Çocuklar ne yememeli?

0
783

Okan Bayülgen’i zaten severdim, bu programı yapınca daha da çok sevdim. Çünkü programın konusu ‘Çocuklar ne yememeli’idi. Konularında uzman çocuk beslenme doktorları program konuklarıydı. İzlemek bana çok keyif verdi. Geç saatte olduğundan kaçıran anneler için faydalı bulduğum bölümleri yazmak istedim.

Öncelikle  özellikle ilk iki yıl bebeklik dönemlerinde beslenmeye özen göstermesi gereklidir. İlk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmeli tabi mümkünse. 6 ay 1 yaş arası katı gıdaya geçiş aşaması. 0-1 yaş arası bir bebeğin şeker ve tuza ihtiyacı yoktur. Dolayısıyla muhallebiye de şeker konmamalıdır.  Bir yaşına kadar bal verilmemelidir. 9 aydan sonra kavrulmamış çiğ kuru yemiş makbuldür;   çiğ badem çiğ fındık faydalıdır. Verilecekse bal gerçek bal olmalıdır. Güvenilir markalar tercih edilmelidir. Aşırı yenmemeli. Bir yaşından sonra maksimum 1 tatlı kaşığı verilmeli. Pekmez tercih edilebilir. Hiçbir yiyecekte aşırıya kaçmamak gereklidir.

Çocuklar tuz ve şeker ile ne kadar erken tanışırlarsa o kadar hızlı alışırlar ve bu alışkanlık bu şekilde devam eder. Çocuklar evde ne yerlerse büyüdüklerinde de aynı şeyi yemeye devam ederler.

MHLB

Prof. Dr. Bengi Semerci çocuklar neleri yememeli konusunda şöyle konuştu; anne ile bebek emzirme sırasında kurduğu ilişki çok özeldir. Ama emziremeyen anneler üzülmesinler çocuğuna keyifle, gülümseyerek besleyen anneler ruhsal olarak da çocuklarını güzel beslerler.

Çocuğun değeri Türkiyede maalesef şişmanlıkla ölçülüyor.

Örneğin anneye çocuk doğduktan sonra kilosu iyi ise ne güzel de beslemişsin derler. Anneler bebekleri yedirirken anne-bebek ile ilişkisini  yemekle kuruluyor. Bu sefer beslenme bozuklukları olabiliyor. Yemek yedirebilmek için aileler 5 takla atıyorlar. Bu nedenle yemek yemek benimle ilgili bir iş değil annem ile ilgili diye düşünüyor bebek. Annemi mutsuz etmek istiyorsam ağzımı kaparım diye düşüyor bebek. Televizyon ile çocuğu oyalayarak yedirirsek damak tadını öğrenemez, yediğinin farkına varamaz. Açlığını veya tokluğunu da bilemez. Annelere göre çocuklar her zaman açtırlar. Çünkü annelik değerinin çocuğu besleyerek olduğunu sananlar çok maalesef.

Bir bebeğe verilebilecek en güzel armağan onu severek, isteyerek, anne-baba olmaya hazır olarak dünyaya getirmektir. Koşulsuz sevgi ile güvendiği bir anne babasının olmasıdır.

Anne sağlığı ve bebek sağlığı izin verdikçe normal doğum ve anne sütü bebeğe en güzel hediyedir.

Anne sütünün besleyici değeri çok yüksektir ve yararlı bakteriler vardır. Anne sütü tüm dünya çocukları için önemli sadece Türkiye’dekiler için değil.

Anne sütünden sonraki süt konusu çok tartışma konusu. Bu konuda birkaç başlık şöyle;

  1. İnek sütüne alerjisi olan bebekler var. 100 çocuktan 10’unda görülebiliyor. İnek sütü alerjisi olan bir bebekte kakada kan veya egzama görülebilir. O sırada anne emziriyorsa annenin diyetinden süt ve süt ürünleri çıkarılır. 6 aydan sonra ek besinlere geçildiğinde özel olarak hazırlanmış mamalar kullanılır.
  2. Laktoz intoleransı ayrı bir konudur. Laktoz intoleransı genel olarak yetişkinlerde görülür. Laktaz enziminin eksikliği söz konusudur. Doğuştan olabilir ya da uzun zaman hiç süt ürünü kullanmayanlarda enzimin azalması ile ortaya çıkabilir. Bir yetişkin yıllarca içmezse süte intoleransı olabilir. Hazımsızlık ile gözlemlenebilir. Kabızlık veya ishal olabilir, karnı şişmesi veya gaz olabilir.
  3. İnek sütü ya da keçi sütüne karşı olan anneler var, fındık sütü veya soya sütü tercih edebiliyorlar. Soya sütünden çocuklarda uzak durmakta fayda var özellikle oluşabilecek alerjik durumlarına karşı.

