Yavaşlamaya çalışan sıradan bir anneyim

1
456

Kendimi bildim bileli hep hızlı oldum ben, ya da hızlı olmaya çalıştım diyelim. Hep sınırlarımı zorladım. Ortaokulda hem gitar kursuna hem voleybol kursuna aynı anda gittim. Annem sık sık ‘İki karpuz bir kolda taşınmaz’ derdi. O zaman bu sözler bana bir anlam ifade etmezken şimdi ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyorum.

Evlendikten sonra da aynı şekilde devam ettim, yine her şeyi planlardım; o hafta sonu yapılacaklar, o yıl gezilecek yerler, yemek ve alışveriş listeleri.. Listeler.. Listeler… Uzayıp giden.. Yapılacaklar.. ‘Peki çocuktan sonra hayat değişti mi?’ derseniz ‘hayır elbette değişmedi’, hatta daha da komplike hale geldi benim için. Üç ayda bir büyüyen bebeklerimin tüm ihtiyaçlarını her daim karşılamak için yapılan alışverişler, gıdasını ayrı düşünme ve planlama, bebek bezi alışverişleri vb. listeler gittikçe uzadı, uzadı, uzadı..

Peki listeler uzadıkça ben ne hissettim? Epeyce yorgun ve bunalmıştım. Kısıtlı zamanlarda oradan oraya koşturan, sürekli planlayan, gece yatmadan önce kafasında bir yapılacaklar listesi ile uyuyan bir kadın (anne) olup çıkıverdim. Zaten doğam böyleydi, bir de üzerine ev-bebek sorumlulukları eklenince böyle iyice sıkıcı biri olup çıkıverdim işte.

Tüm bu hengamenin ortasında eşim beni sakinleştirir, durdurmaya çalışırdı. Yoruldum bile demeyi bilmezdim, ama her akşam yattığımda ayaklarımın altı zonklardı. Bir güne iki program koymak ve oradan oraya, hele de çocuk için koşturmak bana vız gelirdi. Bunu çocuklar için yapılmış harika bir görev olarak bilirdim çünkü

Sonra, özellikle son zamanlarda bir şey oldu. Bir yavaşlama ve sakinleşme isteği geldi. Bilemiyorum belki de vücudum beynime bir mesaj yolladı; ‘çok yoruldun artık biraz otur!’ diye… Pınar Mermer’in ‘Yavaş Ebeveynlik’ kitabını okudum, ardından başka bir eğitime katıldım ve biraz bedenimin sesine kulak verdim sanırım..

Bedenim ne istiyordu? Çalışan bir anne olarak bedenimin tek istediği dinlenmekti aslında, stresten koşturmadan uzak, sakinleşmek, ‘bir dur’ demekti. Bu istekle kendimi daha fazla önemsemeye başladım. Örneğin, haftasonları için iki yerine bir aktivite, bir dinlenme günü yapıyorum artık. Alışveriş listelerim için uygun fiyatlı internet siteleri buldum, düzenli oralardan alışveriş yapıyorum.

Şimdi bunlar ne kadar basit şeyler diyebilirsiniz. Basit ama önemli ve vakit çalan şeyler bunların hepsi.. Haftasonu AVM’ye veya markete gitmemekten daha güzel ne olabilir ki?

Tabii sadece bunlar değil, dediğim gibi programları azalttım. Ama bunlardan daha önemlisi koşturmuyorum artık, hiçbir şey için acelem yok. Her şey bekleyebilir, 15 dakika da geç gidebilirim. Önemli olan ben, bedenim ve çocuklarım, ailem. Huzurlu bir evden çıkış için 30 dakika rötarlı gitmem gerekiyorsa giderim. Çocuklu bir aile için biraz gecikmek hiç ayıp değil bence..

Çocuklarıma sürekli hadi hadi demek istemiyorum, evet bana göre yavaşlar ama her şeyi aslında kendi hızlarında yapıyorlar. Mesela yolda yürüyoruz, Cemre’nin yanından bir kedi geçiyor, Cemre onu geçerken izliyor, dönüyor arkasından izliyor, duruyor bir 3 dakika belki kediyi seyrediyoruz.. Olsun, varsın dursun, onun için o anda dünyadaki en önemli bilgi o kedinin geçişini izlemek. O’na saygı duyuyorum, onu önemsiyorum ve bekliyorum. Hadi hadi diye kolundan çekiştirmiyorum. Çünkü biliyorum ki o hadilerin sonu asla gelmeyecek…

Herhangi bir şeyi başarmış değilim sadece yavaşlamaya çalışan sıradan bir anneyim işte…

Son olarak Klinik Psikolog Pınar Mermer’in ‘Yavaş Ebeveynlik’ kitabından eski bir dua ile bitirmek isterim..

Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir…
Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele…
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver…
Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol…
Anlık güzellikleri yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret…
Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim…
Beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır…
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi, yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi…
Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve hikmet, beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver…”

1 YORUM

CEVAP VER