Kardeş Kıskançlığı

0
395

Bu yazıyı okurken eş zamanlı diğer pencereden şu parçayı dinlemenizi rica edeceğim. Bu benim gençliğimin şarkılarından biri… ‘When the children cry..’ Aslında benim çocukluğumdan da eski bir parça bu. Sözleri ise şöyle; ‘Küçük çocuk göz yaşlarını sil, içinde hissettiğin korkuyu nasıl anlatabilirim ki ? Çünkü sen zor bir dünyaya doğdun, nedenini bilmeden insanın insanı vurduğu, tüm yok ettiklerimizi senin yeniden yaratmalısın..’ ve sonuçta diyor ki ‘bir çocuk şarkı söylediğinde yeni dünya başlar.. ‘

Ne zaman çok hüzünlü olsam bu parça gelir aklıma. Bugün de Nisan biraz üzdü beni. Aslında her gün yaşadığımız sahnelerden.. Nisan başka oyuncaklar ile oynuyordu, Cemre’nin elinde telefon vardı. Birden Cemre’nin elinden telefonu çekti, istediğini elde etmişti ama hırsı geçmedi; onu hızla geriye itti. Cemre düştü ve kafasını kötü bir şekilde yere çarptı ve öyle bir ağlamaya başladı ki sinirden deliriyorum sandım.

Söz konusu 1 yaşında yeni yürümeye başlayan kızınızı biri bilerek ve amaçlı bir şekilde itince kan beyine sıçrıyor tabi, her ne kadar iten büyük kızınız olsa dahi… Aslında Cemre birkaç yaş daha büyüse ve gücü yetse ablası ile mücadele edebilecek zamana gelse bu kadar içim acımayacak belki. Bilmiyorum. Belki de o zamanların da farklı zorlukları olacak onları da bilmiyorum.

Çok kızdım, gözlerimi açıp Nisan’a baktım ama kızmadım, kızmalı mıydım bilemiyorum. O an ilk olarak Cemre’ye sarılıp sakinleştirmek daha acil ve önemli geldi. Tabi onu rahatlatmak için benim de stres düzeyimi azaltmam gerekiyordu. Allahtan çok yakında kaygı düzeyini azaltma konusunu dinlemiştim de hemen bazı önerileri uyguladım.

Cemre’yi aldım oda değiştirdim, canı çok acımıştı, onu anladığımı, çok üzüldüğümü, aslında Nisan’ın da istemeden yanlışlıkla yapıtığını anlattım. Şarkı söyledim rahatlaması için. Biraz sakinleşti biraz oynadıktan sonra Nisan’ı odasına çağırdım. Birebir konuşmaya başladık.

Bu tip kıskançlık durumlarında konuşmanın kızmaktan daha etkin olduğunu okumuştum. Nisan’ı karşıma aldım. Önce durumu ona anlattırdım. Biraz önce ne oldu dedim. O da Cemre’yi ittiğini anlattı. Cemre’nin çok ağladığını çok üzüldüğünü söyledim, ben de çok üzüldüm  dedim. Eminim sen de üzülmüşsündür dedim. Yooo ben üzülmedim demez mi ? Gel burdan buyur bakalım. Ben de 2,5 yaşındaki bu bebeyi karşıma almış koca adam gibi konuşuyorum ama ne fayda…

Neyse çocuğa ve fikrine saygı geldi aklıma sustum bir. Sonra bir tur daha anlattım. Kendisinin çok cici bir kız olduğunu bu davranışların ona yakışmadığını, onu çok sevdiğimi ama bu şekilde davranarak beni ve Cemre’yi çok üzdüğünü tekrar tekrar anlattım. Akabinde bir arada oynarlarken birkaç kez yine oyuncakları elinden hızlıca çekerek aldı, çektikten sonra bir de ağlamasın diye emziğini veriyor ağzına.

Sonuç olarak umarım kelimlerimden birkaç tanesi aklında kalmıştır. Sanırım baĞzı baĞzı olacak bunlar ve ben yine aynı şeyleri kızlara 3586 kez anlatıyor olacağım… Eee  ne demişler ‘bir çocuk bir dert iki çocuk iki dert’..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER