Ulaş’a kavuşmak

0
518

Mutfakta penceremin önünde duruyorum, burası evin ev sevdiğim yeri. Buraya yerleşirken en çok vakit geçireceğim yer olduğu için, en çok burayı yaparken özenmiştim. Camın hemen önünde ağaçlar var, kışa soğuğa rağmen çam ağacı hala yeşil. Ağaçlarda her daim kuşlar, sabahları cikcik uyanmama eşlik ediyorlar. Mutfak tezgahının üstünde bilgisayarım, sevdiğim dostumdan bir mesaj; doğum hikayesini yazmış.. Bundan sonra söz Elif annenin..

Bizim doğum hikayemiz bana göre biraz ilginç belkide sürprizlerle başladı, 28 Haziran eşimin doğum günüydü. Birbirimizden habersiz gebelik testi almışız, eğer hamileysem bundan iyi hediye mi olur, ama gizli tutuyorum tabi ‘ya değilsem’, yedek hediyem var. Ama bir baktım beni bekleyen sürpriz de var, oda almış gelmiş, hadi bana en güzel hediyeyi ver diye..

Yaptım, bir baktım iki çizgi, apar topar hastane bulduk ve kan testi yaptık, eşim Aytunç ağlıyordu. Dedim ki; sana 10 sene yeter bu hediye. Bu arada doğum günü için arayan herkese onu boş verin de karım hamile diyordu… Bu arada tarihler bizim için oyun oynuyordu, evlilik yıldönümüzde de, cinsiyetini öğrenmek kısmet olmuştu. Bizim için güzel, değişik başladı ve harika rahat bir hamilelik geçirdim..

Her yerde normal doğum normal doğum diyorum başkada bir şey demiyorum, sezaryen ameliyattır, normal bir durum değildir diye diye geldik mi 42. haftaya hala sancı yok, herkes gözümün içine bakıyor, tamam diyorum bu gece gideriz, ama yok tabi o heyecanı yaşayamadık. Doktorum istersen biraz daha bekleyebiliriz, her şey normal ama riskli dedi. Ertesi gün suni sancı olmazsa sezaryen..

O günün akşamı zor geçti, karışık duygular, ama çok heyecanlıydım. Evde duramıyordum. Sabah gittik, suni sancı vermeye başladılar, ailem yanımda, ama yok ben hiç bir şey hissetmiyorum. Mecburen 15 Mart 2011’de saat 15:00 zorunlu sezaryen olmak üzere ameliyathaneye aldılar.

Arkadaşlarım arasında alay konusu olmadım da değil, senin gibi kadın nasıl sezaryen olur diye… Oğlum Ulaş ile karşılaşmam çok ilginçti, bir yanda ağrılarım, bir yanda o, nasılda zormuş anne olmak… Oysa bu zorluklar hiç bitmeyecekti, emzirmek, katı gıdaya geçmek, sonra onu yemeli bunu yememeli, yanlışlar, doğrular, davranışlar, babaanneler, anneanneler, dedeler, diğer anneler ve benim gibi romantik anneler, oysa ‘bencil olmak isteyen ben’, onu koyduk bir kenara artık…

Ve bugünün dünyasında anne olmak, hele de bilinçli anne olmak ne zormuş. İnsanları sadece tüketim aracı gören güçler, ve buna çanak tutanlar, aman Allah’ım ne güç.. Bir şeyler öğrenmenin yükü ne ağırmış, meğerse hiç bir şey bilmemek en güzeliymiş. Aslında bence anne olmak bu kadar zor olmamalı.. Güneş anneye sevgilerimle…

Elif Taş Çınar

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER