Bahar bile uyanmışken ben yerimde oturamam…

2
560

Pazar günü ne mi yaptım?  Herkes gibi evdeydim, can güvenliğim ve çocuklarımın güvenliği için evde olmamak dışında başka bir alternatifim yoktu. Cumartesi günü çok ağır geçmişti. Moralim o kadar bozuktu ki çocuklara çok yansımış, onlar da zıvanadan çıkmışlardı. Kafamı ellerimin arasına aldım, düşündüm, pazar için iki opsiyon vardı;

  1. Pazarı aynen Cumartesi gibi derin depresyonlu, aşırı kaygılı ve stresli geçirmek
  2. Olanlar aklımdan çıkmasa da biraz daha anda olmaya, sürekli kötü şeyler düşünmemeye ve evimde bir şeyler üretmeye çaba göstermekti.

Ben ikincisini seçtim, aslında biraz da zorunlu oldu, ilk yoldan gitseydim sahiden kafayı yiyecektim. Zira her Cumartesi saat 11.00’de çocuklarla gittiğimiz dansla aynı saatte, azıcık ilerisinde patlamıştı bomba. Yani herhangi bir cumartesi o saatlerde biz de orada olabilirdik, bu çok normaldi. Zira Taksim sanat merkezleri, kitapçıları, müzeleriyle çocuklarla birlikte sıkça gittiğimiz bir yerdi.

Ben aslında bu hafta sonu hiç bir şey olmayacağını, tüm bunların söylenti olduğunu düşünenlerdendim. Yanıldığımı cumartesi sabahı erken saatlerde anlayacaktım.

Lafı uzatmak istemiyorum Pazar gününe gelelim, aslında gün itibarıyla Pazar tüm Cemre’lerin artık düştüğü, doğanın canlandığı, uyandığı harika bir gündü. Pazar, benim en sevdiğim bahar aylarının ilk günüydü. Hafif de güneşliydi. Ama malum endişelerden evde geçirdik. Ama evde geçirmemiz duracağımız ve hiç bir şey yapmayacağımız anlamına gelmiyordu.

Sabah uyandık, olabildiğince gülümseyerek çocuklarımla kahvaltı ettim. Gün boyunca sımsıkı sarılıp kokladım onları. Zor zamanlarda en çok bunu yapmak beni rahatlatıyor, huzur bulmamı sağlıyor.

Uzun zamandır evde elbisesiz oynadıkları bebekleri vardı, onlar için elbise yapmaya karar verdik. Kızların eski kıyafetlerinden kestik biraz, öyle dikmeden, çok da yormadan kendimizi ciciş elbiseler, tokalar yaptık. Bol bol evcilik oynadık. İşin içine dikişi de alarak daha güzel elbiseler yapmaya karar verdik.

Sevgili dostum Feray yılbaşında iki çile yün ve iki şiş hediye etmişti, bir türlü başlayamamıştım, oturdum başladım bir atkı örmeye, doğum günü olan ilk arkadaşıma hediye edeceğim. Zira iki çile olduğu için bu gece bitecek gibi…

Kızlar büyük kağıtlara resim yapmak istediler, güzelce hazırladık birlikte, bir yandan boyadılar bir yandan sohbet ettik. Rengarenk dünyalarında gökkuşakları yaptılar, kalpler, şemsiyeler, dinazorlar her şey vardı resimlerinde..

cemre

Akşam oldu, masal battaniyemizi aldık, kitaplarımızı okuduk, uyudu kızlar.

Geçen hafta katıldığım ekmek atölyesinden aldığım mayam vardı, bir kaç sefer beslemiştim. Gün içinde de besledim, sonra da yoğurma işlerini yaptım, bol bol yoğrulması gerekiyordu, kızlarla birlikte de yoğurduk. Şimdi fırında ekmeğim, umarım güzel olacak. Bekliyorum, bakalım.

Bu hafta planlarım;

  • Bir mektup arkadaşım var ona mektup yazacağım.
  • Saadet zinciri gibi bir kitap zincirine katılmıştım, orası için arkadaşlar bulmam lazım. Birbirimize sürpriz kitaplar göndereceğiz.
  • En büyük önceliğim de ‘İçeride Çocuk Var Projesi’ için bağış toplamak. Bu hafta benim görevlerim bunlar…

Bahar bile uyanmışken ben yerimde oturamam. Evet ben de endişeliyim ama oturamam ben, üretmem, anlatmam, okumam lazım.. Çünkü nefes alıyoruz ve hayat devam ediyor, etmek durumunda. Yasımı tutarım, duamı ederim. Ama bugün baharın ilk günü ve inanıyorum yarın daha güzel bir gün olacak!

2 YORUMLAR

  1. Çok geçmiş olsun. İnan okurken tüylerim diken diken oldu. Allah korudu. Bebekleriniz çok güzel olmuş. Yazdıklarınla tam da beni anlattın. Ben de inanıyorum ki herşey daha güzel olacak. Bahar iyi şeylerin habercisidir. Mis gibi kokuyor hava. Bu havaya kötülük yakışmaz. Çok sevgiler. İyi ki varsın

CEVAP VER