Hepimizin biraz esnemeye ihtiyacı var belki de..

0
435

Geçen hafta çok güzel bir haber aldım, yakın bir dostum bebek bekliyormuş, çok mutlu oldum. Konuşma döndü dolaştı hamile insanın kafasına bir anda üşüşen onlarca soruya geldi. O sordu ben cevapladım. Pembeler benim cevaplarım:)

  • Önce taşınmamız lazım, şu an ev 2+1 bize asla yetmez.
  • Niye canım ne gerek var? Tepe tepe yeter sonra taşınırsınız acele etme, hele bir doğsun biraz büyüsün. Hem zaten yer cücesi önce senin odanda bir beşikte uyuyor olacak..
  • Oda takımı alacağım onu nereye koyacağım?
  • Ya ne gerek var oda takımına ? Şimdilik bir yatak al tamam, illa odası ayrı olsun dersen yatağını ikinci odaya koyabilirsin. O bebek odaları biz ebeveynler için yapılıp satılıyor. Senin eskiden oda takımın var mıydı ?
  • Yoktu..
  • E tamam o zaman şart değil demek ki tonla para verme, acele etme yani, elbet alırsın.
  • Hımm
  • Zaten doğumdan sonra, yazlığa geçeceksin bir süre evde bile kalmayacaksın, odada kim yatacak?
  • Evet o da doğru..
  • Hiç acele etme takım olarak da almak zorunda değilsin, parça parça yavaş yavaş alabilirsin. Hiç bir şey için acele etmeye gerek yok. 
  • Güneş ya sana ne oldu böyle ?
  • İkinci çocuktan sonra biraz daha rahatladım sanırım 🙂 Eskiden çeyrek anneydim şimdi biraz daha büyüdüm bir çeyrek + diğer çeyreğin 3’te biri  kadar oldum belki de.. 
  • ?? !!

Bu diyalog son yıllarda nasıl bir dönüşüm geçirdiğimi anlamak, anneğimi tanımak adına, çok eğlenceli ve bir o kadar da eğiticiydi… Çok uzak değil, bundan sadece 2 yıl önce, tek çocuklu, disiplin, katı kurallar ve mükemmelliyetçi bir annelik yaklaşımım vardı. Şimdi yeni dünyamda durumlara adapte olabilen, daha esnek bir anne var.

Nedir bu esneklik? Esnek olmak yeni durum ve şartlara adapte olabilme durumu aslında. Mesela koyduğum kurallar ve sınırlar beni zorluyorsa bunlardan feragat edebilme, hatta gerektiğinde vazgeçebilme yeteneği. İş dünyasında yeni trend, pek aranan bir özellik bu esneklik. Ama ben iş değil de annelik müessesesi babında anlatmak istiyorum konuyu.

Çoğunlukla yatağında uyuyan kızım (maşallah diyeyim), haftada 1 ya da 10 günde bir gelip benimle uyumak istiyor. (Ben de çok istiyorum o ayrı.) Bu durumda ‘hayır herkes kendi yatağında uyuyacak’ kuralı üzerinde durup onu ve kendimi zorlayabilirim, ya da eyvah bir kez gelirse bundan sonra hep gelecek ve düzeni bozulacak diye de düşünebilirim. Ama bunların aksine izin veriyorum. Arada bir beraber uyuyoruz(yaş 3,5), bu hem beni mutlu ediyor hem de onu.

Eğer çalışan anneyseniz yatma saati zorluğu her zaman hayatınızda vardır. Çocuğunuz sınırlı zamanlarda sizi görebildiği için uyumak istemez. Siz hep onu daha çok görme ile onun uykusunu alması arasındaki ince çizgide seçim yapıyor olursunuz. Uyku eğitimi veremediğimi de daha önce belirtmiştim. Örneğin, haftada bir gün yarım saat geç uyuması çok büyük bir problem olmayabilir. Tabi bu sizin ve onun düzenini bozmuyorsa..

Çocuklarla ilgili en zor konulardan biri yemek yememek konusu. Bazen biri yiyor, bazen de diğeri. İkisinin de aynı anda güzelce yemeğini bitirdiği pek görülmemiş bir durum. Eskiden çok üzülüyordum, moralim bozuluyordu. Ama artık hiç sinirlenmiyorum, zorlamıyorum da. Öneriyorum. ‘Yemiycem’ diyor Cemre bazen. ‘İstemiyor mu?’ tamam istemesin, acıktığı zaman karnı guruldayıp geri gelecek diyorum. Hayır niye kendimi sinir harbine sokayım ki ben ?

Çikolata, pasta, kötü gıdalar sorunsalı: Pasta ve aşırı şeker yemelerini doğru bulmuyorum. Evde her gün kek, börek, pasta pişmiyor. Ama denk geldikleri ortamlarda (arkadaşlarının doğumgünleri, misafirlik vb) onları asla esirgemiyorum, az koyuyorum tabaklarına ve tadına bakıyorlar. Bakmadıkları zaman sosyal olarak daha ciddi sorunlar olabiliyor. Hem onlar da insan değil mi bir şeyin tadının nasıl olduğunu bilmeye hakları var. Düşünsenize bir çocuk 17 yaşına gelmiş hiç pasta yememiş, bu normal olabilir mi? Evet sağlıklı beslenelim tamam ama abartmaya da gerek yok değil mi?

Televizyon hala izlemiyoruz, ama istedikleri günlerde (her gün değil), en fazla yarım saat olmak kaydıyla  ipad’den çizgi film izlemelerine izin veriyorum. Benim çocukluğumda en mutlu olduğum anlardan biri de çizgi film izlediğim zamanlardı. Pazar günleri sabahın 7’sinde kalkardım sevdiğim çizgi filmleri izlemek için. Onlar için bu kadar eğlenceli bir şeyi komple kısıtlamak doğru gelmiyor bana. Her gün diye bir kuralımız yok, ara ara izliyoruz, televizyon çizgi film göstermiyor o yüzden sadece ipadden izleyebiliyorlar. Yarım saatin sonunda ipadin şarjı bitiyor ve gösterimiz sona eriyor.

Çocuklarım uzaylı olmasınlar, kopuk olmasınlar, bu dünyanın, bu memleketin çocukları olsunlar istiyorum.

Bunları şimdi yazıyorum ama bundan iki yıl önce bunları yazmak benim için hiç de kolay değildi. Biraz oluruna, biraz zamana, biraz şansa bırakmak bana iyi geldi. Esnedim, esnedikçe kendimi biraz daha rahat hissettim. Çünkü kuralları veya sınırları hafif esnetmek(hafif kelimesinin altını çizelim), bu kuralsız yaşamak değil), zaman zaman istisnalar yaratmak çocuk psikolojisinden çok anne psikolojisine iyi gelebilir. Çocukla çatışamayı da azaltabilir.. Şimdi bu halimden daha memnunum.

Kaygı düzeyi tavan yapmış, her gün acaba yetebiliyor muyum çocuklarıma sorularıyla boğuşan bir yeni nesil annesi olarak, neden olmasın ki?

Esneyip de balerin mi olacağım demeyin, yeni yılda biraz esneklik belki hepimize iyi gelebilir…

                                           görsel: youcaring.com

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER