‘Onu’ koruyacak güvenli bir liman var

0
339

Aslında bir bebeğin/çocuğun ihtiyacı olan tek şey güvende hissetmek ve yaşamın devam edeceğine güvenmektir…

Bağlanma, bebeğin içgüdüsel olarak çıkardığı seslerin bir yetişkin tarafından algılanıp, yorumlanıp çocuğa bir geri dönüşte bulunması sonucu çocuğun bu kişi ile kurduğu uzun süreli ve duygusal ilişki olarak tanımlanabilir. Çocuğun bu ilişki sırasında hissedeceği duygu temelde güven ve güvensizliktir. Bağlanma sisteminin amacı güvenlik deneyimleridir.

İki farklı bebek düşünelim ve konuşabileceklerini varsayalım… Biri desin ki;

“Karnım tok, altım temiz, uykum yok… ve bunları sağlayan kişi ne kadar sevgi dolu bakıyor bana, nasıl da gülümsüyor… ne kadar sağlam tutuyor beni kollarında, ne kadar güvende hissediyorum onun yanında…Ağladığımda, canım yandığında yanıma geliyor, fazla beklemiyorum bunun için ve geldiğinde sakince dinliyor derdimi, anlamaya çalışıyor beni… Gülümsememe karşılık veriyor… Ne kadar da sahici… Onun yanında bana hiçbir şey olmaz diye hissediyorum, bana bir şey olmasına izin vermez… ve ben bunları hak ediyorum sanırım, ben değerliyim ve ben güvendeyim…”

Ve diğeri;

“Ağlıyorum, güvende olduğumu bilmek istiyorum… Yüzüme bakması için ve benimle konuşması için neler yapıyorum, bir kere baksa yüzüme ama bakmıyor. Kollarıyla da tutmuyor beni, tutuyor ama hemen bırakacakmış gibi… O zaman daha da çok hırçınlaşmam gerektiğini öğrendim. Hiç susmadan ağlamak, uyumamak… Bunların hepsi dikkatini çekiyor… O zaman geliyor yanıma, kaygılı olduğunu hissediyorum. Bu beni de kaygılandırıyor. İçimdeki bu kaygı ve üzüntü ile baş etmeyi öğrenmeye çalışıyorum ve sanırım o kadar da değerli değilim…peki güvende miyim?

Aslında kişiliğimiz, hayattaki baş etme becerilerimiz, dünyayı algılayışımız, kendimizi algılayışımız ve dünyanın bize sunabileceklerine dair inancımız, yaşamının ilerleyen zamanlarında kuracağımız ilişkilerde kendimize yönelik benlik algımız, kendimize güvenimiz ve diğerlerine olan güvenimiz erken çocukluktaki sosyal ilişkilerle belirlenir ve yukarıda anlatılan iki temel yapıdan birine oturur… Bunun üzerine çalışan bir çok sosyal bilimci, önemli bir kavramı kendilerine çıkış noktası alırlar; bağlanma kavramı. Bu sistem içerisinde annesi ile fiziksel yakınlığı kaybeden bebek bunu tekrar sağlayana kadar kaygı yaşar ve bu kaygıdan kurtulmak için ortaya koyduğu tüm davranışlar bağlanma davranışlarının ne olduğunu bize gösterir. Çocuk kendini güvende hissettiğinde yani güvendiği kişiyi yanında bulabileceğini, istediğinde ona erişebileceğini bildiğinde dünya onun için daha keşfedilebilirdir. Aksi hallerde yakınlık ve güvenlik ihtiyacını kurmak adına hareket edecektir. Kendi gelişiminin gerektirdiği keşif arzusunu gerçekleştirmek yerine tanımlayamadığı bir kaygı ile baş etmek zorunda kalacaktır.

Bakım veren kişilerin (anne ya da başka biri) dikkat etmesi gereken en önemli nokta, 0-3 yaş arası oturan bu temelin çok ama çok değerli olduğudur. Bu dönemin kıymetini bilmek ve psikolojik olarak güvenli ve sağlıklı bir ilişki geliştirmek, çocuğunuzun fiziksel ihtiyaçları kadar psikolojik ihtiyaçlarını da gündeminize almak, ona “değerli, kabul edilen ve istenen” biri olduğunu varlığınızla ve ona yaklaşımınızla hissettirmek çocuğunuzun ilerleyen zamanlarda yaşayabileceği fiziksel ve psikolojik sorunların panzehiri olacaktır.

Ve bilecektir ki okyanus ne kadar fırtınalı, dalgalar ne kadar büyük olursa olsun, bu geminin içerisinde onu kıyıya çıkaracak kadar güç ve onu kıyıda koruyacak güvenli bir liman var…

Uzman Psikolog Nilay Göncü

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER