On beş tatil ve ilk yıl anaokulu hastalıkları

0
427

Çocukken on beş tatili iple çekerdim, çünkü on beş tatil demek bol bol oyun oynamak demekti. Sabahları daha çok uyumak, evi daha çok karıştırmak:)

Tatil çokça vardı çocukken, ama yine de hep tatil olsun ister, her tatilde de mutlu olurdum. Bir seferinde okulla ve velilerle günübirlik Uludağ’a gitmiştik. Ne eğlenmiştik, kızağa binip, mangal ateşinde çoraplarımızı kurutmuştuk. Güzeldi çocukluğumun on beş tatilleri ve iple çekilirdi. 

Nisan’ın anaokuluna başlaması ile birlikte bu yıl, on beş tatil bizim hayatımıza da girdi. Bir gelişim belgesi bile aldı karne niyetine.. Tabi o alırken belgesini, ben hemen duygusala bağladım, gözlerim doldu. Sonra baktım bazı anneler gelememiş ama birçokları da gelmiş. Annesi gelemeyen çocuklar üzgünler, onlar için de üzüldüm.. İşte böyle tuhaf duygular içerisinde girdim on beş tatile. Çocuklar üniversiteden mezun olsa ve kep törenine gitsem kimbilir neler olacak..

Annemi aradım ve dedim ki ‘Anne Nisan’a karne vereceklermiş bugün’.

Dedi ki: ‘Kim derdi ki Güneş büyüyecek, bir kızı olacak, o da karne alacak..’ Tabi benim gözler yine dolu dolu.. Sulugöz müyüm neyim ben?

Okul çıkışı Nisan bana dönüp ‘Anne karne aldım ben’ dedi. ‘Ne güzel’ dedim.

Nedir bu karne Nisan? dedim.

‘Bilmiyorum anne’ dedi. Çok tatlısın dedim, dilim döndüğünce anlattım ona. Aslında çok ufak zaten karne filan yok ortada bir gelişim raporu var birkaç sayfadan oluşan. Ama biz yetişkinlerin dilinde karne işte..

Tam okula ara verdik ne mutlu derken bay hastalık evimizin kapısını çaldı. Önce Nisan’da başlayan akıntı, ateş boğaz ağrısı öksürük Cemre’yi ve anneyi de içine alarak bir kabusa dönüştü. Daha önceki hastalıklarda bir sırayla oluyorduk en azından. Genellikle Nisan’da başlıyor(okuldan aldığı için), sonra bana veya Cemre”ye geçiyordu. O zamanlar birbirimizden uzak durmaya çalışıp ayrı odalarda durmaya çalışıyorduk.

Bu sefer hastalığın üçümüzü aynı anda etkilemesi pek hoş olmadı. Bir gün bekledim belki gerçer diye ama dün gece bütün ev ahalisi olarak sabahladık. İnsanın evladı hasta olunca hastalık bana gelsin yeter ki kurtulsun diye düşünüyor sadece. 

Sonunda bugün doktorun kapısını çaldık. RSV diye bir miktobun adı çokça geçiyor bu kış. Bir de benim geçen kış öğrendiğim Beta mikrobu var. İkisinden biri olabilir diye endişeledim. Çok şükür mukoza testi sonucu RSV çıkmadı. Doktor Beta olacak kadar kötü değildi boğazı dedi. Viral enfeksiyon dedi doktorumuz. Tedaviye devam ediyoruz evde. Ateş düşürücü en yakın arkadaşımız bu ara. Yanlız burun damlası ile bir türlü anlaşamıyoruz. Damlayı elime alınca ikisi de evde kaçacak delik arıyor. Biri yatağın altına diğeri perdenin arkasına saklanıyor. Pek komikler.

Dün gece Nisan’ın başında nöbetteydik, bu gece Cemre daha yoğun geçiriyor.. Bu on beş tatil bize çok uğurlu gelmedi gibi.. İnşallah bir an evvel bay mikrop evimizden çıkar gider..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER