Yeni yüzyılda kafası karışık anneler; uyku eğitimi ve mükemmel anne olmak

0
406

Susanna Tamaro’nun ‘Yüreğinin Götürdüğü Yere Git’ kitabını okuduğumda henüz 17 yaşındaydım. 80 yaşlarında bir büyükannenin torununa yazdığı tecrübe dolu satırlar hem bir iç döküşü dinlemek, hem de bir vasiyeti anlamak gibiydi. Büyükanne değişen geleneklerle altüst olmuş değerler karşısında hissettiklerini torunu ile paylaşıyordu.

“Yapmaya değecek tek yolculuk, içimize yaptığımız yolculuktur; o özgün çağrıya kulak vermeli, yüreğimizin götürdüğü yere gitmeliyiz.” diyordu. O yaşlarda bunu daha çok aşk babında algılamış olabilirim tabi:)

Yıllar geçti, önce öğrenci, sonra mezun, sonra çalışan ve sonra da anne oldum. O sıralar büyüdüm sanıyordum ama anne olunca daha da büyüyormuş ya insan. Ama büyümek de öyle sonu olan bir şey değilmiş; her gün biraz daha büyüyormuş insan.

Hamile kaldığımı ilk öğrendiğimde de şaşkın ördek yavrusu gibiydim, hayatta en sevdiğim şey okumak olduğu için; anneliğin bir el kitabı olmalıydı dimi? Sonuçta alırdım, okurdum ve öğrenirdim. Anneliği de okunarak öğrenilebilir bir ders sanmıştım.. Kurslar vardı araştırdım, onlara katıldım. Yabancı kaynaklar okudum, bizim kültürümüze uymadı çoğu. Sonra yerli kaynaklar okudum.

Pinhani’nin şarkısındaki gibi; ‘Okudum yıllarca hep okudum. Okumaktan boynumu büktüm yoruldum!’

Ekolleri, akımları, evebeynlik tarzlarını okudum. Bazılarından esinlendim Montessori gibi, bazılarını da bizim eve uyarlamaya çalıştım.

Tüm bunlardan epeyce sonraları anladım ki; kitaplarda yazanlarla bizim evdeki durumlar oldukça farklıydı. Çünkü her çocuk farklı ve her anne farklıydı. Her annenin ailesinden aldığı kültür, kendi yetiştirilme biçimi, hayata bakış açısı farklıydı. Üstelik her çocuğa uygun olabilecek standart bir reçete ya da çerçeve de yoktu. Hatta aynı ailede dünyaya gelen aynı cinsiyette iki çocuğun bile birbirinden ne kadar farklı olabileceklerini kendi çocuklarım ile fark ettim. 

Yanlış anlaşılmasın tabi, okumaya öğrenmeye karşı değilim asla. Okuduklarımdan da esinlenerek yaptığım ya da yapamadığım pek çok şey var annelik yolculuğumda, bir çoğunu burada da paylaşıyorum. Sadece anne olunca annemi anlayan ben, kendi anneliğimi keşfetmeye çabalamak yerine her şeyi bu kadar çok dışardan ithal etmek durumunda değildim belki de.

Günümüz trendlerini yakalamaya çalışırken; ben niye uyku eğitimi veremedim diye kendimi yerken şunu fark ettim; hiç bir şey yapma zorunluluğum yokmuş hayatta!

Bu benim annelik yolculuğum, bunlar da benim çocuklarım. İyisiyle, kötüsüyle varolagelen her şeyin sorumlusu benim. Yanlış yaptıklarım da eksiklerim de olabilir, bu yüzden kendimi suçlu hissetmiyorum. Anneyim ama herşeyden önce insanım ve hata yapmak da insana mahsustur. Doğal olarak anneler de hata yapabilirler, yanlışları olabilir. Artık kendime karşı acımasız değilim, ara sıra kızsam da çabuk affediyorum.

Zaten her gün çocuklarıma yetebiliyor muyum soruları ile yatıp kalkıyorum. Bunun yanında her şeyi doğru, zamanında, iyi ve sağlıklı yapıyor olma zorunlulukları evet ağır geliyor bazen..

Aslında ben yeni şeyler öğrenmeye ve durumları anlamaya çalışırken iç sesimi hiç duymaz olmuşum. Başkalarının söyledikleri, yazdıkları ve yaptıkları bir noktada daha değerli olmuş. Ne zaman iç sesimi dinlesem o beni yanıltmıyor, doğru veya yanlış fark etmez, onun hep yanıtları var ve hep yanımda.

Sık sık annelerden duyarız; ‘Bebeğimi kucağıma ilk aldığım an, sanki bir şeyleri yapabilme yeteneğine sahip olduğumu hissettim’ derler… Belki kadın olduğumuzdan veya her yeni duruma hızlı adapte olabilme yeteneğimizdendir, bilemiyorum. Tamamen bize muhtaç olarak doğan bir miniğe bakabilmeyi o kadar hızlı öğreniyoruz ki… Bazen fark etmiyoruz ama o öğretiyor bize, bazen de kendi çocukluğumuza, kendi ebeveynlerimizle yaşadığımız tecrübelere gidip aradıklarımızı orada bulabiliyoruz.

Sonuç olarak Susanna Tamarro yıllar önce haklıydı, bunu son zamanlarda daha derinden hissediyorum. Anne kimliğimle iç sesimi daha çok dinlemeli ve yüreğimin götürdüğü yere gitmeliyim. Çocuklarını çok seven o yürek, bir rüzgar olup mutlaka beni sakin limanlara doğru destekleyecektir.

Çünkü anne olmak bir yolculuk, çıkılan bu yolculukta ulaşılan hedef değil mutluluk, mululuk yolcuğun ta kendisi…

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER