Hayatımda tanıdığım en yaratıcı insan benim oğlum

0
504

Geçen hafta yaratıcılık dosyamızın ilk konuğu ‘Bırakın çocuğunuz köpeğin kuyruğunu maviye boyasın’ yazısı ile Berna Talu Özbay’dı. Bu haftaki konuğumuz ise Olcayto Cengiz. Ben kendisine ‘dijital baba’ diyorum, uzun yıllar yaratıcı endüstriye gönül vermiş hala bu alanda çalışan, Rüzgar’ın babası.

Olcayto seni biraz tanıyabilir miyiz ? 

En özet hali ile; Tuğçe’nin kocası, Rüzgar’ın babası, profesyonel respiratör, reklamcı.

Sana göre yaratıcılık nedir tanımlayabilir misin ? 

Doğum süreci. En başı inanılmaz zevkli başlayan, sonrasında tuhaf sıkıntılar çıkartabilen, insanı anlamsızca güldürüp durduk yere süründürebilen, sonlara doğru giderek sancıları artan, finalinde ise dünyanın en derin “Oh”unu çektiren bir sürecin tek kelimelik özetidir bence yaratıcılık.

Yaratıcılık işinin neresinde duruyor ? 

Temelinde. Her şeyi onun üstüne inşa ediyorum.

Sence yaratıcılık ölçümlenebilir mi ? 

 Asla. Sonuçları ölçümlenebilir, ama yaratıcılık ölçümlenemez. Son derece subjektif bir konudur zira. Bunun sebebinin de, yukarıdaki tanımlamamda olduğu gibi, yaratıcılığın aslında son derece kavramsal bir konu olması olduğuna inanıyorum.

Çocuklarımızın daha yaratıcı bireyler olmaları için ne yapabiliriz ? Onları nasıl yetiştirebiliriz? 

Çocuk işi tehlikeli sular, dolayısıyla şimdi söyeleyeceklerim benim kendi doğrularım onu baştan belirteyim. Şunu yapın bunu yapın demek bana densizlik geldiği için, temkinli yaklaşayım. Ne yapabilirizi bilmem ama ben ne yaptığımı söyleyebilirim; özgür bırakıyorum, gözlemliyorum, önüne yetenek olarak atfedilen özelliklere yönelik her şeyi koyuyorum (enstrüman, kalem, müzik, hamur) ama dayatmıyorum. Bir de ben sürü psikolojisi gibi “ebeveyn psikolojisi” diye bir şey olduğunu düşünüyorum. Bundan sıyrılmak, düşünerek hareket etmek gerektiğine inanıyorum. Misal yuvaya giden çocuğa öğretmeni “Masaya oturmuyor, grup faliyetlerine katılmıyor henüz” diye ekşi bir suratla cümle kurduğunda hep beraber “Vah vah ah ah benim çocuğum asosyal mi, problem mi var, neden oturmuyor?” diyoruz. Bu çocuk belki gezgin olacak, belki bireysel bir egosu var ileride onu büyük bir lider yapacak, ya da sanatçı. Masaya oturmuyor diye üzülmek, grup etkinliğine katılmasını dilemek belki de yaratıcılığı daha beter öldürüyor. Masaya oturup pamuktan bulut yapmak yerine belki benim çocuğum camdan dışarı bakarak, bulutları kafasından şekillerle özdeşleştiriyor. Bu konu aynen yaşanmıştır:) Bu yüzden ben işin kilit noktasının klişelerden sıyrılmak, gözlemlemek, özgür bırakmak ve en önemlisi yaşından bağımsız dinlemek olduğuna inanıyorum.

Çocuklarda yaratıcılık sence ne ile tetiklenir? 

%50 ebeveyn %50 içgüdü. Tek kanallı bir süreç olduğuna inanmıyorum. Benim çok sevdiğim bir laf vardır, destur bellediğim, “Bir çocuk doğduğunda 1 milyon yeteneği vardır, her gün bir tanesini kaybeder” diye. Mesele yakalayabilmek.

Son zamanlarda ebeveynler olarak en çok tartıştığımız konulardan biri okul-eğitim-sınav sistemi ve bunların yaratıcılığı öldürüyor olması bu konuda ne düşünüyorsun? 

Benim o konuda biraz sert bir bakış açım var. İçinde bulunduğumuz topraklarda eğitim sisteminin sonucunda çocuğa hayata yönelik bir fayda katıldığına inanmıyorum. Ben oğlum “Baba ben okumayacağım daha fazla, dünyayı dolaşacağım, dünyayı öğreneceğim” demesinin hayalini kuran bir babayım. Ama şunu da eklemek isterim, biz “müreffeh” ülkelerden birinde olsaydık, zira oralarda oğlumla yaşıt çocuğu olan dostlarım var ve eğitim sisteminden haberdarım, tabi ki okumasını eğitim almasını tercih ederdim. Sadece oğlumun yeteneklerinin ve başarılarının bir belge ile tasdiklenmesini ya da tasdiklenmemesini kabul etmiyorum. Oğlumdan bağımsız, insan olarak bana çok saçma geliyor. Ben 18 senedir bu işi yapıyorum, ve mikrobiyoloğum aslında mezuniyet belgeme bakarsak. Bu ne şimdi?

Çocuğunla nasıl vakit geçiriyorsun ? 

Açıkçası ben biraz buldumcuk babayım. Annesi de babayı dışarıda tutmayı istemeyen bir anne olunca, fazlası ile vakit geçiriyorum diyebilirim. Henüz 3 yaşında ama beraber film izliyoruz, oyun oynuyoruz, resim kisvesi altında kağıtta başlayan halıya taşan yuvarlaklar çiziyoruz, parka gidiyoruz, yuvaya beraber gidiyoruz… Bütün bunların arasında sürekli hırlaşıyoruz, annesinin yüreğini ağzına getiriyoruz o da ayrı bir durum tabi 🙂 Yani son yılların geyiği “kaliteli zaman” mı geçiriyoruz bilmiyorum, biz “baba oğul zaman” geçiriyoruz.

Yaratıcılık üzerinde bu kadar çok duruyoruz ama sence gelecekte çocuklarımız için bu yararlı bir özellik olacak mı ? Neden ? 

Yaratıcılık çocukların doğal hammadesidir, özelliği değil. Tek yapmamız gereken bunu korumalarına destek olmak. 18 senedir reklam sektöründeyim, hayatımda tanıdığım en yaratıcı insan benim oğlum.

Yararına gelecek olursak, yaratıcılık hayatta kalmak, çözüm bulmak gibi hayati sonuçlar doğurur. Yani konuya illa sanatçı, reklamcı olarak bakmamak lazım. Bu yüzden aslında her insan yaratıcıdır, sadece farkında değildir.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER