Oyun Terapisi nedir?

Cuma günü eşim eve geldiğinde Nisan’la oynuyorduk. Oyuna o kadar kaptırmışız ki geldiğini anlayamadık. Sonra çocuklar yattı. Eşim bana döndü ve dedi ki “Ne oldu sana? Bir değişik oynuyorsun bugün Nisan’la” . Bugün o oyundaki değişikliğin nedenini anlatacağım size.

Geçen hafta bir eğitime katıldım hayatım değişti laflarını çok sevmem. Ama bu eğitime gittim ve gerçekten oyuna bakış açım tamamen değişti. Geçen hafta Byron Norton İstanbul’daydı. Norton bir “Oyun terapisti”. 40 yılda 40.000 çocuğu oyun ile tedavi etmiş. Psikoloji İstanbul daveti ile İstanbul’a gelmiş. İyi ki de gelmiş çünkü benim oyun anlayışımı kökten değiştirdi. Sadece oyun terapisi değil çocuğumuzla aslında nasıl oynamamız gerektiğini ve çocuğumuzun oyun sırasında aslında bize nasıl mesajlar verdiğini anlattı.

Seminerin genelinde çocukluk dönemi deneyimlerinin bizi aslında ne kadar derinden etkilediğini ve hayatımızı nasıl şekillendirdiğini, şu sürekli bilgi aktarma ve öğretme nosyonundan sıyrılarak çocuğumuzla gerçekten oyun oynamanın faydalarını anlattı. Her oyun,  oyuncak ve oyun oynama şeklinin çocuk için farklı anlamlar taşıdığını; çok zaman fark etmesek de çocuğun oyunda metaforlar aracılığıyla aslında bize ne çok şey anlattığını fark ettim.

byron-norton

Eğitimden beni çok etkileyen  birkaç noktayı paylaşmak isterim..

-“Oyunun görev bilinci ile oynanmaması gerekiyor” Oyun çocukla oyun oynamak için oynanmalıdır.

-Çocuklar “neden babam dünyaya yetişkin olarak geldi” diye düşünürler. “Çocuklarınızla oynayın ki sizin de bir zamanlar çocuk olduğunuzu anlasınlar”

-Çocuğunuzla oyun oynarken, ebeveyn rolünden ve hatta tüm rollerimizden sıyrılmanız gerekir.

-Eğer bir oyun varsa oyunun sahibi çocuktur, kuralları o koyar. Oyunda çizgi siyah olsa dahi çocuk kırmızı diyorsa o çizgi kırmızıdır.

-Oyun “öğretmekten” daha önemlidir. Çünkü oyun sırasında çocuk zaten öğrenir.

-“Benim oğlum çok güzel piyano çalıyor” yerine “senin müziğin dünyanın en güzel müziği” gibi mesajlar verilmelidir.

-Oyunda anne çocuğu takip etmeli, çocuk anneyi değil.

-Göz teması kurmak çok önemli ve sık sık bizim için ne kadar değerli olduklarını tekrarlamak.

-Oyun bir rekabet ortamı değildir, bir kazanan ve bir kaybeden olması şart değildir, özellikle ebeveynin kazanmasını hiç ama hiç gerektirmez.

İki değil de üç ebeveynimiz varmış aslında, bir:anne, iki:baba ve üç: anne-baba arasındaki ilişki. Bu üçüncü ve son olan yani anne-baba arasındaki ilişki diğer ikisinden çok daha fazla önemliymiş. Çünkü bununla evliliği, aile hissiyatını, iyi ebeveyn olmayı ve hayatımızda nasıl verimli olabileceğimiz gibi önemli konular öğrenilirmiş.

Son söz.. Çocuğunuzun büyüyünce hangi değerlere sahip olmasını istiyorsanız oturup bir liste yapın, sonra o değerleri siz aile olarak yaşayın. Çünkü siz bu değerleri yaşadıkça çocuğunuz onları yaşayarak öğrenecektir…

Eğitim çok keyifliydi, bütün notlara burada yer vermem doğru olmayacağından bir sonraki eğitime mutlaka katılmanızı tavsiye ederim..

*Fotoğraf Hürriyet Gazetesi’nden alıntıdır.

1 YORUM

  1. […] Byron Norton diyor ki; ‘sezaryen da doğum için bir travma olarak değerlendireceğimiz bir durum’. O arada sezaryene girmeden anne nasıl bir stres yaşıyor? Neler hissediyor? Ya da bazen prematüre bebek geliyor, bazen yaşanan bir komplikasyondan dolayı hastaneden yatma halleri olabiliyor. Bunlar beyinde, sinir sistemi içinde pek çok şeyi değiştiriyor. Bu yaşadıkları bebeğin stres nöro transmitellerini yukarı çekiyor. […]

CEVAP VER