Bazen işler yolunda gitmeyebilir. Peki ilişkiyi onarıyor musun?

0
760

Yeni çağda artık daha yoğunuz ve daha çok koşturmaya içerisindeyiz. Teknoloji zaman kazandırmak için hayatımıza girmiş olsa da artık daha hızlı yaşıyoruz, herşey için artık daha az vaktimiz var! Çocukların uyumlanmak konusunda en zorlandıkları mesele de hız aslında. Yani yetişkin hızı ile çocuk hızının neredeyse iki ayrı uçta olmaları en büyük sıkıntılardan biri. Şu cümleleri hangimiz evimizde kullanmıyoruz ki?

  • Yavrum hadi geç kalıyoruz.
  • Ama hala üstünü giymemişsin
  • E geç kaldık işte ve sesin yükselmesi..

Bir de sınırları zorlayan bir genç nesil var karşımızda. Biz esnedikçe kendine yer açan, sonuna kadar anne-babayı zorlayan ufaklıklar. Bu gibi durumlarda hepimiz zaman zaman kontrolden çıkabiliyoruz. Anne-baba olmanın yanı sıra bizler de insanız tabi.

Kontrolden çıkıyor olmak ve çıktığını kabullenmek bir mesele başlı başına. Ama diyelim ki zıvanadan çıktınız ve çocuğunuza bağırdınız. Bu asla doğru ve kabul edilebilir bir davranış değil. Ama diyelim ki oldu. Ya sonra?

  1. Oturup ağlayıp kendi kendinizi yiyebilirsiniz.
  2. Yok sayıp kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
  3. Ya da onarabilirsiniz. Bu yazının nasıl onarabileceğimize dair mini ipuçlarını içeriyor.

Peki nasıl tamir edeceğiz?

Öncelikle bağırmanın yanlış ve kabul edilemez bir davranış olduğunu kendimiz kabul etmeliyiz. Yanlış çünkü duygusal olarak çocuğumuzu incitiyoruz. Dünyadaki en büyük güven kaynağından negatif bir enerji veriyoruz. Bir de ‘sen tamam değilsin’ duygusu yaratarak aslında onun özgüvenini de incitiyoruz.

‘Ama o da beni çilden çıkardı.’ ya da ‘Hep onun yüzünden oldu.’ gibi iç seslerle bunları düşünmek-hissetmek hepimiz için çok normal. Ebeveyniz ve sabır taşıyız doğru, ancak o sabrın da bir sınırı var değil mi?

Onarmadan önce sen sakinleş!

Yanlış gittiğini düşündüğümüz bir durum varsa her zaman bu durumu onarmamız önemli. Ancak onarma hemen olayın anından ve ardından olmak zorunda değil. Çünkü onarmadan önce bizim sakinleşmemiz gerekiyor. Ki bu durum için ‘bir annelik hakkı olarak delirmek’ yazısını hazırlamıştım. Bir duş alabilirsiniz, tuvalette 15 dakika geçirebilirsiniz, müzik dinleyebilirsiniz, yürüyüş yapabilirisiniz. Biraz uzaklaşmak her halükarda size iyi gelecektir. Örneğin gündüz bir çatışma yaşandı, çok da uzatmadan  konu henüz tazeyken akşamında onarmak için çaba gösterebilirsiniz.

Onarma süreci

Onarma sürecinde olayı olabildiğince tarafsız bir şekilde tekrar anlatabilirsiniz. Olay sırasında sizin yaşadığınız duygulardan bahsedebilirsiniz. Örn; Yemek yerken masaya çıkmamanı rica ettim, seni indirmek için çok çabaladım ama sen inmedin ve ben artık çok sinirlenip sana bağırdım.’ Buraya kadar tamam, olayı anlattınız. Bu anlatım sırasında ağlama, bağırma, kızma olabilir çocukta. Bunların hepsi normal. Sizin duygularınızı dışa vurmanız kadar onun da dışa vurması bir ihtiyaç unutmayın!

Bu noktada eğer sizin davranışınızın yanlış olduğunu düşünüyorsanız bunu da paylaşmalı ve özür dilemelisiniz, üzgün olduğunuzu söyleyin, bir daha yapmamak için elinizden geleni yapacağınızı belirtin. Unutmayın yetişkin olmak her zaman her şeyi doğru yapabilmeyi gerektirmez.

Akabinde böyle bir olayın tekrar yaşanmaması için ondan bir ricanız varsa onu da ekleyin. Örn; ‘Sen biz yemek yerken masanın üstüne çıktığında düşmenden ve kafanı vurmandan çok endişeleniyorum. Senden ricam masanın üstüne çıkma olur mu?’ Ardından sarılabilirsiniz. Bu gibi konuşmalarda yelkenler iner ve genelde ‘Tamam anneciğim.’ ifadesini duyarsınız.

Çatışma oluşmaması için öncesinde ne yapılabilir?

Evdeki kurallar ve ailenin beklentilerinin çocuk nezdinde net olması gerekiyor. Şöyle ki; çocuklar çok büyükvari davrandıkları için onların çocuk olduklarını çoğu zaman unutuyoruz. Ya da onlardan beklentilerimizi o kriz anlarında ifade ediyoruz ki bu oldukça geç oluyor. Tüm bu nedenlerle onlardan beklentilerimizi -normal anlar- gibi tanımlayacağımız zamanlarda ifade etmemiz faydalı.

1.Önceden bilgi vermek ve anlaşarak çatışmayı azaltmak.

Bugün Cumartesi programımızı böyle düşündük siz ne dersiniz? Tamam o zaman hazırlanalım, bunun için 11.00’de yola çıkmamız lazım, herkes kendi eşyalarından sorumlu olsun.

Ya da Örneğin; Her gün olmamakla birlikte, çocuklar günde maksimum 30 dakika çizgifilm izleyebiliyorlar. Önceden çizgi filmleri seçiyorlar, son iki ve son bir çizgi filmde bilgi veriyorum. Sona yaklaşırken bilgi vermek biz yetişkinler için çok sıkıcı olsa da çocuklar için iyi oluyor. Böylece daha kolay kapatıyoruz. Çatışma azalıyor.

2.Düzenli Aile Toplantıları

Sevgili Pınar Mermer ‘Pozitif Disiplin’ seminerinde ‘Aile Toplantısı’ kavramına değinmişti. Yaşları küçük olan çocuklarla muhtemelen beş veya on dakika sürecek bir yuvarlak masa deneyimi. Adına toplantı dediğimize bakmayın mesela pazar kahvaltısı sonunda olabilir. Anne-baba ve çocuklar aynı masa etrafında otururlar. Bu konuşma dışında evde sesli herhangi bir şey açık değildir, kimse tablete veya cep telefonuna bakmıyor olmalı.

Bu an sırasında evdeki kurallar, çocuklardan beklentiler, onların sizlerden beklentileri konuşulabilir. Bazı şeyleri önceden ve tekrarlayarak söylemek yer etmesi anlamında faydalı olabilir. Aynı zamanda aile değerlerinden bahsedebilir. Her ailenin kendi değerleri var ve beyinde bu değerler iyi yerleştiği zaman biz de o şekilde davranıyoruz. Bu değerleri oluşturmak için  ‘bu birliktelik anları’ çok değerli.

Biz bir kaç kez denedik, bir kaç dakika sürüyor:) Bizi dinleyip anladıkları bile belli olmuyor ama bence faydalı ve bir yerden başlanmalı. Bizim onlardan beklentilerimiz kadar, onların da bizden beklentilerini aktarabilecekleri, hatta kardeşler olarak birbirlerinden beklentilerini aktarabilecekleri, hepimizin birbirimizden beslenebileceği kısa ama anlamlı bir zaman dilimi olduğunu düşünüyorum.

Bu toplantılar sırasında kendi çocukluğunuzdan zıt örnekler vererek doğru davranışı onların tanımlamasını sağlayabilirsiniz. Örn; ‘Çocukken kardeşimle aynı pastayı istiyorduk, ben kendiminkini yemiştim ama onunkini de yedim. Tabi o çok kızdı, ama ben paylaşmak istememiştim. Sonra o çok ağladı’ Böyle bir şey anlatırsanız hemen çocuğunuz size bunun yanlış bir davranış olduğunu, kardeşinizi üzmemeniz gerektiğini anlatacaktır. Yani sizin belki de anlatacaklarınızdan o bahseder ve kim bilir belki de daha güzel olur:)

3.Stresli durumlarda; ortamı çok fazla germeden, siz esneleyebilirsiniz!

Muhtemelen çocuğunuz her gün masaya çıkmıyordur. O gün çıkmasının nedeni bir aile büyüğünün ziyareti veya kardeşinin yanında dikkat çekmek de olabilir. Belki o günlük bu duruma izin de verilebilir. Zaten 1-2 kez çıkıp indikten sonra da sıkılıp kendine başka bir oyun bulacaktır.

Örneğin; Çocuklar her yaşta ve her koşulda uykuya direnirler. Özellikle 0-2 yaş döneminde biz ebeveynler de, onlara karşı dirençli oluruz çünkü hepimiz böyle okuduk ve gördük, çocuk en geç 20.30’da yatmalı, çünkü büyüme hormonları en çok o zaman çalışıyor… Hem ne demişler ‘uyusun da büyüsün değil mi’? Eğer her akşam bir saat süren uyku savaşları yaşıyorsanız durup bir düşünmekte fayda olabilir. Örneğin çalışan anneyseniz bebeğiniz sizi çok özlediği için savaşıyor olabilirsiniz. Bu gibi durumlarda uyku saatini bir yarım saat ileri atmak hem onunla daha keyifli vakit geçirmenizi sağlar hem de uyku savaşınızı yarım saate indirecek bir çözüm olabilir.

Zaman zaman esnemek kuralların olmaması anlamına gelmez. Esnemek duruma ve ihtiyaçlara göre şekillenmektir. Unutmayın en doğruyu her zaman sizin bildiğiniz yaklaşımı çok gerçekçi olmayabilir!

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER