Kardeş Kıskançlığına giriş; İki küçük pembe ayakkabı

Geçtiğimiz hafta anneannemiz gelmiş, kızlarla güzel bir gün geçirmişti. Akşam eve gelince kulağıma eğildi ve şöyle dedi ‘Galiba Cemre’ye pembe ayakkabı almışsınız, Nisan onları çok beğenmiş, kıskanmış, ona da bir tane alsanız ?’… Yoksa kardeş kıskançlığı konuları bizim evimizde de baş mı gösteriyordu?

Benim çocukluğumda öyle her şey çok değildi, mesela 1-2 tane bebeğim vardı, hoş olmasa da olurdu bence.. Ben çocukken bizim için her şey zaten oyuncaktı ve ben sokakta oynayan çok mutlu bir çocuktum.

Bizim çocuklarımız ise bir ‘bolluk’ dönemine doğdular. Artık her şey Çin’de üretildiği için fiyatlar da düştü.. Şimdi her şey bol ve tabi ki oyuncaklar da.. Ama tüm bu tüketim çılgınlığının bir sonu yok maalesef…

Özellikle benim gibi iki kız evladınız varsa gelceği iyi düşünmeniz gerekiyor, bir dönem sonra zaten birbirlerini çok kıskanacaklar ve belki de mecburen onlara benzer şeyler almak durumunda kalacağım. Ama en azından, bu yaşlardan itibaren aslında alışverişin ihtiyaç üzerine yapılan bir şey olduğunu anlamalarına bir nebze yardımcı olabilirsem ne mutlu bana..

Aslında pembe ayakkabının fiyatı uygundu, hemen haftasonu gidip ona ayakkabıları almak en kolay karardı.. Ama bu kararın arkasından olabileceklerin de ürküntüsüyle kendimi sarstım. Güneş bir dur kendine gel dedim.

Sonra Sevgili Pınar Mermer’in sözleri aklıma geldi, izniyle paylaşıyorum..

”Kardeşler arası ilişkilerde, annelerin adalet ve eşitlik duyguları kabarır. Bu iki kavram çok benzer olsa dahi aynı anlama gelmezler. ‘Bugün sen, yarın o’ adalettir. Oysa biz kardeşlere eşit davranmayı seviyoruz, biri kitap seviyor diğeri sevmiyor olabilir, o zaman ikisine de kitap almak anlamlı olmaz. Birine kitap diğerine sevdiği başka bir oyuncak alınabilir. Örneğin biri dokunularak sevilmekten hoşlanıyor olabilir, belki diğeri tam tersi.. Biz eşitlik duygusundan dolayı onlara aynı yaklaşabiliyoruz. Oysa onların karakterleri de farklı, gelişim alanları da..”

Bu adalet konusu beni derinden sarsan ve etkileyen bir konu, çünkü birine ne yaparsam diğerine de aynısını yapmak istiyorum. Yapamazsam anne olarak suçlu hissediyorum, sanki iki çocuğuma aynı mesafede, sevgide, ilgide duramıyormuşum gibi geliyor..

Nisan’ın şu mevsimde giyecek iki ayakkabısı zaten var, bir de pembe almaya gerek yok. Bu yüzden şöyle bir karar verdim; Nisan’a şimdi ayakkabı almayacaktım, ama yaz dönemi geldiğinde illaki bir ihtiyaç olacaktı ve o zaman kendi beğendiği bir ayakkabıyı beraber seçecektik. Bu kararımı açık bir şekilde ona anlattım. Çok şükür tutturmadı, ağlamadı da…

Yıllar sonra dönüp bu yazıya baktığımda belki farklı düşünebilirim bilemiyorum, bu annelik çok uzun ve farklı bir yolculuk, yaşayıp göreceğiz değil mi ?

1 YORUM

  1. Biz de de kıskançlık tabloları beni huzursuz ediyor. Üç çocuğum var. Hepsi birbirini kıskanıyor. Bazen kafayı yememek işten bile değil. Birine alınan birşey diğerine alınmazsa, o kendisinin sevilmediğini düşünüyor hemen. Vayy anam vayy! Öpücükte bile eşit olacağım diye kendimi paralıyorum resmen ! 🙂

CEVAP VER