Reklam dünyasında hem günlük süt hem pastörize süt konusunda ciddi şekilde bir bombardıman var.

Burada katılan beslenme profesörlerinden bir güzel bir açıklama yaptı; yeni doğanların kemik yapılarında boşluklar vardır; 30 yaşına kadar kemiklerde bu boşlukların dolması gerekir. Bu boşluklar nasıl dolacak? Kalsiyum ve d vitamin ile.  Bu boşluklar en fazla ergenlikte doluyor. 18 yaşa kadar büyük bir bölümü doluyor. 30 yaşından sonra kimseye bir miligram kalsiyum eklenemiyor. Bu durumda bizim temel besin kaynağımız süttür. Bebek doğduğunda süt anne sütüdür. Anne sütü yoksa dünya var olduğundan bu yana inek sütü içilmiştir. İnsanoğlu var olduğundan beri antibiyotik yoktu ve süt kutuya girmiyordu. İnsanların kendi inekleri vardı. Eskiden tüm besinler doğaldı, her şey evde yapılıyordu. Ama maalesef artık böyle bir ortam yok. Ama tüm bunlara rağmen süt bir çocuğun temel besinidir. İnek sütü ve keçi sütü fark etmez mutlaka alması gerekir. 4 yaşında bir çocuğun 600 ml kalsiyuma ihtiyacı vardır. Bu kalsiyumu süt, yoğurt ve peynirden alması gerekir.

Süt neden faydalıdır? Süt ve yumurtanın referans proteini çok yüksektir. Süt bileşiminde proteinin yapı taşlarını tam olarak barındırır. Süt sindirildiği zaman ortaya çıkan aminoasitler direkt olarak doku tarafından %100 kullanılabilir. Son derece faydalıdır.

Eve çiğ süt alıyorsanız? Süt çok kaynatıldığı zaman proteinler kaybolur, b2 vitamini yok olur ki bizim bağışıklık sistemimiz için çok faydalıdır. C vitamini de kaybolur. Kaynatma şeklinde dikkat etmek gerekir. Süt fokurdamaya başladıktan sonra 5 dk tutmak gerekir, daha fazla değil. İnekten sağlıklı ve temiz bir şekilde sağıldığından emin olmanız gerekir. Güvendiğiniz yerlerden tercih etmelisiniz.

Pastörizasyon, metoduna göre ya günlük süt(ömrü kısadır) yada tetrapak kutularda saklanır. Kutuların iç kısmında alüminyum yoktur. 130 derece ısı ile 1-2 saniyelik bir şoklama ile yapılır. Sütün biyolojik aktivitesi değişmemektedir. Toplumumuzun temel gıdası süttür. Süt soğuk olarak içilmemesi mümkünse ılık olarak içilmesi daha faydalıdır.

Gdo dünyada hangi ürünlerde daha yaygın? Mısır, soya, pamuk ve ayçiçeği ve pirinçte. Gdo’suz bir beslenme mümkün mü? Bunun için geleneksel yemek yeme yöntemlerine geri dönmek. Mevsim sebzelerinden yemek yapmak gerekiyor. Konserve, evde yoğurt gibi geleneksel yöntemlerin canlandırılması çok kıymetli.

Siz evinizde nasıl besleniyorsanız çocuklarınız da ilerleyen hayatlarında aynı şekilde besleniyorlar. Reklamlarda görüyor çocuklar diye düşünüyorsanız; çocuğun yaşına göre ne seyredip ne seyretmeyeceğine siz karar verin. Aileler seçici olmalı. Çocuklara hoş damak tadı vermemiz gerekiyor. Çocukları yemekle terbiye etmemeliyiz. Kendimiz de bu şekilde tatmin olmamalıyız. Çocuk aç bırakmakla ya da çok yedirmekle terbiye edilmemeli. Sevmediği besinden başlayarak çok yedirmeyerek yemekle çocukları barıştırmak gerekiyor. Bebekliğinden itibaren besinleri kendi kendine tatmasına izin verilmeli.

Son olarak 9-12 aylarda çocuğa tek başına yemek yemesi için fırsat verilmeli, aile ile birlikte yemek masasına oturmalı, kendi tabağı olmalı, tek başına yemeye teşvik edilmeli, ister ye ister yeme şeklinde sunulmalı, az konulmalı isterse ilave edilmeli, çocuğun iştahsızlığı birkaç öğün yememesi sorun yapılmamalı. Eğer yemezse bir sonraki öğün yiyebileği söylenmeli.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER