O’nun kahramanı olmak

0
436

Ben küçükken pazarlar daha büyüktü, hem tekstil hem de meyve sebze tezgahları daha çok ve daha çeşitliydi. Pazara giderken annemin peşine takılmaya bayılırdım, hem gidersem bana bir şeyler alınma ihtimali de doğardı. Ufak tefek de olsa kabulümdü, hepsini çok severdim..

Kıyafet de bakmayı düşündüğümüz bir zamanda, sanırım 6-7 yaş civarındaydım, annemle eve pek de yakın olmayan Beşiktaş pazarına gitmeye karar vermiştik. Otobüs bizi sahilde bırakır, pazarın başlangıç noktasına kadar uzun bir yolu birlikte yürürdük. Beşiktaş pazarı şu anki yerinde değildi, Ortabahçe Caddesi’nin sonundan pazar başlar arka sokaklara kadar uzanırdı. Yol üzerinde sağlı sollu pek çok mağaza olduğu için, vitrinleri seyrederek o yolu yürümeye bayılırdım.

Ben önde, annem arkada dar kaldırımda yürürken aramıza bir kadın girdi, herhalde yürüyüş tempom ona çok düşük gelmiş ki bir anda kadın beni öne doğru itiverdi. Güçlüydü, sarsıldım, az kalsın yere yapışıveriyordum, kadının beni neden ittiğini de anlamamıştım. Annem arkadan kadının bu davranışını gördü, kadına bağırdı ‘El kadar çocuğu neden itiyorsun sen?’ dedi. Kadın da ona bağırdı. Şimdi sözlerini hatırlayamadığım bir bağrışma başladı.

Velhasıl kelam bu kadın ile annem sokağın ortasında birbirlerine girdiler. Kavga edeceklerini düşünen annem, gözlüğünü çıkarıp bir arabanın üstüne koydu. Hafiften de girdiler birbirlerine, sonra çevredekiler aralarına girdi ve çok şükür onları ayırdı. Ben o sırada donakalmış, korkudan bir apartman kapısında köşeye sığınıvermiştim. Anneme bir şey olacak diye ödüm kopuyordu…

Tam o sırada annemin gözlüğü arabanın üstünden düştü ve tuzla buz oldu. Annem daha da çok sinirlendi. Kadından zararının teminini istedi ama kadın oralı olmadı. Hatta bir ara karakolluk bile oluyorduk da çevredekiler annemi sakinleştirdiler. Durup durup ‘Küçücük çocuktan ne istiyor ki?’ diyordu.

Annemin göz numarası çok büyüktü ve camları özeldi, bir gözlükçüye gidip sipariş verdik ama camların gelmesi bir haftayı bulacaktı. Canı epeyce sıkıldı bir de masraf çıkmıştı.

Ben tuhaf duygular içerisindeydim, babamı bir kaç yıl önce kaybetmiştim ve annem hayat kaynağımdı. Bugün de kahramanım oluvermişti işte.. Süperman gibi süper güçleri yoktu ama benim dünyada tanıdığım en güçlü kahramandı o, benim kahramanımdı…

Ergenlik dönemi ve sonraki yıllarda ‘o an’ zaman zaman aklıma gelir, arada anlatırdım ve anneme ‘Annecim ne gerek vardı o kadar kavga dövüşe, gözlüğün de kırıldı’ derdim. Çünkü o zaman bu koruma içgüdüsüne anlam veremiyor, kaynağını idrak edemiyordum. Otuzlarıma gelip hayatı biraz daha anlamaya başladığım dönemde ‘Nasıl güçlü bir kadınsın sen, nasıl da korudun beni o gün..’ demeye başladım.

Meğersem onun kaynağı annemin kalbindeymiş, şimdi daha iyi anlıyorum. Çocuk doğurunca bu duygu geldi benim de tam kalbimin ortasına yerleşiverdi.

Şimdi benim de iki kızım var. Elleri çizilse onlar için üzülüyorum. Birinin onları yolda böyle itip kaktığını hayal bile edemiyorum. Sanırım bende böyle bir durum ile karşı karşıya kalsam beynime kan sıçrar, bir kaplan olup kadının üstüne atlarım, aynı annemin o gün benim için yaptığı gibi.

Bu aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve ağır bir yükmüş, insan sahip olunca anlarmış bir tek.. Her gün bu yükün omuzlarımdaki varlığını hissediyorum ve biliyorum ki bu duygu bir ömür devam edecek, daha çok uzun bir yolumuz var..

Çok şükür anneler olarak içgörülere, önsezilere sahibiz, o rüzgarlar bizi her daim doğru yerlere uçuracak gibiler, yeter ki onlara kapılmaya istekli olalım.. Kim bilir belki bir gün, ben de kızlarımın kahramanı olurum..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER