Anne olunca insan bazı hayallerini de erteliyormuş

0
579

Evlenirken insan pek çok şeyi öngöremiyor. Sonuçta ilk kez insan kendi evini düzenliyor, mobilya alışverişi yapıyor.. Mesela devasa büyüklükte koltuklar alabiliyorsun.. Anneler ‘Aman evladım açılır kapanır olsun” deyince ”Amann anne açılır koltuk mu kaldı” diyorsun.. Sonra evine misafir gelip yatıracak yerin olmayınca gerçekler ile yüzleşiveriyorsun bir anda:)

Ya da bir dönem zen diye sattıkları(hala pek ravaçta) yere yakın yataklardan alıyorsun. Sezeryan doğum yapıyorsun, sonra yataktan kalkamıyorsun. Yatak o kadar alçak ki kalkmak için karın kaslarını ciddi zorlaman gerekiyor.. Salonda uyumak durumunda kalabiliyorsun..

Sonuç olarak diğer bir çok konuda olduğu gibi eve mobilya seçme işi ciddi tecrübe meselesi. Yeni evleneceklere önerim azıcık annelerini dinlemeleri. Her konuda olduğu gibi bu konuda da hep haklı çıkıyorlar. İnsan kendi evinde yaşamaya başlayınca fonksiyonalitenin ne kadar önemli olduğunu anlayıveriyor işte..

Bir de zevkler değişebiliyor, mesela 10 sene önce aldığın koltuğa bakış açın 10 yılda epeyce değişiyor.. Renkler, biçimler.. İnsan yaşlandıkça zevkleri de değişiveriyor..

Yaklaşık iki yıldır bir koltuk sevdası var içimde.. Yok yok politik değil öyle bayağı bayağı bir koltuk sevdası işte.. Evdeki koltuklardan birinin güneşten rengi attı, kaplatsan astarı yüzünden pahalıya geliyor, yenilemek daha mantıklı Düşündüm, önce anneme sordum.. ‘‘Anne şu koltukları yenilemeyi düşünüyorum’‘ diye.. Annem eski zaman kadını, bir koltuğun ömrü onun için en az 30-40 senedir. Böyle gönül değişimleri gereksiz masraftır ona göre. Hem bunu söyledi hem de ”Hele dur, çocuklar küçük, boyuyorlar çiziyorlar” dedi. Annemi koltuk sevdam konusunda ikna edemedim..

Bir kaç ay sonra çok sevdiğim bir arkadaşıma söyledim. ”Yok canım girme o işlere, çocuklar küçük” dedi. ”Evet küçükler, küçük olmasına ama bunlar öyle hemen büyümeyecekler sonuçta…” Tamam biri iki, diğeri dört yaşında. Şu an dört yaşında olan sağı solu çiziyor küçük olanın bir zararı yok. Büyüdükçe de zararları artıyor yani.. Ondan da bir kaçış yok.. Yine iyiyiz, aşırı çizik değil sağımız solumuz.. Arada kaçaklar oluyor tabi.. Velhasıl kelam arkadaşımı da ikna edemedim. Onlar ikna olmayınca insan kendini de ikna edemiyor ya..

Bir yandan da insan düşünüyor, nereye kadar erteleyeceğiz tüm bu istekleri, hevesleri, hayalleri diye.. Ey evren söyle bana ne zaman benim şöyle açık renk koltuklarım olabilecek ?

koltuk-sevdası

50 yaşında mı? E o zaman ne kıymeti kalacak? Sonuç olarak madem koltuk alamıyorum o zaman bir berjer alayım, kendimi avutayım diye düşündüm.

Modoko’yu baştan aşağıya gezdikten sonra yine koyu renk bir koltukla çıktım.. Duygular, hayaller farklı da olsa mantık ağır basıyor işte.. Ah şu mantık.. Bazı şeyler değişmiyor, değiştirmeye çalışmak da yetmiyor belki de..

Bebeklerim de var beyaz koltuklarım da diyenler varsa kaleye mum diksin. Nasıl başarıyorlar bi anlatsınlar bana:) Aman siz siz olun benim gibi koltuk sevdasına kapılmayın, koltuk şalı felan alın, biraz daha idare edin. Hem bebekler büyüyünce kim bilir daha kolay olur belki hayat?

Belki önemsiz ve küçük görünebilir ama anne olunca insan bazı hayallerini de erteliyormuş işte..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER