Zaten yemek kalesi çoktan düşmüştü…

2
973

Yıllar geçiyor, kızlar büyüyor, ben de onlarla birlikte büyüyorum. Bugün ofisten bir arkadaşım ‘seni 8 yıldır tanıyorum, çocuklar doğduktan sonra çiçeklerin açtı, rengarenk oldun’ dedi. Çocukların doğumu bir milat oldu bende, kendi içime doğru bir yolculuğa çıktım. Onları izledikçe kendime dair bir şeyler öğrendim hep. Her gün minik öğretmenlerim olup bana öğretmeye, hayatıma neşe katmaya devam ediyorlar.

Cemre dopdolu bir 3 yaş geçiriyor. Bu yıl okula tam gün başladı, kabak çiçeği gibi açıldı maşallah. Okulda öğretmeninden, evde ablasından sürekli öğreniyor. Bıcır bıcır bir şey. Enerjisi hiç bitmiyor, çok hareketli yerinde duramıyor. Bu ara hobisi evde elbiseler giyip dans etmek. Yaz-kış sıcak soğuk fark etmiyor ona. Sabah kalkıp gözünü açar açmaz dolabından bir elbise seçiyor, ‘anne bunu giydirebilir misin?’ diyo. Bu arada saat 07.00 filan. ‘Tamam’ diyorum, giydiriyorum. Bir saat sonra sıkılıyor. Cemre ve elbiseleri ile eğleniyoruz bu ara. Ona mevsim hep yaz, bize her gün bayram:)

Yıllar önce yemeğe zorlayıp başaramamış, yemek kalesini kaybetmiştim. Hayır şimdi kıyafet mücadelesine girip neden bu kaleyi de kaybedeyim ki, dimi? Belki de zaten kaybedilmiştir:) Hayatta tek bir doğru olduğuna inanmayanlardanım. Onun doğrusu da ‘beyaz giyer kış günü’ moduysa ne yapabilirim ki? Bunun bir mağlubiyet olduğunu düşünmüyorum. Hava çok aşırı soğuksa etek altı kadife pantolonla idare ediyoruz şimdilik. Böylece ikimizin dediği de oluyor, bir köprüde iki keçi toslaşmamış oluyoruz. Herkes mutlu.

Geçen gün dolapta hurç içindeki eski elbiseleri buldu, onlara takıldı şu ara. İçlerinde 1 yaş doğum günlerinde giydikleri elbiseler var, onları giyiyor, tabi artık tshirt gibi oluyor ona ama varsın giysin diyorum, seneye istese de sığamayacak zaten, yapacak bir şey yok. İşin kötüsü elbise ile uyumak istiyor. İki gecedir pijama giymeye ikna edemiyoruz. Bugün 3. gece belki ikna ederiz dedim ama yine olmadı. Tabi o uyuduktan sonra değiştiriyoruz ama onu ikna etmeyi henüz beceremedik. Bakalım yarın akşam ne olacak.. İnatta son nokta. Tüm sabır küplerimi bir araya koydum bu hafta, ihtiyacım olacak biliyorum:)

Zor zamanlar var tabiki de, ama güzel anlar da var. Sevgili dostum, hayat çok hızlı akıp gidiyor, çoğu zaman kendimi ‘yakalayamıyorum zamanı’ modunda hissediyorum. Bu yaşları pek sevdim ben, bebekle çocuk arasında bir yerdeler. Eskiden büyüsünler derdim, bu ara demiyorum valla:) Cemre’nin hala bebekçe bir kaç kelimesi var; ‘obacan (ozaman), kobacan(kocaman), annuş, geşmeye gidelimleri’ var, onlar evimizden eksilmesin istiyorum…

Onların bu minik sevecen, tek yüzlü, samimi, içten, taş devri bebeklik hallerine bayılıyorum. İsterken tek bir şeye odaklanmalarını, masumca birbirlerini kıskanmalarını, hatta ettikleri minik kavgaları izlemek, dünyanın en güzel filminin çekimine tanık olmak gibi bir şey. Bu an’ları depolayamıyorum, bir gün olacak ve unutacağım diye ödüm kopuyor.

Bazıları yastığa kafayı koyunca mışıl mışıl uyurlar. Bazılarıysa bir sağa bir sola döner günün hesabını yaparlar. Bugün neyi iyi yaptım, neyi kötü, neyi daha iyi yapabilirdim diye… Oysa bilmezler annelik sadece bir ilişki biçimidir. Ne güzel söylemiş Leyla Navaro… ‘Mükemmel anneler çoğunlukla mükemmel çocuklar yetiştiremez. Çünkü mükemmellik adına hem kendinden hem de çocuğundan aşırı beklenti vardır. Anneliğin mükemmelliği yoktur olmamalıdır. Çünkü annelik temelde bir ilişkidir…. Önemli olan birlikte geçiren zamanın niceliği değil niteliğidir. Annelerin mutluluğu ruhsal ve zihinsel doyumu çok önemlidir. Mükemmel anneler mükemmel çocuklar yetiştirmez ama mutlu anneler mutlu çocuklar yetiştirir. Kanımca, bir annenin(veya bir babanın) çocuklarına vereceği en önemli hediye, mutlu olmayı öğrenmek ve örneklemektir.

Kim bilir neler görüyor rüyasında.. Hep anlattığı kurtları, öğretmeni Sevda’yı, arkadaşı Umay’ı mı? Sabah uyandığında flüt çalarak güne başlıyor. Komşunun rahatsızlığının onun için bir önemi yok. Önemli olan onun ne istediği:) Onun neşesi benim neşem oluyor, sabah çantama biraz neşe koyuyorum, bütün gün yetiyor bana.

Eskiden birini alıp uyuturdum, kısa sürerdi. Şimdi ikisini de yanıma alıyorum, daha uzun sürüyor uyumaları, ama varsın olsun diyorum. Zaten an gelecek artık benimle uyumak istemeyecekler. Bir sağıma bir soluma bakıyorum, bir onu bir diğerini öpüyorum, kokluyorum. Çünkü çocukluklarına dair hatırlamalarını istediğim tek şey onları çok ama çok seviyor olduğum. 

2 YORUMLAR

  1. Çok duygulandım. Gözüme bir şey kaçtı galiba 🙂
    Canım benim bu halleri çok güzel. Ben de bu aralar ‘zamanı durdursak keşke’ diyorum. Her anları farklı güzel ve özel. Bakalım ilerde nasıl olacağız 🙂 Allah’ın izniyle güzel olacağı kesin ve son söylediğin aslında en güzel özet olmuş. ‘Çocukluklarına dair hatırlamalarını istediğim tek şey onları çok ama çok seviyor olduğum’.. Öyle olacağı kesin canım. Çok sevgiler

CEVAP VER