Çocukla İstanbul; Belgrad Ormanı

0
1247

Çocuk parkları hafta sonu bir numaralı ziyaret noktalarımız; sık sık Emirgan korusu, Yıldız Parkı gibi civardaki korulara da gidiyoruz. Bu sefer bir değişiklik yapalım uzun zamandır gitmek istediğimiz Belgrad Ormanı’nı görelim istedik.

çocukla-istanbul-belgrad-ormanı

Ağaçlar heybetli, orman muhteşem, insan burada gerçekten nefes aldığını hissediyor. Biz sabahın erken saatleri oradaydık, spor yapan ne çok insan vardı, pek hoşumuza gitti. Elinde puseti ile koşan, yürüyen pek çok anne görüp onlara hayran kaldım. Toprak parkurda epeyce yürüdük, sonra da orman yoluna girdik.

Baharın hediyesi mantarları ineceldik. Ağaçlara dokunduk, tırmandık. Bol bol meşe palamudu topladık. Ormanda farklı bölgelerde çocuk parkları da mevcut, yürüyüş sonrası parkta kızlar keyifle oynadılar.

çocukla-istanbul-belgrad-ormanı3

Çocuklar acıkınca ormanda bir yer bulduk ve sipariş verdik. O sırada minik serçeler de masamıza üşüştüler…

çocukla-istanbul-belgrad-ormanı4

Tabi Eylül’de bahara merhaba diyen arılar masamıza misafir oldu, biz sakince yemeğe devam ettik. O sırada eşime ‘Bence artık kızlarla her yere gideriz biz’ diyordum ki Nisan’ın kafasını çevirmesi ile çığlık atarak ağlamaya başlaması bir oldu. ‘Arı mı soktu kızım’ dedim panikle, ama ağzını tutuyor kesinlikle cevap vermiyordu.

Herkes başımıza toplandı; Nisan daha şiddetli ağlamaya devam etti. Tabi arının nereden soktuğunu anlamadığımdan çok endişelendim. Ağzını tuttuğu için de ağzının içini soktuğunu düşündüm. Sorduğum sorulara cevap vermiyordu, doktoru aradım ‘hemen soğuk kompres’ dedi. ‘Ama şişerse veya nefes almakta bir zorluk çekerse en yakın acile gidin’ dedi.

Bendeki korku o an iki katına çıkmıştı. Yan masadan bir kaç anne hemen yardımımıza koştular; biri eczacıymış, biri tuzlu su yaptı, diğeri buz getirdi. Ama bizimki ne içiyor ne de buzla kompres yaptırıyordu. O an nerden geldiyse dondurma aklıma geldi, hem sakinleşsin hem de soğuk kompres olur diye. Aldık ama yemek istemedi. Babası onu kapalı bir alana götürdü, orada yemiş. Meğersem ‘ağzını açarsa arılar yine sokar’ diye korkuyormuş, ondan yemiyormuş dondurmasını.. Bir çocuk gözüyle dünyaya bakmak bu olsa gerek, ağzını açmazken bu hiç aklımıza gelmemişti.

Bir an evvel oradan uzaklaşmak istedi, doktorumuz da ‘şehre gelin’ demişti, yola koyulduk. Dondurmadan sonra biraz sakinleşti ve konuşmaya başladı, meğersem arı dudağının yanından sokmuş ağız içi değilmiş.

O sakinleşti ama benim içimdeki panik henüz sakinleşmemişti, doktora gittik ve muayene olduk. Söylediğine göre arı alerjisi 2,5 milyonda bir görülen bir durummuş. İnsan böyle durumlarda nasıl panik oluyor ve korkuyor.. Bazen ‘Hiçbir şey bilmemek daha mı iyi?’ acaba diye düşünmüyor değilim.

Sonuç olarak şehirli ailenin güzel başlayan doğa ziyareti panik içerisinde sona erdi. Bunları doğaya gitmeyin diye yazmıyorum tam tersi mutlaka gidin çünkü muhteşem bir gündü. Arılar geldiğinde masadan kalksak daha mantıklı bir hareket olurdu belki de.. Doktorumuz da pişmanlığımızı anlamış olsa gerek ‘siz yine de doğaya gitmeye devam edin’ diye uğurladı bizi..

Nisan’da arı fobisi oluşmasından endişelendim ve öğretmeninden destek istedim. Öğretmeni, sınıfta başına böyle bir olay geldiğini anlatmış, o anlatınca bütün çocuklar da kendi hikayelerini anlatmışlar, tabi Nisan da anlatmış.. Muhtemelen bir süre daha korkacaktır arıdan ama en azından anlatmanın ve başkalarının da başına geldiğini ve biraz acısa da sonra geçtiğini bilmenin ona iyi geldiğini düşünüyorum.

Bu muhteşem bahar günlerinde gelin çocuğunuzla yeşilin her tonunu görmeye bir doğa gezisi planlayın, hem size hem ona iyi gelecektir..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER