Kidsnook Kurucusu Ayşegül Dede Röportajı

0
2851

Merhaba Ayşegül, ben seni tanıyorum ama okuyucular için biraz kendini tanıtabilir misiniz bize? 

İngiliz Dili ve Edebiyatı okudum. Önümde çok fazla seçenek yoktu, öğretmenlik güzeldi ama haz aldığım şeyi bulamamıştım. Daha sonra üniversite son sınıfta hayatıma storytelling (hikaye anlatıcılığı) girdi ve vuruldum. İçinde sanat var, eğitim var, iletişim var her şey var. Storytelling benim için büyülü muhteşem dünyaya açılan bir kapı oldu. Bu noktadan ilerlemeye karar verdim.

Pedagojik formasyon aldım ve özel okullarda öğretmenlik yapmaya başladım. Her gittiğim yerde storytelling (hikaye anlatıcılığı) üzerine çalıştığımı söyledim. Okullarda yavaş yavaş hikaye anlatıcılığı klüplerim oluşmaya başladı. Önce öğrencilerle çalıştım. Sonra öğretmenlerden talep etmeye başladı. Yurtdışını yoğun şekilde takip ediyordum, tüm eğitimlere katıldım, 2005’te BritishCouncil’ın programına katıldım, sonrasında BritishSide ile bir program yaptık. Özel bir okulun storyelling festivali oldu, onlara katıldım ve sonra öğretmen eğitimlerine başladım.

Peki Kidsnook hayali nasıl ortaya çıktı? 

Yaklaşık dört yıl önce anneler ‘biz nasıl masal anlatabiliriz çocuklara?’ diye sormaya başladılar. Sonrasında ‘biz bir yer açalım, burası bir hikaye-masal merkezi, okulu olsun’ diye düşündük. Tabi o dönemde bunu söyleyince bu işin ticari bir iş olmadığı düşünülüyordu. Kidsnook binası bize aileden kalmış bir bina. ‘Madem bir mekanın var onu kiraya ver, masal okulu ne demek? kim gelecek bu okula?’ dediler. Aslında kısaca ‘Bize masal anlatma’ dediler. Biz de kitabevi olarak lanse ederiz, insanlar kitabevine gelirler. Zaten çok az çocuk kitabevi var. Masallar ve kitaplar birbirini besleyen şeyler. İnsanlara masal akademi dediğinde bir şey canlanmıyor kafalarında, ama çocuk kitabevi açarak hem annelere hem de öğretmenlere dokunmuş olcağımızı düşündüm.

Önce kitabevini açtık.  Kidsnook’ta çocuklar için mini okuma bölümleri oluşturduk.

Bahçede dört mevsimi yaşayan muhteşem bir ıhlamur ağacı var, ağacın altına bir ağaç ev yaptırdık. Mor renkli bu ağaç ev Kidsnook’un simgesi haline geldi. Sonra kitaplarımızı aldık ve masallarımızı anlatmaya başladık. Yine de burası çarşı içi veya avm içi olmadığı için ‘kim gelir?’ diye endişelerimiz de oldu tabi.

Kitabevinin içine ‘3-4 çocuk gelir, biraz masal anlatırız ve sevdiğimiz işi yaparız’ diye düşündük. Böyle bir hayal ile ortaya çıktı Kidsnook. Tabi yalnız değildim, kız kardeşim de anaokulu öğretmeniydi birlikte yaptık herşeyi. Ama Kidsnook önümüze taş koyan herkesi şaşırttı.

Nasıl şaşırttı?

İlk aydan itibaren Kidsnook çok ilgi gördü ve bizi şaşırttı, hemen üst katı bir masal sınıfına dönüştürdük. Sonra da atölye sınıfını oluşturduk. Alt katta kitabevi ve ağaç ev yer alıyor. Gelen insanlar saatlerce oturmaya başladılar. O zaman bir kafe lazım diye düşündük. Üçüncü yılın sonunda Kidsnook 4 katlı bir bina haline geldi, üstteki katı Masal Okulu olarak kullanmaya başladık. 7-9 ve 10-12 yaş arası çocuklara, iki farklı grupta, Masal Anlatıcılığı eğitimleri vermeye başladık.

Nasıl bir ekip var ‘Masal Okulu”nun arkasında?

Kidsnook çatısı altında gönülden masal işini yapanları topladık. Masal okulunun eğitmenleri onlardan oluşuyor. Ana branş bana ait. Çünkü masal anlatma disiplinlerarası bir iş; masal anlatmak için ses kullanımı, nefes kullanımı gerekiyor, jest mimik kullanımı önemli,  mesela pandomimle masalı birleştiren bir eğitmenimiz var. Masal anlatıcılığı odaklanma ve konsantrasyon istiyor dolayısıyla masalla yoga eğitmenimiz bile var. Toplamda 8 branş var ve 12 haftalık bir program oluşturduk. Ve sonunda Masal Akademi oluştu.

Alt kattaki masal sınıfı performans katı oldu. Oraya da 8-9 yaşına kadar çocuklar masal dinlemeye, hikaye dinlemeye geliyorlar. Sonrasında da masalla ilgili atölyeler yapıyorlar.

Ne tip atölyeler düzenliyorsunuz? 

1. Sensory Storytime;

Sensory Storytime ‘duyusal oyunlu masal saati etkinliği’ aslında ve bu atölyenin dili İngilizce. 1,5-2 yaşından itibaren çocuklar katılabiliyorlar. Kısacık 5-10 dakika arası değişen bir hikaye anlatımı yapılıyor. Küçük yaşlara özel tekniklerle kullanıyoruz; kuklalarla, aksesuarlarla, ritimle, müzikle, sesle anlatıyoruz. Sonrasında da o hikaye ile ilgili çocukların bir duyusal oyun oynamalarını sağlıyoruz. Tek başına su veya kum koyduğunuzda yeni nesil çocuklar yönerge bekliyorlar. ‘Ne yapacağım?’ bununla diyorlar. Yönlendiriyoruz çocukları. 3 aşamalı oyunlar düzenliyoruz. Sensory Storytime’lar anne-çocuğun birlikte vakit geçireceği keyifli bir deneyim süreci.

2. Masal Bahçem;

Masal Bahçemde interaktif okuma var; hikaye kitapları kullanıyoruz. Okuma sonrası bahçecilik atölyesi için çocuklara masalla uyabilecek kurgular hazırlanıyor. Çocuklar saksıları ekip biçiliyorlar, bazen minik bahçeler yapıyorlar. Bazen de masal karakterlerini de bahçelerine ekleyerek eve götürüyorlar. Masal Bahçem’de şu an 20 hikaye var. Yenilerini de eklemeye devam ediyoruz. Çocuğun Masal Bahçem’den aldıkları ile balkonunda bir bahçe oluşturabilmesi şehirli çocuk için çok değerli bir şey.

kidsnook1

3. Masal saati; 30 ya da 40 dakika süren masal anlatımları içeriyor. Sonrasında da çocuklar koleksiyon yapabilecekleri bir ürün yapıyorlar. Bu yıl için bu ürün ayna tasarlamaktı. Çocuklar 30 masal için ayrı ayrı masala uygun masal aynaları dekore ediyorlar. Çünkü her masalın sihirli objeleri var aslında; ayna, yüzük, değnek, halı, anahtar.

Masalla farklı bir boyuta geçerken bu objeler bize eşlik ediyorlar. O yüzden aynayı özellikle tercih ettik. Çocukların yaptıkları masal aynalarıyla, kendi evinin duvarında kendi koleksiyonunu yapmasını diliyoruz. Ki çocuk ‘bu aynayı bu masallı dinleyip yapmıştım ‘ duygusunu hissetsin. Koleksiyonu tamamlamak için vakti var, çünkü her 30 masaldan sonra başa dönüyoruz. Kaçırdıklarını tekrar yakalabilirler.

Çok eğlenceli ben de oynamak istedim şimdi:)

Tüm bu aktivitelerin anlamlı olabilmesi için süreklilik arzetmesi gerekiyor. Annelere bunu anlatıyoruz. Buraya ‘eğlenmek için gelinmesi tamam, ama buradan faydalanmak istiyorsanız devamlı gelmeniz gerekiyor’ diyoruz. Süreklilik çok kıymetli çocuklar için.

Süreklilik çocuğun ortama uyum sağlaması ve katılımcılık açısından önemli değil mi?

Kesinlikle evet. Çocuk güvenmeden öğrenemez ve eğlenemez. Çocuğu senede bir kez götürdüğünüz bir yerde çocuğun eğlenmesini beklemek ya da rahat hareket etmesini beklemek çok doğru değil.

Sensory Storytime’larda dokunsal oyunlar ile masalı neden birleştirdiniz? Neden Sensory Storytelling yani? 

Şimdiki çocukların masal dinlemek için ya da kitap okumak için sabrı yok. Hatta oyun oynamaya bile sabrı yok. Uzun süre masalı anlatabilmemiz için, çocuğun odak süresini, arttırmamız gerektiği fikri ile yola çıktık. En hiperaktif, en zor, en hareketli diye adlandırılan çocukların bile kum, su, toprak, nohut, pirinç, fasulye gibi doğal malzemeler oynayarak odaklanabiliyorlar. Hatta bu tip malzemeler oyun terapilerinde de kullanılıyor.

En pahalı oyuncağı bile çocuğun önüne koyduğunuzda tüm düğmelerine basıp size geri veriyor. ‘Bitti sıkıldım’ diyor ama duyusal oyunlar öyle değil. Duyusal oyunlarda basılacak bir düğme yok. Tamamen duyuları ile, elleriyle, koklayarak oynuyor, toprağa dokunuyor, içine oyuncaklarını atıyor, kaplarla dolduruyor boşaltıyor.

Örneğin ‘5 Küçük Ördek Hikayesi’nde şöyle oynuyoruz; önce samanlar kullanarak ördeklere yuva yapıyoruz. Yumurta kırma, civcivi bulma, sonra samanlarda yuvalarını bulma oynuyoruz. Her çocuğa birer su birikintisi veriyoruz. Orada ördekleri yüzdürüyorlar. Sonra çocuğa suda bir macera yaşatıyoruz. Ördeklerin yüzmesini engelliyoruz. Dolayısıyla burada bir kahramana ihtiyaç oluyor. Ve oyunu oynayan çocuk da kahraman oluyor, ellerine vereceğiniz çay süzgeci ile ördeklerini kurtarıyorlar. Anne ile çocuk birlikte oynuyor bu oyunları.

Evde çocuğumuzla birlikte biz de oynayabiliriz değil mi bu oyunları? 

Zaten anneler en çok burada bunları öğreniyor; ‘leğen ben de de var, suda var’ diyip evde de kendi oyunlarını kuruyorlar. ‘Samanını da gazeteden keserim, kinder yumurta sarısı bizde de var’ diye düşünüyor anneler. Bizim de istediğimiz şey annelerin evde çocukları ile birlikte böyle oyunlar kurabilmeleri.

Duyusal Oyunlar, annelerin ‘nasıl çocuğumla kaliteli vakit nasıl geçiçirim’i öğrendiği bir yer oluyor. Anneler ‘çocuklar için atölye’ olarak bakıyor. Biz anne eğitimi olarak bakıyoruz aslında. Zaten bütün alternatif eğitim sistemleri duyusal oyunları kullanırlar. Kidsnook farkı tüm bu oyunları kurgusal olarak oynatıyor olması. Çocuğun oyun süresini uzatıyorsunuz ve kurgu yapmayı öğrenmesini sağlıyorsunuz.

Burada iki yıl bizim eğitimlerimize katılan minikler bir restorana gittiklerinde bir kaç kürdan biraz peçete ile 40 dakika oynadıklarını anneler bize anlatıyorlar.

Peki senin iki tane de çocuğun var, onlar da birer masalcı olarak yetişiyorlar değil mi?

En birbirimizi anladığımız, duygulara dokunduğumuz, en özel zamandır masal saati. Oğlum 11 yaşında ve masalları çok seviyor. Masalların ve hikayelerin yaşı yok. Çünkü çocuklar masallar ve hikayelerle iyileşiyorlar.

Kidsnook ile ilgili hayallerin var mı peki?

Burayla ilgili hayalimi bir hikaye ile paylaşmak isterim. Çok ünlü bir kitaptır aynı zamanda. ‘Balık Tutma Dersi’…

‘Bir sahil sahil kasabasında, bir balıkçı köyünde yaşayan bir balıkçı varmış. Her sabah oltasını atar, şapkasını önüne indirir akşama kadar uyuklaya uyuklaya balık tutarmış. Bir gün köye bir turist grubu gelmiş. Bu turistlerden biri balıkçıya yakmış ve ‘ne yapıyorsun burada?’ sormuş. ‘balık tutuyorum diye cevap verir balıkçı. ‘Peki tuttuğun balıkları ne yapıyorsun?’ der. ‘Akşam gidiyorum, pirişiyorum, yiyorum ve böylece günlerim geçiyor, başka hiç bir şeye ihtiyacım yok’ der.

O da der ki ‘sen öyle yapma’. ‘sen bu tuttuklarının hepsini yeme birazını ye kalanını sat, sonra sattığın balıklarla ikinci bir olta al ve daha çok balık tut’ der… ‘Sonra?’ der balıkçı. ‘Daha sonra bi tekne alırsın ve bir ağ, tekne ile denize açılır ve daha çok balık tutarsın.’ der. ‘Sonra?’ der balıkçı. ‘Daha ok paran olur ve balıkçı gemileri alırsın’ der. ‘Okyanusa açılırsın hatta kazandığın paralarla bir fabrika kurarsın ve ülkenin dört bir yanına balıklar yollarsın’ der.

Bizim balıkçı durmuş peki sonra demiş. ‘Artık gidersin bir balıkçı köyüne atarsın oltanı keyifle akşama kadar balık tutarsın’ der…

Hikayedeki gibi, biz burayı açtığımızda hedefimiz burada yaşlanmaktı. 70-80 yaşında çocuk kitapçısında oturayım ve kitaplarımı satayım istiyorum. Franchise için o kadar çok teklif alıyoruz ki ama vermiyoruz. Öyle bir operasyonu yönetmek, o hengamenin içinde durmak çok zor. Ve belki de en sonunda geleceğiniz nokta çocukların arasında çocuk kitapları okuyan biri olmak. O zaman ben zaten bir başlangıç noktasındayım. Hayalimiz daha çok anneye ulaşmak ve masal eğitimleri vermek. Bizim hedefimiz burada çocuk masalcılar yetiştirmek, öğretmenlere, annelere dokunmak.

Anneler misyonumuz, çocuklar vizyonumuz diyoruz. Gelecek çocuklarla değişir ama o çocukları annelerle değiştirebilir ancak.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER