Ölmek için dua edilir mi

0
854

İki kız annesi olarak Özgecan’dan sonrasını konuşmak da düşünmek de çok zor. Aslında sadece anne kimliği ile de değil Türkiye’de kadın olarak yaşamak, nefes almak, yolda yürümek, okula gitmek, komşuya gitmek her şey ama herşey çok zor.

Özgecan da korkuyormuş aslında, çantasında bir gaz taşıyormuş hatta, ama zebanilere bu fayda etmemiş.. İnsanın içi cız ediyor, aklı almıyor.

Ölmek için dua edilir mi? Evet edilir, annenin en büyük duasıdır evladından önce ölmek.

Ve bir anne, keşke kurşunla vursalardı daha az acı çekerdi diyorsa o gün yer gök simsiyahtır. Evladını kaybeden annenin acısını tahmin edebilmek dahi imkansız…

Dünden beri twitterda #sendeanlat hastagi ile kadınlar yaşadıkları şiddeti, maruz kaldıkları cinsel istismarı paylaşıyorlar. İşin tuhaf yanı herkesin başına bir şey gelmiş, çoğunluk susmuş. Pek çokları ilk defa anlatıyorlar hikayelerini. Tüm bunları anlatabilmek çok korkunç. Bu durumu ne iyileştirebilir ne bize iyi gelebilir sahiden artık hiç bilmiyorum. Cinsiyetçilik ve ayrımcılık kanımıza öyle bir işlemiş ki ve bu o kadar derinlerde ki, din dil ırk hiç bir şey tanımıyor…

Her gün, her an toplum olarak birbirimizden biraz daha uzaklaşıyoruz. Nefret ve kin damalarlarımızda akan kan olmuş..

Anlatanlar, anlatabilenler konuşan, konuştuğunda sesini duyurabilen bir azınlığız. Anadolu’nun dört bir yanında çığlık atamayan binbir zorluk ve mücadele ile hayata tutunmakta zorluk çeken çocuklar, analar, kardeşler var. Elimizin erişmediği, gözümüzün görmediği..

Bu kadın-erkek ayrımcılığı ve şiddet o kadar tuhaf bir durum ki, eğitim de dinlemiyor. Çok yakın bir tanıdığımız yıllar önce boşanmıştı. Önemli mevkilerde müdür olan eşi karısını aldatmış olmasına rağmen mahkemede hakimin önünde eşine ;”Seni aldığımda kız değildin zaten” demişti. Eğitimli-eğitimsiz, mevkii hiçbir şey fark etmiyor. Her düzeyde her otamda kadınlar mücadele içerisindeler. Beren Saat’in açıklaması da aynen bu yönde..

beren saat

Bu sabah Metehan Mertçakır’ı dinliyordum, bir dinleyici yayına bağlandı. Halk evlerinde makrome öğretmek yerine kadınlara savaş sanatları dersleri koysunlar dedi. Keşke taciz ve saldırılara maruz kalmasak da bunlara ihtiyaç duymasak elbette;  artık bu tip öneriler inbile kulağa mantıklı geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Hatta beynimde bir ampül yandı. İki kız annesi olarak ben ne yapabilirim diye düşünüp duruyordum; savaş sanatları eğitimi alsınlar, tabi isterlerse, kendini korumayı öğrensinler diye düşündüm ne saçma değil mi?

Çocuklarımızı bilgilendirmemiz, onları bilinçlendirmemiz o kadar önemli ki.. Kız olsun erkek olsun zor durumda kaldıklarını hissettikleri an;

  • çocuklarımıza kendilerini savunmaları için çığlık atmayı,
  • iyi dokunuş/kötü dokunuş arasındaki farkı mutlaka öğretmemiz gerekiyor.

Evet biliyorum bunları konuşmak-anlatmak için hiç eğlenceli konular değil. Ama böyle toplumsal bir gerçeklik var önümüzde, onları bilgilendirmek anne-baba olarak en büyük sorumluluğumuz.

Çocuğun kendi mahremiyet alanı oluşturmasına izin vermek ve sizinkinin de ebeveyn olarak ihtiyaç duyduğunuz zamanda sınırlarını çizmek önemli. Mahremiyet aslında doğru zamanda sınır koyma becerisi. Sadece tuvalete birlikte gitmek değil ya da çıplaklıkla ilgili değil.. Oyunda bile çocuk istemediğin halde çok uzun uzun onu gıdıklamak bile bu kapsama giriyor. Bu aslında onun ‘ben olma haline saygı duymak”..

Çocuğunuzu öpmek isteyen bir insanın öpüp öpemeyeceği bile çocuğunuzun kararı olmalı. Onun kendi bedeni, kendi yanağı, bu da onun mahremiyetine saygı aslında.. ”Haydi bakalım kızım öp amcanı” diye bir şey asla olmamalı!

Çocukları cinsel istismardan korumak için; bu beden sana ait, bu kol bu bacak senin, sen istemiyorsan seni kimse öpemez.  Hoşuna gitmeyen bir girişimde hayır de, ama seni öpüyorsa mutlaka benimle konuş ben sana yardımcı olurum’ mesajını çocuklar çok net kavramalı.

Çocuğuma cinselliği nasıl anlatabilirim seminerinde Uzman Psikolog Iraz Toroz’un çocuklarımızı eğitmek için öneridiği kitaplar;

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here