Anne şimdi bana kim bakacak?

2
984

Kasım’dan bu yana bir bakıcı değişim sürecindeydik. Eski bakıcımız (bizimle birlikte 4,5 yıl yaşayan) ülkesine dönecekti. Bizim için oldukça zorlu bir süreçti. Çünkü kızlar onun eline doğdular ve aralarında çok büyük bir sevgi bağı vardı. Peki o giderken biz neler yaptık? Olur da aynı durumla karşılaşırsınız diye bir kaç fikir vermek isterim.

1. Gideceğini önceden söylemiştik, sıkça duygularımızı konuştuk.

Bu ilk başta kulağa biraz kötü gelebilir. Nihayetinde gideceğini söylemek ve duyguları konuşmak gözyaşı demek. Ve evet biz de ağladık, hem de çok. Ama biliyorsunuz ‘Gözyaşlarının görevi varmış, ardından gelecek gülümseme için temizlik yaparmış.’

Neden gittiğini rasyonelize etmekten çok(nedenleri gerçekçi olarak kavrayabilecek yaşta değiller.), gitmesi gerektiğini,çok güzel vakitler, tatiller, yıllar, günler, yılbaşları, doğumgünleri geçirdiğimizi konuştuk bol bol. O gitse dahi, bu güzel anıların hep zihnimizde bizimle beraber olacaklarını söyledik.

2. Okuldan destek almak

Çocuklarla zorlandığımız konularda okuldan destek almayı unutuyoruz ancak çok çok önemli. Örneğin; geçtiğimiz günlerde Nisan hastalanmış ve serum almıştı. Öğretmenine bilgi verdim. Hastalık sonrası okula gittiğinde öğretmeni arkadaşlarına bunu anlatmış ve çok cesur davrandığı için Nisan’ı alkışlamışlar. O kadar çok hoşuna gitmiş ki eve gelince anlattı. Neyse konuyu dağıtmayayım.

Kızlar farklı okullarda olduğundan bakıcı ayrılmadan bir ay evvel her ikisinin öğretmeni ve okul pedagogları ile görüştüm ve destek istedim. Öncelikle kızları gözlemlemelerini istedim. Sıkıntılı hissediyorlar mı, sıradışı davranıyorlar mı diye. Okula yansıyan bir şey olmadı. Öğretmenleri sınıflarında onlara bizim hikayemize benzer hikayeler anlattılar. Bunun bize katkısı oldu. Arıca bakıcı ayrıldıktan sonra da gözlemlerine devam ettiler. Hep irtibatta olduk. Süreci desteklediler.

3. Aile yemeği

Gitmeden önce bir aile yemeği düzenledik. Tüm aile bir araya toplandık, birlikte konuştuk, şarkı söyledik, sohbet ettik. Ona minik hediyeler almıştık. Nisan hediyesini verirken ‘Bize baktığın için teşekkür ederiz’ dediğinde her birimiz gözyaşı akıttık. Çok özel ve güzel anlardı.

4. Fotoğraflardan yardım almak

Aynı resimlerden oluşan iki albüm hazırladım, biri bizimkilere biri ona hediye oldu. Aslında anları ölümsüzleştiren fotoğrafları bastırdım. Bir kısmını birlikte buzdolabının üstüne astık. Sohbet ettik. Burada şöyle olmuştu, şurada böyle olmuştu diye. Bu size çok saçma gelebilir. Her dakika gözünün önünde çocuk iyice özleyecek diye düşünebilirsiniz. Gözünün önünde olmasa unutacak mı? En azından resimlerle de olsa yanımızda olduğunu bilmek onun duygusal ihtiyacı. Biz de bu ihtiyacı karşılıyoruz.

Resim ve albüm faslından sonraki gün sonra bana şu soruyu sordu ‘Anne şimdi bana kim bakacak?’ Bu soru bir kırılma noktasıydı. Bakıcımızın ayrılışını kabullendiğini gösteriyordu. Artık ‘ben ne olacağım’ dönemine geçmişti. Bu benim ‘çok şükür’ moduna geçmemi sağladı. Çünkü o ana kadar hala gitmesini kabullenmemişti ve kalması için ısrarlarına devam ediyordu.  Ona şöyle cevap verdim; ‘Ben ve baban hep yanındayız ve hep yanında olacağız, seni asla bırakmayacağız, asla bir yere gitmeyeceğiz…’

5. Vedalaştık.

Onu arabasına bindirdik, bütün aile tek tek öptük. İyi yolculuklar diledik. Valizlerin evden çıktığını gördüler. Bu aşamadan çok korkuyordum, valizlere sarılıp ‘gitme’ diye yalvarırlarsa ne yaparım diye düşünüyordum. Ama sarılınca biz ağladık, onlar ağlamadılar. Çünkü bir cumartesi günüydü, biz dansa gidiyorduk, o da izne gidiyor olabilirdi pekala. Ya da gidişini kanıksamışlardı ve ağlamaları çoktan geçmiştik belki de bilemiyorum.

Valizleri görmesi, bu sarılma faslı da tuhaf gelebilir. ‘Amma abartmışsınız’ diyebilirsiniz. Ancak ayrılışını görmemek ‘güven duygusunu’ çok ciddi zedeleyebilirdi. Yani kendini terk edilmiş hissedebilir, evden vedalaşmadan ayrılmasının nedenini anlamayabilirdi.

Bir de fiziki olarak ayrılışı görmek, ayrılığa bir resmiyet kazandırıyor aslında. Siz kendinizden örnek alın, vedalaşmadığınız biriyle ayrılmış hisseder miydiniz? Ya da bir şeyler hep eksik mi kalırdı. Yok o çocuk demeyin. Çocuk ve aynı zamanda bizim gibi duygulara sahip bir birey o da.

6. Ya sonra ?

Arabaya bindik, Nisan bakıcımızı aramak istedi. Aradım. ‘Biz sana gelebilir miyiz?’ diye sordu. O da ‘tabi istediğiniz zaman gelebilirsiniz.’ dedi. Tamam o zaman dedi ve kapattı. Kapattıktan sonra da ne zaman gidebileceğimize dair benimle pazarlık yapmaya başladı hemen:)

7. Çocuklar çok güçlüler!

Bakıcımız ayrılalı bir ay oldu. İlk zamanlardaki gibi sık sık sormuyor. Biz her şeyin çocuklarda tramva yaratacağını düşünüp kendimizi çok yıpratıyoruz. Ancak onlar çok güçlüler. Sürece iyi hazırlandıkları ve duygularını dışa vurdukları taktirde hızlı adapte olabiliyorlar..

8. ‘Bahsetmiyor demek ki unuttu…’

Bu aralar bunu çok duyuyorum. Maalesef buna katılmıyorum. Bahsetmiyor olabilir ama unutmadı. Hem neden unutsun ki? Ben unuttum mu ki o unutsun? Her zaman kalbinin bir köşesinde onun sevgisi olacak biliyorum, varsın olsun da, bu güzel bir şey. Seni çok seven birini gönülden sevmek ve unutmamaktan kıymetli ne olabilir hayatta?

9. Değişim kolay değil!

Özledim diyerek duygularını dışa vuramadığı için bu ay oldukça hırçın ve inatçıydı. Çoğu zaman orta noktayı bulmakta çok zorlandım. Bu zorlanma devam da ediyor. Mesela kendi yatağında kendi kendine uyuyordu. Artık istemiyor. Birlikte uyuyoruz sonra yerine yatırıyoruz. Bir süre de böyle devam edecek muhtemelen. O isteyene kadar bu şekilde devam edeceğiz. Hepimiz için zor zamanlar, birlikte baş edeceğiz inşallah:)

10. Yeni Bakıcı 

Kızlar artık büyüğü için bir bebek bakıcısına ihtiyacımız yoktu. Daha çok kızlarla oyun oynayacak, keyifli vakit geçirecek birilerini aramıştık. Sonunda da bulmuştuk. Daha doğrusu bulduğumuzu sanmıştık.

Eski bakıcımız gitmeden onu başlattık. 22 yaşındaydı, ama yapabilir gibi görünüyordu. Çevremdeki herkes ‘yapamaz’ dese de, ben safça ‘yapar yapar’ diyordum. Eski bakıcımızın gidişine 10 gün kala başlamıştı. Her şeyi öğretmiştik ki. Gitmeden bir gün önce işi bırakacağını söyledi. İki çocukla yapamayacağına karar vermişmiş.

İyi de zaten 10 gündür biz iki çocuklu bir aileydik, yeni doğmadı ki bir bebek:) Neyse sonuç olarak genç bakıcı sevdamdan vazgeçmem gerektiğini kavradım. İkisiyle birden baş edecek deneyimi de yoktu nihayetinde. Tekrar orta yaşlı, anlayışlı, yine oyun oynayacak bir yardımcı arayışına girdik. Eski bakıcımız vasıtasıyla da biriyle tanıştık. Yaklaşık bir aydır kendisiyle beraberiz, bu sefer olacak gibi, inşallah:)

2 YORUMLAR

  1. Merhaba Güneşciğim. İlkim Ada ya bildiğim masalları birkaç kere anlatmıştım. Dinlemiyor gibiydi. Dün ‘anne hadi masal anlat bana’ dediğinde şaşırdım ve ne kadar az masal bildiğimi anladım. Kızıma masal anlatmam için masal dağarcığımı genişletmemde ne önerirsin bana? Hangi kaynaklardan faydalanabilirim. Bu arada kızım masal isteyince o an kafamda masal ararken bir yandan da sen geldin aklıma ne ilginç 😀 Bu arada bu bakıcı umarım istediğiniz bakıcıdır. Hassas bir konu canım. Çok sevgiler. İyi haftalar

  2. Merhaba Güneşçim, Cevabını dört gözle bekliyordum. Bir yandan da şunu sormak istedim. Tahir Alangu’nun Billur Köşk Masalları sanırım biraz daha büyük yaş grubuna hitap ediyor. 2,5-3 yaş için hangi kaynaklardan yararlanabilirim? Çok teşekkürler yardımların için. Öpüyorum

CEVAP VER