Pazarlanabilir çocuklar yetiştirmeye çalışıyoruz..

0
986

Geçtiğimiz hafta Çift Terapisti, Psikolog Dr. Nevin Dölek’in Nisan’ın okulunda verdiği bir seminere katıldım. Aile, bizim beklentilerimiz, arada kurmaya çalıştığımız denge, akademik başarı ve daha bir çok konuda sohbet gerçekleştirdi Nevin hanım. Kısa yansımalarına burada yer veriyorum.

Çocuklarımızın neye ihtiyaçları var?

Aynı Maslow’un ihtiyaçlar piramidi gibi, çocukların doğumdan önce fiziksel daha sonra da duygusal ihtiyaçlar sırayla geliyor;

  • Önce fiziksel ihtiyaçlar,
  • Güvenlik ihtiyaçları var,
  • Ait olma, kabul, sevgi
  • Saygı (fark edilme önemsenme onaylanma güç)
  • Öğrenme
  • Estetik
  • Kendini gerçekleştirme

Doğum sonrası…

Bebek Annenin yüzü 10 dakika ifadesizse 6 farklı şey deniyor; önce ses çıkarıyor, sonra şebeklik yapıyor, ve bir kaç şey daha deniyor. Hiç biri işe yaramazsa bu sefer ağlamaya başlıyor. Her çocuk farklı mizaçta. Çocuklar bizden aldığı tepkilere göre hayat stratejilerini geliştiriyorlar. Ve bu strateji kalıplarını farklı ortamlarda kullanıyoruz. Bu ‘Hangi ebeveyn?’ konulu seminerinde de uzun uzun aktarmıştım.

Ait olma…

Güvenlikle ilgili konular hallolduktan sonra, sırada ait olma ihtiyacımız var; anneye ait olma hissi, sonra babaya, sonra aileye ve tabi sonra sınıfa. Her çocuğun sınıfında kendine yer bulabilme ihtiyacı var. Sevildiğini, ait olduğunu bilme hissetme ihtiyacı hayati önemli.

Kardeş

Kardeş geldiğinde de aynı his devam ediyor; ‘Acaba beni sevmeye devam edecekler mi? Acaba evde hala bir yerim olacak mı?’ Kabul ve sevgi görebilecek mi kaygısı çok yükseliyor ve davranışları tetikliyor.

Saygı (fark edilme, önemsenme, onaylanma, güç)

Fiziksel ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılıyoruz ancak günümüzde en sıkıntılı ebeveynlik burada; ‘Saygı görme, saygı gösterme.’

Yaşamın imkanlarından daha çok yararlanmak için güç lazım. Fark edilme ihtiyacı da dikkat çekmek için değil aslında. Günümüzde çocukların bizim nesilden daha yoğun bir şekilde fark edilmeye ihtiyaçları var.

Ait olduğumuz nesil itibarıyla anne-babalarımız bizim pek farkımızda değillerdi.  Hani diyoruz ya sokakta, arkadaşlarla, düğünde masada uyurken büyüdük diye. Bizim neslin ailelerinin bir yaşam biçimleri vardı ve çocuklar bu biçime uyum sağlarlardı. Belki bilinçaltımızda şöyle bir durum var; ‘Biz ebeveynlerimiz tarafından nesil olarak pek fark edilmedik, dolayısıyla bizim çocuklarımız da yapmasın istiyoruz.’

Yükselen değer başarılı olma

Neden başarılı olmalarını istiyoruz çocuklarımızın? İyi bir iş sahibi olmaları için. Neden iyi bir iş sahibi olmalarını istiyoruz?  Milli gelirden daha fazla pay almaları için. Daha fazlasını kazanmanın bir maliyeti var mı? Evet var, stres. Ebeveynler olarak başarıyı neden istiyoruz? Çünkü başarı statü ve para getiriyor. 

Yükselen amaç; pazarlanabilir olmak!!

Çocuğumu pazarlanabilir hale nasıl getirebilirsiniz? İyi bir eğitim alacak, yabancı dil öğrenecek. Peki neden ikinci dil? Tabi ki pazarlanabilir olsun diye. Tabi bunun için de ders başarısı hayati hale geliyor
Normal bir karne nasıl olur?

Çocuk bazı dersleri sever, bazılarından notu iyidir, bazılarından notu daha azdır. Çocuğun tüm karnesi 5 bir tane 4’ü var. Bu biraz fazla değil mi? Ya da pazarlanabilirliğin sonu var mı sizce?

Dolayısıyla belki de dönüp kendi değerlerimize bakmalıyız. Çocuğu geliştirmek istiyoruz ama neden? Zaytung’dan bir örnek verdi Nevin hanım, gülmekten öldüm.

‘Türkiye’nin Suda Doğan İlk Çocuğu, Tamamen Modern Çocuk Eğitimi Usullerine Uygun Olarak Yetiştirildi, Babası Gibi Bankacı Olabilmek İçin Gün Sayıyor:) ‘

Mutlaka okuyun buradan, çok güleceksiniz. http://zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=79607

Ekran Resmi 2016-01-18 23.41.58

‘Geliş çocuğum’ derken çocuğunuza verdiğiniz mesaj;

‘hayallerime layık değilsin daha iyi olmalısın, daha çok çalışmalısın.’ Çocuğun bir davranışına takılıyorsanız ya kendinizle ilgili ya da eşinizle ilgili benzer bir sorununuz olabilir, düşünmekte fayda var. İçinizdeki hırslara sahip çıkın. Çocuklarınıza ‘Bana yetmiyorsun’ mesajını vermeyin. Yoksa hayatı boyunca kendini yetersiz hissedecek. Ancak başarılı olursam sevilirim diye düşünecek. Çocuk bu sefer iş hayatında patronunu memnun etmeye çalışacak.

Asıl soru şu; ‘Siz nasıl çocuklar yetiştirmek istiyorsunuz?’

Çocuğunuzu gönderebileceğiniz daha pahalı, dolayısıyla daha iyi bir okul yok!

Zamanla fedakarlık sizin içinizde bir yorgunluk bir bıkkınlığa dönüşebilir. Çocuğun okul başarısı istediğiniz gibi gitmiyorsa bu bıkkınlık artıyor. Olumsuz benlik algısı ve ‘yeterince sevilmiyorum hissi’ ile büyüyor bu çocuklar. Çocuklarınıza çok fazla vermeyin, çok oyuncak almayın. Fazla vermezseniz çocuklarınızdan da daha azını bekleyebilirsiniz. Her şeyi almayın. ‘Bugün bunu almak için bütçemiz uygun değil’ deyin. O anda bütçe nedir anlamayacak ama zamanla idrak edecektir.

Pamuklara sarmaya gerek yok, herşeyden kararlıca, abartmayın. Abartırsanız proje çocuğa doğru gidersiniz. Eğer çocuklarınız için yaşıyorsanız sürekli onlar için yaşamanızı isteyecekler, unutmayın!

Akademik başarı kariyer başarısının göstergesi değildir!

‘Ne olursan ol benim için değerlisin’ mesajını her daim vermeliyiz. Gelişimi için yüreklendirmeyi yapmak vazifemiz ama ruha saygı duymak, ruhu ellememek gerekiyor. Çünkü her ruh kendi içinde güzel ve mükemmel. Ruhun gıdası oyun, ders çalışmayı uzatmayın oyun oynaması için vakit yaratın! Müzik aleti ile tanıştırın ama itmeyin. Anne-babası istediği için kendi istediği için olsun.

Çocuğum yırtık değil diyorsun ya, her ruhun yırtılması şart mı?

Bırakın çocuklar sizinle birlikte yaşasın aksınlar!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER