık nasıl ağladıysak, kadıncağız kazara hamile kaldım sandı 🙂

İkinci kontrole gittik, ooo içerde parti var, minnoş kıpır kıpır dans ediyor 🙂 doktorum, “ooo biri ebeveynlerine şov yapıyor” dedi.

Tabi ki hamile olduğunu duyunca herkes kendi deneyimlerini ve nelere aşırı dikkat etmen gerektiğini söylüyordu, bir kısmı kafama yattı, bir kısmı abartı geldi, her randevuda doktoruma soru listesi ile gidip sorularımı sormaya başladım. Kadıncağız çattık deliye şeklinde bakıp, bana açıklama yapıyordu.

Türkiye`de bir doktorunuz oluyor ve bastan sonra tüm süreç ve testlerde size o destek veriyor. İsviçre`de ise sistem tamamen farklı, ok doktorunuz kontrollerinizi yapıyor, kan testlerinizi yapıyor vb. ama ense kalınlığı vb diğer test ve kontroller için sizi uzman başka bir doktora yönlendiriyor.

Peri annenin doğum öyküsü

Bu arada daha önce bebek bakımı, ultrasonlar vb konularda deneyimim / bilgim yoktu. Etrafımda da hamilelik sürecine birebir adım adım gördüğüm kimse de yoktu. 2. ayımda bir babyshowera gitmiştik ve orda ilk defa 3D ultrason fotosu gördüm, aman Allahım bebeği baya net görebiliyorsun, cok heyecanlandımmm! Ben de hemen yaptırmalıyım! 12. Hafta ense kalınlığı kontrolü için, uzman diğer doktora gittik ve 3D ultrason da çekiyordu, kuzumuzu daha net gördük inanılmaz güzel bir histi! Doktora ‘cinsiyeti belli degil daha değil mi?’ diye sorduk, “şu an görünmüyor ama erkek vücuduna benziyor, % 80 erkek“ dedi.

Bir sonraki jinekolog kontrolümde de, kendi doktoruma tekrar sordum. “ok bakalım, burası kafası, bu kalbi, bu da pipisi!” bizimki hiç saklamadı, direkt 3 adımda gösterdi 🙂

Ve tabi ki cinsiyet de belliyse ne yapılır hemen isme karar verilir.

İsim benim kafamda çok netti, beni büyüten, babamdan öte sevdiğim eniştemin ismini koymak istiyordum, KEMAL!

Eşimde Kemal ismini çok sevdiği icin, kesin kararımızı verdik.

Ne mutlu bize ki tüm testler, kontroller sağlıklı bir şekilde ilerledi.

Karnım ufaktan büyümeye başladı, bir haftadan kısa bir süre bulantı problemim oldu ama şanslıydım 3-4 gün sürdü. Hamileliğim başından itibaren düzenli hamile pilatesi ve yürüyüş yaptığım için, kendimi çok iyi hissediyordum. 5 aylık hamileydim ve 5 kilo almıştım, çok dikkatli bakılmadığı sürece hamile olduğum anlaşılmıyordu. Doğum Eylül’e geleceği ve yaz döneminde uçuş yapamayacağım için, Mayıs ayında 6 haftalık bir Türkiye tatili yapmaya karar verdik, ve kendin için ye, Kemal için ye, benim için ye derken her ay bir kilo alarak başlayan hamilelik bir sekteye uğradı 🙂

Bu arada hamilelik sağlık açısından süper gidiyordu, ama benim duygusal patlamalarım, her şeye hüzünlenerek ağlamalarım maksimum seviyedeydi. Acıklı bir duruma tabi ki insan ağlar ama arabam çekildi diye de bu kadar ağlanmaz ki J

Ha burada kafamın yavaş çalışmasını da eklemem lazım ne yazık ki J İnsanlarla muhabbet ediyorum yarısında beyin feedback vermemeye başlıyor, “Allahımmm salak mıyım neden aklımda tutamıyorum söylenenleri ve neden geriden geliyorum, ok gecicek 🙂 Omegaaaa 3!“

İsviçre’de doğum

İsviçre`de doğum öncesi ebelerden doğum ve bebek bakımı ile ilgili eğitim alınabiliyor. İster üniversite hastanesine başvurup, var olan sınıfa katılabiliyorsunuz, ister eve ebe geliyor ve bire bir ders veriyor. Bir tane Türkçe bilen bir ebe buldum, süper oldu, aklımdaki her soruyu sordum, beni hem çok rahatlattı, hem çok aydınlattı.

Hamileliğim 9. aya kadar gayet rahat gecti, son ay gece uykusuzlukları, mide yanmaları ve tabi ki vücudumda ağırlaşma başladı, bugün 5 dk yürüdüğüm yolu, o donem 15 dkda yürüyebiliyordum. İsviçre’de 2 doktor ayrı ayrı doğum tarihi vermişti. Jinekologum 13 Eylül, ultrason çeken diğer doktorum 20 Eylül demişti.

En son randevumda, doktorum, “eğer 11 Eylül’e kadar bebek gelmemiş olursa, 13 Eylül için üniversite hastanesinden randevu alacağız, bundan sonraki takipler oradaki ebeler ve doktorlar tarafından yapılacak” dedi.

(Doktorum, hem full ekipman, hem de 24 saat hizmet veren deneyimli doktorlar ve ebeler olduğu için, direkt Basel Üniversite hastanesini önermişti)

Ok 13 Eylül’de gittik, bebişin başı aşağıda ama açılma olmadığı için pek verilen tarihlerde gelecek gibi değildi. 13 Eylül itibariyle hastaneden üc günde bir kontrole çağırdılar. Verilen tarihin üzerinden 10 gün geçer ve hala bebek gelmezse suni sancı ile doğumu baslatacaklarını belirttiler. Suni sancı!! Ok 🙂 hemen netten araştırmalar, eş dost ile deneyim konuşmaları, başka doktorlarla konuşmalar başladı. Tabi şöyle de bir durum var, kuzunun gelmesi geciktikçe “aaa niye gelmiyor” “ her şey yolunda dimi?” vb insanın karnına ağrı sokan bol bol muhabbetlerde olmadı degil. Bir de her gece kesin bu gece gelecek psikolojisi…sabah uyanmışsınız yeni bir gün ama kuzu gelmemiş. Tabi bol bol yürüyüş yap onu yap bunu yap önerileri. Yahu hamileliğimin 9. ayında ev taşıdık, şehirler arası araba seyahati ve turistik turlar yaptık, gelmedi..demem o ki bebiş ne zaman isterse o zaman geliyor.

Suni Sancı 

Verilen tarihten 10 gün geçti ve suni sancı günü geldi.

Hastanede 23 Eylülde suni sancı için randevum olmasına rağmen, yine de ‘siz bir sabah arayıp doğumhane müsait mi?’ sorun dediler.

Ok sabah kalktık 8 de aradık, “müsait 10`da gelin” dediler.

Bu arada tabi çaktırmamaya çalışsam da, bir stres olmaya başladım, kendi kendime “kuzunu görmeye az zaman kaldı, korku ve sıkıntıyı at içinden” desem de bir yere kadar işe yarıyordu. Tabi bu arada en merak ettiğim durum doğum sancılarının nasıl olduğu. Kime sorsam “başlayınca anlarsın” diyordu, yahu benim sorduğum bu değil. En sonunda bir arkadaşım çok doğru tanımı yaptı, “regl sancısı gibi başlıyor ve git gide şiddetleniyor”. Ok, en azından nasıl bir his olduğu kafamda az bucuk belirdi, çünkü hamileliğin son zamanlarında karnımın altına kramp giriyordu, sancı dedikleri böyle mi farklı mı diye düşünüp duruyordum. Ok cevap belli oldu, bu krampla, doğum sancı hissi aynı değil.

Neyse kaldığım yere geri döneyim.

24 eylül; saat 10’da suni sancı ile doğumu başlatmak icin hastanede randevumuza gittik, sabah evden çıkarken pozitif enerji ile çıktım (itiraf ediyorum hala korku vardı ama kendimi ikna ettim).

Eşim bizi hastanenin önüne bıraktı ve arabayı park etmeye gitti.

Yaso (kayinvalidem) ile hastanedeki info deskinin bizi yolladığı kata çıktık, direkt doğumhane katına :/ içeri girdikten 2 dakika sonra doğumhanede bir kadının çığlığını duydum J aman Allahım sabahki moral enerji birden balondu söndü. Rengimin attığını ve kalbimin deli gibi attığını hissettim. Allahım korku halimi atamıyor, kendimi sakinleştiremiyordum. Bizi doğumhanedeki bir odaya aldiıar, son 10 gündür yaptıkları genel kontrolleri yaptılar (bebeğin kalp atisini, hareketlerini ve kasılma oranını kontrol etme vb)

Ok, eee bütün her şeyi kontrol ettiniz, ok ilaç ne zaman?

(Bu arada suni sancı için tek bir yöntem yok, ilacı serumla ya da ağızdan hap şeklinde ya da fitil olarak verebiliyorlar.)  

Üniversite hastanesi kalabalık olduğu için, önceliği acil doğumlara veriyor, suyu gelmiş, doğum başlamış vb, benimki daha başlamadığı hatta daha ilaçla başlatılacağı için saat aksam 6’ya kadar beklettiler, her kapı açıldığında kalp atışlarım tavan yapıyordu. Yanımdaki bir kadının sabaha karşı suyu gelmişti ve açılma olsun diye bekliyordu. Onunla aynı odada oldugum için cok şanslıydım, gayet sakindi, sancıları geldikçe gayet güzel nefes kontrolü yapıyordu, kendini sakinleştiriyordu, bir de doğum için epidural istemiyorum demisti, vayy dedim helal… ben ise odaya giren her ebeye “epiduralli dogum yapmak istiyorum” diyordum, olurda mesai saati değişen öbürüne demeyi unutur falan J Ok dedim yanımdaki kadın bu kadar dayanırsa, demek ki dayanılabiliyor, ben de yapabilirim. Tabi yan odalardan gelen sesler kalp kiriciydi ama neyse 🙂 ilk ilacı verdiler, 4 saat aralıklı toplam 4 ilaç vereceklerini söylediler.

İlk ilaç verildi, ok saat 6. Hastaneye gelirken hamilelik döneminde kullandığım ilaçları da yanımda götürmem gerekiyormuş ama bana doğuma kadar kullan dedikleri icin ben getirmemiştim, ebeden rica ettim bana 6 kapsül ilaçla geldi. Dedim ki “ ben bu ilaçtan günde 1 tane alıyorum, pardon da ben burda kaç gün kalacağım” Kadın güldü evet fazla oldu falan” dedi, geçiştirdi. Suni sancı ilacını alıp 2 gün bekleyen hamileler varmış. Ebe ilk suni sancı ilacını verirken “eş zamanlı ağrı kesici de ister misin” dedi. Hemen içmek istemedim, biraz bir hareketlenme olsun sonrasında içerim diye düşündüm.

İlk ilaçtan 4 saat sonra eşimle hastane bahçesinde yürürken hafiften regl gibi karıncalanmalar basladı. Bu arada ebe eşimin bütün gece kalamayacağını söyledi, dedim “olmaz L ya doğum baslarsa”, dedi ki “daha çok var daha açılma bile yok, yarın yorucu bir gün olacak ikiniz de dinlenin”dedi ve gitti, İşte o an bittim… Bu arada yanımdaki hamile bayanın dogum zamanı geldi, doğumhaneye alındı, ebe de tatlı bir kadındı, esimin biraz daha kalmasına izin verdi, o ara ebe mesai saat degisimi geldi, yeni ebe de sağolsun eşimin gitmesi için bir şey demedi, derken Selim benimle full gece kaldı.

2. ilacı aldıktan 3 saat sonra sancılar baya sıklaşmaya basladı. Ok artık ağrı kesiciyi alma zamanı geldi, ufff puff nefes bir yere kadar.. Tabi bu arada ben dört gözle 4 cm açılmayı bekliyorum ki epidural için hemen doğumhaneye koşayım. Her ilaç süresi bittikten sonra yeniden bebeğin kalp atışlarını kontrol ediyorlardı, o da bir yarım saat sürüyordu. Ağrı kesiciyi almadan önce, eşim açılmayı bir kontrol etmelerini istedi, ebe daha erken gibi bir mimik yaptı ama yine kontrol etti, eşim bu arada, ben rahat muayene olayım diye aşağıya indi. Ebe kontrolünü yaptı, o ara bir sessizlik ve “5 cm açılma olmuş” dedi. Gözlerim parladı, “ şimdi epidural alabiliyorum değil mi” dedim, “ evet, doğumhaneyi arayayım hazırlansınlar” dedi. O an ben ağrıyı sancıyı her şeyi unuttum, uff puff nefes seklinde eşyalarımı toparlamaya başladım. Ebeler bana bu deli mi diye bakmaya başladılar. İlk neden baktıklarını anlamadım, Selim yukarı çıkana kadar benim tüm eşyalarımı topladım, hazırdım:)

Doğumhane

Doğumhaneye girdik, ekip aşırı tatlıydı.

Tuvalete gitmek istediğimi söyledim, “yardım ister misin” dediler, “teşekkür ederim, ben giderim ufff puff nefes nefes . Yine ebeler bu hastaneye bir deli düştü dercesine bakıyorlar:)

Doğum odasında epidurali takacak doktor ve güleryüzlü bir başka ebe vardı. Doğum sonlana kadar kaç ebe gördügümü hatırlamıyorum.

Epidurali yapacak olan doktor, bana tüm yan etkileri anlatmaya basladı. “her sey ok, imzalıyorummmm”

“Epidural ignesini takarken, kımıldamaman çok önemli, sancı geldiği zaman bana haber ver “ dedi… “ok it is coming it is cominggg puffffff, ok I am ready, uuuu again it is coming it is cominggg puffffff, ok I am ready”

Süper işlem tamam, 15 dk sonra belden aşağısını hissetmemeye başladım. Şahane!!! 5 cm açılma olduğunda saat 2 civarıydı, 4 civarı çoktan epidural takılmış ve ben hiç bir şey hissetmemeye başlamıştım. Ebe, “saat 7 gibi doğum yapmış olursun, biraz uyu dinlen” dedi. Ne mümkün heyecanlıyım, kuzumu göreceğim!! Selim pencere pervazındaki bir girintiye kıvrıldı, 2 saat ha uyudu ha uyumadı. Saat 7 gibi ebe geldi, “açılma ok, ama bebeğin kafası asağıda değil. Biraz daha suni sancı ilaci vereceğim, idrar torbandan dolayı inemiyor olabilir, sonda takacagim, en sonda suyunu patlatacağız, ok?” Ok !!! o asamada benim yorum yapabileceğim bir durum yok, ne derlerse ok!

Tabi o damardan verilen ek suni sanci ilaci beni biraz uzdu 🙂 Belden aşağısını yine hissetmiyordum ama midemde bir yanma hissi vardı, ama sorun değil, belden aşağımı hissetmiyorum o bana yeter. Tabi başka bir soru daha beliriyor insanin kafasında, belden aşağısını hissetmiyorum. “ Ok şimdi hiç bir şey hissetmiyorum, nasıl ikinacağım” diye sordum, ebeler “Sen merak etme biz seni yönlendirecegiz” dediler. Ok!

Benim ebenin mesai saati bitti, yine yeni baska iki ebe geldi.

(ne demişler hayatta büyük konuşmayacaksın, tek doktorum olsun da doğuma da o girsinde, başka başka yeni doktor istemem de, hii hiii tabiii)

Üniversite hastanesinde doğum aşamasında oda bir Junior ve bir Senior ebe oluyor. Junior olan ebe hep senin yanında oluyor, diger ebe belirli aralıklarla durum raporu alıyor.

Ok idrar kesesi bos, açılma zaten ok`di, next islem suyu patlatiyoruz, ok!

Saat 10 a dogru, iki ebe de yanıma geldi, “Şimdi bir ıkınma denemesi yapacağız, bakalım becerebilcek misin? “ dediler. Tabi ben bu arada durmadan “ başlıyor muyuz? başlıyor muyuz?” diye soruyorum cevap yok. “Çeneni boyle bastır, böyle nefes ver, ooo sahane bir daha, ok bebegin saçını gördük”.

“Pardon anlamadım”

(doğum aşamasında bir çok hamile panikliyormuş, hali ile daha fazla stres ve panik yükletmemek için, hadi bir deneyelim şeklinde süreci başlattılar.)

Kuzunun saçı görünmüstü ama hala dışarı çıkamıyordu.

Odaya bu sefer bir senior bir junior doktor daha geldi.

Onlar da tatlı insanlardı… Bir ara ebelerden biri üstüme çıkıp karnıma bastırmasaydı daha mutlu olacaktım ama:) 2. kez yaptıktan sonra “lütfen dur, o şekilde nefes alamıyorum” dedim.

O arada bana cok çaktırmadılar ama Kemal’imin kalp atışları zayıflamaya başlamiş ve doktorlar, ‘bebeğin çıkmasına yardım edeceğim vakum kullanacağız’ dediler.

Veee bir bakıim ki, göğsüme dünya tatlısı, güzeller güzeli oğlumu yatırdılar. Selim’le aglamaya başladık, o ilk anı ömrüm boyunca unutamam!

Pamuk tenli, mis kokulu kuzucuğum kollarımdaydı.

O anı anlatmaya kelimeler yetmez.

Aşk o aşk!!!

Peri annenin doğum öyküsü

Kemal’im biraz iriymis 3960 gram – 52 cm dogdu aşkım benim.

Çok kısa bir süre sonra emzirmem için ebe yardımcı oldu, ama Kemal zaten karnını doyurması gerektiğini biliyormuş, hemen emdi. Ebe ‘ilk defa bu kadar erken meme emen bir bebek görüyorum’ dedi.

Kuzumuzu Selim ve Yaso giydirdi, sonra odamıza gittik.

Hastane de normal doğum yapıldığı zaman 3 gece kalınıyormuş, ama ben 2 gece kalıp eve kaçtım.

O kadar korkarak, sitres içinde gittiğim hastane, şu an benim icin dünyanın en güzel binası. Kuzumla, küçük aşkımla buluştular beni !!!

Şu an hayat bambaşka benim için, miniğimiz olmadan nasıl yaşamışız diyoruz ve her gün varlığına dua ediyoruz…

Kuzumla kucaklaşma anım, hayatımda yaşadığım en güzel duygu!

Peri annenin doğum öyküsü

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER