Çocuklar hangi korkuları öğrenirler?

0
705

Doğuştan gelen iki temel korkumuz var. İlki yüksek ses; örneğin yeni doğan bebeklerde bunu rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Ani elektrik süpürgesi, korna, ya da yanınızdan hızla geçen bir arabanın sesinden korkabilir. Bu doğuştan gelen bir korkudur, değiştirmenize imkan yoktur. Hatta yetişkinler bile ani yüksek seslerde benzer tepkiler verirler.

İkinci doğuştan gelen korkumuz ise yüksekten düşme korkusudur. Küçük bir bebeğini havaya atma-tutma oyunu yaparken bile fark edebilirsiniz, muhtemelen size tutunmaya çalışır. Aslında bu iki doğuştan gelen korku insanın korunması için gerekli korkulardır. Örneğin ilk çağlarda dağda yaşayan insanları düşünürsek onlar, bu korkular sayesinde hayatta kalmış olabilirler.

Diğer yandan; yüksek ses ve boşluğa düşme dışındaki tüm korkular öğrenilmiş veya öğretilmiş korkulardır. Çocuklarımızı neden korumak istiyoruz, neyi sevmelerini istiyoruz ve aslında gerçekten neden korkmaları gerekiyor bunları tekrar gözden geçirmekte fayda olabilir.

Bir restoranda, Nisan masayı kendince biraz pisletiyordu. ‘Servis yapan abla buraları temizlemek zorunda kalacak, lütfen kirletme kızım’ dedim, abla durup dururken ‘Benim iğnelerim de var biliyor musun ben iğneciyim aslında’ demez mi? Bizimki iğneci ne demek bilmiyor, böyle bir korkusu olsun asla istemeyiz, zira yaptıracağımız 10 tane daha aşı var, ayıkla pirincin taşını..

Diğer yanda karanlık, doktor, sinek, böcek vb şeylerle çocukları korkutma konuları var. Bunlar biraz eski ve saçma gibi görünse de bazen aileler korkutarak yaramazlık yapmalarını engellemek yolunu deneyebiliyorlar. Ama onların küçücük bedenlerini korkutmanın maalesef negatif etkileri de olabiliyor; gece rüyasına girebiliyor vs.

Çocukla saygı-sevgi, hayır deme, sınırlar koyma, gibi konular tamamen çocuk ile ebeveyn ilişkisi dahilinde olmalı. Yani çocuğa sınır koyan ailesi olmalı, korku yardımı ile yaramazlıktan alıkoymak kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de, bir süre sonra çocuk aynılarını yapmaya devam edecektir. Önemli olan bebeklikten itibaren ona sınırlar koyarak bu konularda üzerine birlikte çalışmaktır.

O kedi tırmalar, bu köpek ısırır diye çocuğumuzu korkutursak, muhtemelen çocuk hayvanlardan uzak büyüyecek ve hayvan sevgisini asla yaşayamayacaktır. Bu dünyada birlikte var olduğumuz ve varlıkları ile hayatımıza renk katan hayvanlardan çocuğumuzu korkutmak bir yandan da onları bu sevgiden esirgemek olur.

Zararlı şeyleri elbette öğretmeliyiz ancak neyi nasıl anlatacağımız oldukça önemli. Örneğin arı, bal yapan hayvan olarak tanıtılmalı çocuğa. Böyle olmalı ki; o da doğaya ve doğanın bize sunduklarına saygı duysun. Aynı zamanda çocuğunuzun kendini arıdan koruması gerekebilir, bu noktada nasıl korumalı bunu anlatmak lazım. Sineğin, böceğin, salyangozun her hayvanın doğaya bir katkısı var. Çocuklara onlardan korkmadan önce bu katkıyı anlatmak gerekiyor. Bu onlara, farklı bir bakış açısı kazandıracaktır.

görsel:upgradedape.com

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER