Çocuk eğitiminde doğru billdiğimiz yanlışlar nelerdir?

0
1319

Gladwell, Outliers kitabında(Çizgi Dışındakiler), normal bir zekaya sahip olduktan sonra başarı için bir bireyin yapabileceği tek şeyin ‘çok çalışmak’ olduğunu vurguluyor. Peki çok çalışanların hepsi çok başarılı olabilir mi? Hayır olamazlar, çünkü kişilerin doğduklarında kendilerini içinde buldukları aile başta olmak üzere her türlü ortam ve zaman ile bunların sunduğu fırsatlar, onların başarılarında, zeka ve çalışmalarından çok daha etkilidir.

Dr. Özgür Bolat Hürriyet Gazetesi’nde köşe yazarı ve Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi. Tablet seminerler ile ‘Çocuk eğitiminde doğru billdiğimiz yanlışlar’ seminerine katıldım. Bu notlar seminer sırasında edindiğim bilgilerden oluşuyor.

Söze Gladwell ile başladım çünkü seminer süresince kendisinden çok fazla esinlenme ve kitabından pek çok örnek vardı.

Özgür bey konuşmasına iki kavram ile başladı. ‘Başarı odaklı mutluluk’ ve ‘Mutluluk odaklı başarı’ ile. Ikisi birbirine çok benzese sadece iki kelimenin yeri değişse de arada önemli bir anlam farkı var. Başarı odaklı mutlulukta yüksek onay ihtiyacı var, mutluluk odaklı başarıda ise düşük onay ihtiyacı var. Yani hayatın kaynağı mutluluk, başarı ise bu mutlulukla geliyor aslında.

‘Aslında anne babalar çocukların mutluluklarını tasarlıyorlarmış..’

Sonra Özgür bey çocuklarımızın sahip olmasını istediğimiz değerleri ve özellikleri konusunda bir liste yapmamızı istedi.

Değerler ve olmasını istediğiniz çocukla ilgili şöyle bir listeniz varsa;

  • Çocuğunuzun elinden geldiğini yapmasını istiyorsanız bu sizin ona atadığınız (iç kabul odaklı)
  • Çalışkan ve etik olması (iç kabul odaklı)
  • Örneğin iyi bir iş, iyi bir eş sahibi olmasını istiyorsanız (dış kabul odaklı) motivasyonmuş. Yani toplumun belirlediği ya da öngördüğü kriterler ile çocuğun motive olması.

Bilişsel beceri, IQ okul başarısı etkisi sadece %40’mış. Geri kalan bölüm ise çok çalışmaktan geliyormuş. Çocuk eğer okulda başarısız damgası yiyorsa sporda da başarılı olamayabiliyormuş.

Bildiğimiz çan eğirisini, çocuk eğitimi ve yetiştirme perspektifi ile anlattı. Örneğin dünyada boyu 2.20’nin üstünde olarak çocukların %20’si zaten NBA’da oynuyormuş. Dolayısıyla biz anne babalara tavsiyesi çocuğunuz çan eğrisinde hangi konuda en sağda(en başarılı alanda) kalıyorsa çocuğunuzu bu alana yönlendirerek yetiştirmeniz doğrultusunda. Bu bana çok anlamlı geldi. Çünkü çevremizde çok var; ‘aman resim okumasın ressam mı olacak’ diye yetenekler ortaya çıkmıyor.

Başarı için anne baba olarak düşünmemiz gerekli konular;

  1. Sizin anne-baba olarak beklentileriniz,
  2. Diğer çocuklardan nasıl bahsettiğiniz (yani söylemler)

Bak Özgür gibi çok çalış(doğru)

Bak Özgür gibi ol(yanlış)

Sizin ne yaptığınız önemli; çocuklarınıza rolmodel olmak. Anne baba kitap okuyacak ki çocuk da okusun. Çocuklar izleyerek örnek alıyorlar unutmayalım.

Özgür bey ‘Outliers’ Kitabını referans verdi, benim de çok severek okuduğum bir kitap. Özetle başarının anahtarının aslında çok çalışmaktan geldiğini anlatıyor, örneğin olimpiyatlarda başarılı olmak için 7 yıl 10.000 saat çalışmak gerekiyormuş. Yetenek önemli ama tüm mesele pratik yapmakta.

Soru: ‘Siz iç kabulle mi yaşıyorsunuz dış kabullenme ile mi?’

Pratikle yani aslında çok başarılı olan sporcuları konuştuk;

Bill Gates çocukken sadece okulunda bilgisayar varmış ve müdür gece 12.00 ile sabah 06.00 arasında çalışmasına izin verirmiş.

Tiger Woods 2 yaşında pratiğe başlamış.

Phelps’in olimpiyatlarda 7 yüzme şampiyonluğu var. Bu kazandığı madalyaların birinde gözlüğüne su kaçmış. Bu kör gibi bir durum değil mi nasıl yüzdün ve kazandın diye sormuşlar. Phelps’in cevabı: günde 10 saat pratik yapıyorum ve o sırada o kadar çok kez başıma geliyor ki bu..

Bununla birlikte otokontrolü yüksek olan çocuklar da başarılı oluyorlamış çünkü ket vurmayı biliyorlarmış. Yetişkinlerden bir örnek diyettesin ve tatlının olduğu ortama dahi girmiyorsun; müthiş bir otokontrol.

Başarıyı etkileyen faktörler şöyle;

  1. Yetenek
  2. Çalışma
  3. Çevre
  4. Başarma motivasyonu

Otokontrolü geliştirmek için sınırlar net olmalıymış. Çünkü sınırların olmadığı noktada çocuk kendisi için neyin ne kadar tehlikeli olduğunun farkına varamazmış. Otokontrol aslında bir özdisiplin aracıymış. Bu özdisiplini artırmak için spor veya enstrüman çalma denenebilirmiş.

Soru: Övgü motive eder mi ?

Çok zekisin değil çok çalışkansın.

Başarıyı zekaya bağladığınız an çocuk her başarısız olma riskinden kaçacaktır. Çocuğa çok zekisini yüklediğiniz taktirde çalışmak aptallar içindir düşüncesine mahal veriyorsunuz. Daha zor bir okulu seçmek yerine kolay bir okulda birinci olmayı seçiyorlar.

Dolayısıyla ‘zeka’ odaklı veya ‘çaba’ odaklı çocuk yetiştirmek tamamen sizin elinizde, hangisinin olacağına siz anne baba olarak karar vereceksiniz.

  1. Zeka odaklı çocuklar; Başarısızlık yaşadıklarında başarısızım hissine sahipler. Doğru-yanlış yaptım ile ilgileniyorlar. Daha sabit fikirliler. Performans odaklılar ve öğrenme anlarını kaçırırlar.
  2. Çaba odaklı çocuklar; Başarısız oldum çünkü…. diyorlar. Yanlış yaptım çünkü … diyorlar. Sonuç olarak daha gelişim odaklılar. Gelişim odaklıların ana fikri ‘yeterince çalışırsan olur’

Övgü bağımlılık yaratır. Örneğin çocuk sayısı çok olan ailelerde bağımlılık azalıyor. Övgü ise tam tersini yapıyor. Övgü için tanıklık olması gerekiyor.

  • Sınavdan 100 almış, Ayça çok çalışmış. (yanlış)
  • Sınavdan 100 almış, Ayça bir haftadır odasında ders çalıştı.(doğru) (tanıklık etme durumu var)
  • Babası bak ne güzel topladı. (yanlış)
  • Babası bak Ayça topladı. (doğru)

Övülmeyen çocuk;

  1. Kendisi için düşünmeyi bırakır
  2. Özdeğerlendiremez
  3. Övülmeyince cezalandırılmış hisseder
  4. Vasat çalışma övüldüğü zaman çocuğa düşük beklenti imajı yaratır.

Övgü yerine koçluk modeli uygulanabilir. Dersini yaptı getirdi çocuk, ‘nasıl olmuş anne?’ dedi. Cevap ‘sence nasıl olmuş?’ Ordan gelecek cevap üzerine de ‘ilgi soruları’ ile devam etme ve bu şekilde çocuğun aslında kendi yanlışını bulup düzeltmesini sağlama.

Övgü mutlaka tanıklık etmeli. Aferim demek istiyorsanız deyin ama aferimi mutlaka destekleyin. Aferim bu resimde çok farklı renkler kullanmışsın. Aferim bu sayfayı doldurmuşsun gibi.. Aferim dedik tanıklık ettik ve ilgi soruları sorduk. Ne mutlu bize.. İlgi sorularına örnekler; bu ne, nasıl yaptın, bunun kapısı nerede vb..

Pekiştirme.. Bugün okul nasıl geçti değil bugün okulda ne öğrendin ?

‘Anne babalık kendini yönetme işidir.’

Ödül motive eder mi ?

Ödül­=Rüşvet (Çocuk düşünüyor ödev kötü bir şey ola ki bana rüşvet veriliyor)

Ödül yerine çocuğun kendini geliştireceği geri bildirim verilebilir.

Çocuk ödevini yapmıyorsa konunun özüne inmek ve arkasındaki nedeni araştırmak gerekiyor. Çocuk neden ödevini yapmıyor ?

  1. Becerisi yok
  2. Ödevini anlamamış
  3. Ödev ilgisini çekmiyor
  4. Motivasyonu yok…..

Sizin çocuğunuz için hangisi ya da arkasında farklı bir neden mi var, bunu bulup elimine etmek için çaba gösterilmeli.

Çocuk ödül-ceza ile ödevi yapmamalı. Çünkü ödül verince biz kendi elimizle olayı önemsizleştiriyoruz.

Ödül ancak daha çok ödül için motive eder öğrenme için değil.

Rekabet motive eder mi ?

Biz anne babalar farkında değilmişiz ama 4 yaşındaki bir çocuk bile kendi becerisine göre oyunlar seçebilirmiş.

Dış referanslı çocuklar yetiştiriyoruz; çocuk kendini yine kendisi ile karşılaştırmalı sınıf ortalaması ile değil. Rekabet varsa ‘en iyiler’ rekabeti belirliyorlar.

Çocuk üniversite sınavına girecek, komşu ziyaretinde anne ‘Boğaziçini düşünüyoruz’. Burada düşünenler kimler anne baba dede anane teyze hala, ya çocuk ?

Bu gibi durumlarda iki türlü korku oluşuyor çocukta;

  1. Başarı korkusu
  2. Başarısızlık korkusu; başarısız olursa anne baba aile tarafından yargılanacağı korkusu. Bu çocuklar başarısız olma riskini almaz kaçarlar.

Oysa ki her başarısızlık bir geri bildirim ve öğrenme alanıdır.

Rekabet ortamında Elif Ayşe’yi örnek alıyorsa; kendi standartları kendisi tarafından belirlenmez. Hayatı kazananlar ve kaybedenler olarak tanımlar. Geri bildirim sistemi ortadan kalkar. Mutluluk azalır. Çocuk kendi standartlarını belirleyemez.

ozgur-bolat-seminer

Dış kabul ≥yerine≥  İç kabul

Yetenek  ≥yerine≥ Çok çalışma

Övgü  ≥yerine≥ Kişisel kontrol

Ödül  ≥yerine≥ Geri bildirim

Rekabet ≥yerine≥ Akış alanı

Ceza ≥yerine≥ Sorumluluk verme

Eğer çocuğun kendine ait bir misyonu bir hedefi varsa başarıya ulaşması çok daha kolay oluyor. Çünkü bu misyon çocuğun kendisine ait ve çocuk bunun için sonuna kadar savaşıyor.

Ödül/ceza çocuğa güvenmeme mesajıdır.

Ceza ise ödevini yapmama durumunu meşrulaştırır. Ceza yerine sorumluluk verme, küçük yaştan itibaren sorumluluk almasını sağlamak.

Ceza ortaya çıkmadan önce kurallar belli mi ?

Aile değerleri, kuralları ve prensipleri belli mi ? Örneğin;

– Emniyet kemersiz arabaya binmeyiz.

– Yemek aile ile birlikte yenir. Çocuk geç geldi, yemek bitti, çocuk kendi yemeğini kendi yapacak.

– Örneğin çocuk yatağını toplamamış, gözlem oluştu. Ceza yerine yatağını toplamamışsın gözlemi paylaşıldı. Ertesi gün yine aynı şekilde toplamadı, tekrar gözlem paylaşıldı. Durmalı ve çocuk ile birlikte yatağını nasıl yatağını toplayacağına dair konuşulmalı. Sorun ne ? vakti mi yok, yapmayı mı bilmiyor. Bu onun sorumluluğu. Aslında küçük yaştan başlayarak sorumluluk vermek bütün mesele.

– Örneğin bir çocuk her gün servisi kaçırıyor, sonra annesi her gün onu okula bırakıyor. Çocuk bu durumda hangi mesajı alacak.

Özetle çocuk sorumluluklarını yerine getirmezse bunun bir bedeli olmalı ve çocuk bu bedele katlanmalı.

Son söz Harry Poter’ın yazarı sevgili JK Rowling’in Harvard konuşmasından; şuradan izleyebilirsiniz, hakikaten izlemeye ve paylaşmaya değer, çok şey anlatıyor.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER