Hangi ben? Hangi ebeveyn? İçimizdeki Farklı Yanlar..

Geçtiğimiz haftalarda Prof. Dr. Azmi Varan‘ın ‘Hangi ben?’ adlı seminerine katıldım. Seminerde farkında olmadığımız psikolojik dinamikler hakkında konuştuk. Günlük yaşamda seçimler yaparken, kararlar alırken ya da etrafımızdaki insanlarla iletişime girip, tepkiler verirken, direksiyonda hep kendimizin olduğunu düşünürüz ya; oysa bu, çoğu zaman büyük bir yanılgıymış!

Seminerde benliğin farklı yönleri ve yaşamın çocuklukta nasıl şekillendiği üzerinde durdu Azmi bey. Daha sonra, çocuklukta oluşan “dinamiklerin” tüm bir yaşam boyunca nasıl gündeme geldiğini konuştuk. Kısaca notlara yer veriyorum. Olur da denk gelirseniz kendisini mutlaka dinlemenizi öneririm:)

Her insanın içinde üç farklı ‘BEN’ var;

Ebeveyn benlik, yetişkin benlik ve çocuk benlik.

hangi-yanımız

I. EBEVEYN BEN:

0-7 yaş arasındaki çocuklar etraflarındaki tüm büyüklere ait kayıtlar oluşturuyorlar. Bu dönem çocuklar için gözlem dönemi. Etrafımızdaki tüm yetişkinleri bir video kamera gibi izliyoruz ve kaydediyoruz. Çocukken anne-babanın sadece ne yaptığını kaydetmiyoruz, onların bize neler söylediğini de kaydediyoruz. Tüm bu kayıtlarımız ebeveyn benliği oluşturuyor.

Örneğin; kızını yatması için ikna etmeye çalışan bir babayı düşünün.

  • Hadi kızımcım yatağa,
  • Hareket yok,
  • Kızım bak saat 2 oldu hadi yatağa,
  • Hareket yok.
  • Kızım sabah kalkamayacaksın.
  • Yine hareket yok.
  • En sonunda gürleme geliyor!; Hemen yatağına diyorum sana!

O sırada babanın içinden bir benlik çıkıyor. O anda baba tıpkı kendi babası gibi davranıyor. O anda baba kendi babası oluyor!

Çocukluk döneminde tüm bu evebeyn yaklaşımları kaydoluyor. Ve tüm hayatımız boyunca bu kayıtları yanımızda taşıyoruz. Maalesef bu kayıtları yenilemek ve değiştirmek çok kolay değil.

”Anne-babanız içinizde ve hep sizinle birlikte ve içinizdeki bu anne-baba yanınız klik ettiğinde o anda orada siz olmayacaksınız. O anda orada anne-babanız olacak. O an, anne babanız yıllar önce size ne yaptıysa şimdi aynısını siz karşınızda duran insana yapacaksınız.”

Azmi bey ailesinden bir örnek verdi. Kızının bir köpeği var. Köpek kıvranıyor tuvaleti gelmiş. ‘Kızım artık şu köpeği çıkar lütfen’ demiş. Kızı sinirli sinirli odasına gidiyor, sinirle montunu giyiyor. Köpeğe bağırıyor, ‘hemen gel buraya’ diye…

”Bunu duyunca ben aynı kendimi gördüm. Hatta bu benim babam. Muhtemelen babam da değil dedem. Mesela sülalede biri bağırmış, 7 kuşaktır bağırıyoruz ve neden bağırdığımızı bilmiyoruz.” diyor Azmi bey.

Bir çocuk genleri anne-babadan nasıl alıyorsa, tüm bu davranışları da anne-babadan alıyor. Davranışların, söylemlerin, inançların genlerden hiçbir farkı yok.

Ebeveyn ben iki şekilde davranır; ya sevip okşar şefkat gösterir ya da eleştirir.

Eleştiren ebeveyn; berbat bir yan. Çünkü tepeden bakıyor, beğenmiyor, küçük görüyor, bağırıyor, baskı kuruyor, tehdit ediyor. İçimizdeki bu yanın karşımızdaki insana verdiği berbat bir mesaj var; ‘sen ok değilsin!’

Böyle bir mesaja maruz kalan çocuk kalbinde ne hisseder? ‘Ben ok değilim!’ Bir anne-babanın evladına bırakabileceği en kötü miras bu aslında. Çünkü bu hayatta sizi en zorlayacak şey, kendinizle ilgili taşıdığınız kötü duygular, kötü düşünceler. Özgüven buradan besleniyor.

sen-ok-degilsin

Karşıdaki insanı bir çocuk olarak algıladığınızda içinizdeki ebeveyn yan konuşmaya başlıyor. İki türlü davranacak; ya öpüp okşayacak, ya da bağıracak.

Şefkatli ebeveyn; Anne-babalar öpüp okşarlar, bu şefkatli ebeveynliktir. Kötü davranışlar kadar güzel davranışları da kaydediyoruz, bizi ne kadar sevdiklerini, sevdiklerinde bize gösterdikleri şefkatlerini. Elbette bunlar da kaydoluyor ve ihtiyacımız olduğunda bu kayıtları çıkarıyoruz ve kullanıyoruz.

II. YETİŞKİN BEN:

Son derece akıllı, son derece rasyonel bir yan. Aynı bir bilgisayar gibi verilere göre çalışır. Mantık burada yer alıyor. Olanı olduğu gibi görmemizi ve rasyonel kararlar almamızı sağlayan yanımız.

Bu yan bizim düşünen, plan yapan, artıları-eksileri, olasılıkları hesaplayan yanımız. Gerçekleri görür yetişkin egodur. Hayati bir ihtiyaçtır.

III. ÇOCUK BEN:

Çocuk ben ortaya çıktığında 0 ile 7 yaş arasındaki yaşadığımız her hangi bir anınız ortaya çıkıyor. Üstelik çocuk benlik, sadece çocuklarımıza karşı ortaya çıkmıyor, işte, toplantıda, sanal veya gerçek her ortamda ortaya çıkabiliyor. Çocuk benlikte; doğal, uyumlu ve isyankar çocuk rolleri vardır.

Örneğin; ufacık bir rededilme anı, çocukken hissettiğim, annemin beni sevmediği duygusuna götürebilir beni. O anda bu duyguyu tüm tazeliği ile tekrar yaşarım. Çocukken o anda ne yaptıysam aynısını yaparım. Mesela içe kapanırım, susarım ve kendimi çekerim. O red edilme anında yetişkin ben devreye girse belki bu duyguların hiç biri yaşanmayacak. O anda 40 yaşındaki adam gidiyor, 2-3 yaşında bir çocuk ortaya çıkıyor. Eğer çocukken ne kadar uzak durursam o kadar az incinirim mesajını almışsam, evliliğimde de, ufacık sorunda bir ay konuşmamak ya da uzaklaşmak benim çözümüm olabilir.

‘Çocuk ben’ ortaya çıktığında 3 türlü tavır sergileyebilirsiniz.

1.Doğal Çocuk;

Aynı fotoğraftaki çocuk gibi özgür çocuktur. Doğal çocuğu anlamak için ilk kez yürümeye başlayan bir çocuğu hayal edebilirsiniz. Doğal çocuğun kafası tek bir şeye odaklanır, tek bir motivasyonu vardır ve onu ister. Fotoğrafta sempatik görünse de üstü başı pis, ağzı kirli çocuğu kimse çok tercih etmez.

dogal-cocukDoğal çocuğu kaybettiğimizde eğlenceyi kaybederiz.

Mutluluğun, eğlencenin, şamatanın resmini kaybederiz. Hayat yeterince siyah-beyaz. Hayatın içine bir parça eğlence olmazsa yaşamın ne anlamı var ki? Bir parça neşe olmalı. Doğal çocuğu kaybettiğimizde neşeyi kaybediyoruz. Enerjiyi kaybediyoruz. Enerjiden kastımız yaşama sevinci. Bu enerji, yaşama sevinci içimizdeki doğal çocuktan geliyor. Doğal çocuk gidince yaratıcılığı da kaybediyoruz. En büyük fikirler içinizdeki doğal çocuktan gelir.

eglence-yasam-sevinci

2.Uyumlu Çocuk;

Güzelce banyolarını yapmış, saçlarını taramış, anneannesine çay veriyor. Türkiye’deki anne-babalar böyle çocuk istiyor, okulda öğretmen böyle çocuk istiyor, evleneceği adam böyle bir kadın istiyor.

Peki bu uyumlu çocuk nasıl ortaya çıkıyor?

Doğdum, doğal çocuktum, sonra annem müdahale etti eleştiren ebeveyn yanıyla, ben de uyumlu çocuk oldum. Uyumlu çocuğu yaratan anne-babanın içindeki eleştiren ebeveyn. Anne-babalar bağırarak, çağırarak, korkutarak çocuğu kendi kafalarında olması gerektiği şekle sokuyorlar.

Burada bir yanlış anlaşılma olmasın. Bir anne-baba çocuğuna elbette sınır koyacak, zamanında hayır diyecek ve yol gösterecek. Her çocuğun buna ihtiyacı var. Uyum hepimize lazım. Bir parça uyum olmasa toplumda yaşayamayız.

Ancak çocuğu yetiştirirken uyumlu çocuk olması konusunda baskıyı aşırıya kaçırırsak; çocuğun içindeki doğal çocuğu katletmiş oluyoruz. Uyum dediğimiz şey çocuğun baskıya uyumu aslında.

Bazı evlerde uyumlu çocuk olma baskısı çaktırmadan yapılır. Güzel güzel, hiç bağırmadan. Annneannesine çay yapan kıza anneanne şunu der; aferin benim güzel melek kızıma. Alttan alta çocuğa verdiğimiz mesaj şudur; ‘Hey sen böyle akıllı, uslu, bizim istediğimiz gibi bir çocuk olursan seni sever ve beğeniriz.’ 

3. İsyankar Çocuk;

İsyankar çocuğun ortaya çıkması için anne-babanın çocuğun tepesine binmesi gerekiyor. İsyankar çocuklar kurallara karşı tepkili, haksızlığa karşı tepkilidirler. Peki isyankar çocuğu ne yaratır? Anne-babaların içindeki eleştirel ebeveyn yaratır.

‘Eğer anne-babanın kurallarına göre yaşarsam bu evde yaşayabilirim, var olabilirim.’

Benim yaşayabilmem için bana yapılanlara karşı çıkmalı, direnmeliyim diye düşünür çocuk. İsyan da bir tepkidir aslında.

isyankar-cocuk

Hepimiz bu hayata bir doğal çocuk olarak geliyoruz.

Anne-babamızla yaşıyoruz. Bunun sonucunda bir ucu akıllı-uslu-bir ucu isyankar olan bir boyut üzerinde yerimizi alıyoruz. Türkiye’nin büyük bölümü uyumlu çocuk tarafındadır. Ancak hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde isyankara karşı yoğun bir gidişat mevcut.

İsyan iki türlü olur;

1. Sessiz Öfke: Çocukken asla isyan etmesine izin verilmemiş, öfkesine izin verilmemiş çocuktur. Dışarıdan bakıldığında akıllı uslu, ancak içi öfke ile doludur. Sessiz öfke tehlikelidir. Çünkü pasif saldırganlar hiç bir şey yapmayarak herkesi delirtenlerdir.

Mesela minicik bir çocuk, annesi zorla yemek yedirmek istiyorsa yemeği annesinin üstüne tükürebilir. Ya da çorbayı yere bocalayabilir. Büyüyünce masaya oturmaz, otursa yemek yemeyebilir. Çocuk asla kanını yerde bırakmaz!

cocuk-asla-kanını-yerde-bırakmaz

2. Sesli Öfke: Zaten fark ederseniz. Öfkeli kişilerdir. Öfkenin nereden geleceği belli olduğu için de hazırlıklı olursunuz.

Şu soruyu sorun kendinize; hangi ben?

Azmi bey seminerin sonunda güzel bir özet yaptı bize.. ‘Yetişkinlik hayatı diye bir şey yoktur. Herkes bir çocuk. Hayatımızın büyük bir bölümünü çocuk olarak geçiriyoruz. Ebeveyn olarak anne-babamız da omuzlarımızdadır. Üç yanla dolaşmak çok güzel; şefkatli ben, doğal ben ve yetişkin ben; hangisini seçeceğimi görmek için.’

Ben eşimle birlikte otururken en az 6 ben’lik var bizim salonda. Sağ tarafımda babam, sol tarafımda annem oturuyor. Doğal ben ve yetişkin ben de benim yanımda. Eşimin annesi ve babası da bizimle birlikte ve diğerleri… Kendimizi iki kişi sanırken, çocuklarımızı iki kişi birlikte yetiştirdiğimizi düşünürken acaba kaç benlikle birlikte çocuklarımızı yetiştiriyoruz?

Şimdi benim hangi yanım onun hangi yanıyla muhattap olacak?

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER