Kardeşler Arası Oyuncak Savaşları

0
582

Bu ara en zorlandığım konulardan biri de kızların birbirlerine zarar vermeleri. Nisan 16.00’da okuldan geliyor olmasına rağmen sık sık kavga etmek için fırsat buluyorlar.

En büyük kavga nedeni oyuncak paylaşamama. Aslında evde çok oyuncak var ve paylaşamayacak bir şey elbette yok. Ama nedense biri ne ile oynuyorsa diğeri için o oyuncak birden altın değerinde oluveriyor ve o anda da kıyamet kopuveriyor işte.

Geçtiğimiz günlerde Nisan ‘Bu oyuncakların hepsi benim’ dedi. ‘Neden kızım, siz iki kardeşsiniz, oyuncaklar ikinizin’ dedim. ‘Cemre doğmadan önce bu oyuncakların hepsi benimdi, bunların hepsi benim’ diyerek beni oldukça şaşırttı. Sahiden de doğruydu söylediği. Cemre doğmadan önce tüm bu oyuncaklar Nisan’ındı. Neden şimdi Cemre ile paylaşmak zorunda olsundu ki? Sonuçta Nisan kendince haklıydı..

Bu cümle benim için önemli bir aydınlanmaydı. Çünkü yaklaşık 2 sene ev, anne, oyuncaklar dahil her şey sadece onundu. Ama sonradan ona bir ortak gelmiş ve ev ahalisi tarafından herşeyini paylaşması istenmişti. Bu aydınlanma, sonraki paylaşamama kavgalarına benim farklı bir bakış açısı ile yaklaşmamı sağladı.

‘Madem bu oyuncaklar Nisan’ın o zaman onlara birer tane yeni bebek alayım, biri Nisan’ın diğeri Cemre’nin olsun’ diye bir fikir geldi aklıma. Bebekler eve geldi; Nisan ‘iki bebek de benim’ diye tutturdu, kardeşine vermedi. Zaten her şeyden iki tane almak da mümkün değildi ama en azından her ikisinin de kendine ait bebeği olsun istemiştim. Ama bu fikir pek tutmadı ve sonuç olarak anladım ki; bir şeyden iki tane olması onun paylaşılabilir olacağını garantilemiyor.

Cuma eve geldim, her iş dönüşü olduğu gibi çocuklar pek mutluydular. Nisan pilates topuyla oynamaya başladı, sonra Cemre’yi topla ezmeye başladı. Sonra Cemre’nin tokasıyla bütün saçlarını avucuna aldı ve saçından sürüklemeye başladı. Herşey bir kaç saniye içinde oldu. Cemre’nin saçlarını Nisan’ın elinden zor aldım. O an bağırıp kızabilir, bu davranışı tekrarlamamasını söyleyebilirdim ama yapmadım.

Önce ufak bir mola verdim, bir dakikalık, derin nefes aldım, ondan geriye doğru saydım ve kendimi sakinleştirdi. Sinirimi sıfırladım artık onunla konuşmaya hazırdım.

Mekan değiştirdik; ‘Ne oldu kızım, neden Cemre’yi saçından sürüklüyorsun?’ dedim. Cevap gecikmedi; ‘Cemre oyunumu bozdu’ dedi. Puzzle oynuyormuş Cemre gelip oyununu dağıtmış. Sahiden odası dağılmış, her yer puzzledı. Sonuç olarak kardeşine zarar vermişti ve bu kabul edilebilir bir davranış değildi ama öte yandan da zarar vermesinin bir nedeni vardı. Nisan sık sık Cemre’nin gelip oyununu bozmasına sinir oluyordu.

Nisan’ın bu davranışında bir değişikliğe gitmesini istiyorsam öncelikle bu davranışa neden olan şeyi ya ortadan kaldırmalı ya da ona alternatif bir çözüm düşünmeliydim.

Sonra 3868. kez kardeşine zarar vermenin güzel bir davranış olmadığını, benim, kardeşinin ve kendisinin çok üzülebileceğini anlattım ve dedim ki ‘Eğer Cemre oyun oynamana izin vermiyorsa lütfen bana gel, ben Cemre’ye başka bir oyun oynayayım, sen de kendi oyununu oyna’. ‘Tamam’ dedi. Bu aşamada, kısa vadede üretebildiğim tek çözüm buydu.

Belki kendi aralarındaki bu denge zamanla kurulacak bilemiyorum ama 3,5 ve 2 yaşında ikisi de bebek olan kardeşlerin, kendi aralarında bir denge oturtmalarını beklemek, biraz mucize gibi bir şey olur sanırım. Hatta 3 yaşında abla olunmaz da demiştim ama insan ara ara unutuyor işte..

Elbette bu konuda ilk konuşmamız değil ve evet biliyorum son da olmayacak, ama böyle böyle kızlarımla birlikte alışacağız.. Kardeş kavgasında arada kalan anne rolünde ne yapıp ne yapmamam gerektiğini onlardan öğreneceğim. Şimdilik bana gelin çözeyim veya destek olayım dedim… Bu uzun dönemli ve kalıcı bir çözüm olmayabilir ama bugün şu anı kurtarıyor mu ona bakıyorum.. Deneyip göreceğiniz sanırım.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER