Kardeşler arası paylaşılamayan kişiye ‘anne’ denir

0
511

Herkes annesi için tek olmak ister aslında değil mi? Dünyanın en normal talebi bu. Maalesef bir kardeşiniz varsa bu mümkün olamaz aynı bizim evde olduğu gibi..

2 yaş ile birlikte Cemre’nin ‘bu menim’ dönemi başladı. Dün yakalamaç oynarken bir an  Cemre geldi koşarak sarıldı Nisan’a dönüp ‘Anne menim’ dedi. Tabi bunun gören Nisan sinirlendi, hemen o da geldi sarıldı ‘Anne benim’ dedi.

Ben birini bir koluma diğerini diğer koluma almaya çalışırken onlar ‘menim-benim’ diye bağrışıp ağlamayı sürdürdüler. Tamam ben ikinizin de annesiyim, ikinizi de çok seviyorum desem de kimseye dinletemedim. Çok tercih etmesem de dikkatlerini dağıtarak sakinleştirmeye çalıştım.

istanbul-oyuncak-muzesi1

‘Anne menim’ durumu daha önce çalışmadığım bir yerdendi, bu sefer hoca zor sormuştu.. Neye hazırlıklı oluyorsam sanki? 🙂

Aletha Solter kitabında çok güzel ifade etmiş, eve yeni gelen kardeş karşısında büyüğün hissetiklerini;

‘Tatlım seni çok seviyorum ama senin gibi bir karım daha olsun istiyorum. Yakında onu eve getireceğim ve hepimiz mutlu mesut yaşayacağız. Umarım yeni karımı seversin. Sana arkadaşlık edebilir, birlikte eğlenceli şeyler yapabilirisiniz.’

İşte böyle bir duygu ve yoğun kıskançlık içerisinde çocuklar. Bu kıskançlık duygusunu değiştirmek çok mümkün görünmese de, en azından bununla nasıl başa çıkacağımızı keşfetmek lazım bence..

Solter diyor ki ”Çocuk kardeşine kinlenirse yapılacak iki şey var;

  1. Sevgi, güven ve ilgi ihtiyacının tatmin edilmesi
  2. Kin ve öfke duygularını boşaltmak.’‘ Ağlamasına izin vermek ve duyguların boşaltılmasının önemine önceki yazılarda yer vermiştim.

‘Senden nefret ediyorum ya da kardeşimden nefret ediyorum’ derse..

‘Aslında ondan nefret etmiyorsun ya da böyle şeyler duymak istemiyorum maalesef doğru bir yaklaşım değil. Onun yerine ‘Ne hissettiğini anlıyorum, bebeğin ortalarda olması senin için zor olmalı. Eminim onun gitmesini ve tekrar üç kişi beraber olmamızı istiyorsun’ diyerek onu anlamak, çocuğun ifade edemediği duygu ve düşünceleri söze dökmek.’

‘Ailedeki her çocukla her gün birebir ilgilenmek önemlidir’ diyor Solter. Bu benim oldukça zorlandığım bir konu. Çoğu zaman buna yetişemiyorum, ortak zaman geçiriyoruz, o sırada illa kavgalar oluyor. Tekiyle biraz vakit geçirsem hemen diğeri pat diye bitiveriyor dibimizde..

Ayrıca ‘Her çocuğun kendine ait bir alanının ve burada kendine ait oyuncakların olması önemli’ diyor Solter. Bu çocuğun gelişen bireyselliği için önemliymiş. Bizim evde en büyük kavgalar oyuncaktan çıkıyor, hangisini neyi eline alırsa diğeri onu istiyor. Oyuncak savaşlarını yazmıştım daha evvel. Bunu da henüz tam olarak yapabilmiş değiliz, biraz zamana ihtiyacım var.

3 yaşında abla olmaz dedim ve bu sözümün arkasındayım. Ama şu ara evdeki kavgalar da çığrından çıkmış durumda. Bir oyuncak ile aynı ortamda oynama süreleri 30 saniye, sonrasında mutlaka biri diğerinin elindekini almak istiyor ve kıyamet kopuyor.

Aynı oyuncakla oynamak isteyen kardeşler için Solter’in 2 önerisi var;

  1. Çocukları ağlayarak duygularını ifade etmeye teşfik etmek. (Şiddet asla yok, şiddete izin vermek de yok, ağlayarak duygularını boşaltmaları ve kendilerini regüle etmelerine destek olmak)
  2. Kendilerinin soruna ortak bir çözüm bulmaları için destek olmak. Çünkü aslında sadece beraber buldukları çözümü kabul ediyorlar.

Bizim evde maalesef ikinci maddeyi uygulayamıyoruz, çünkü Cemre henüz ufak, pek uzlaşmacı değil, deniyoruz ama olmuyor. Biraz daha büyük yaşlar için daha faydalı bir öneri olabilir..Deneyip göreceğiz…

Kardeşin ablanın oyununu dağıtması

Bu konu epeyce baş ağrıtıyor. Abla bir kule  yaparken kardeş gelip yıkabiliyor, genellikle kardeş için oynaması daha güç oyunları oynadığı zaman. Solter’e göre ufak kardeş henüz büyükle benzer becerileri sergileyemediği için yoğun bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bu hayal kırıklığını da ablanın oyunu bozarak örtbas etmeye çalışıyor.

‘Emre sanatçımız, Cemre de balerinimiz’

Son olarak karşılaştırma konusu ciddi bir sıkıntı. Kültürümüzde maalesef bu durum var. Hoop etiketledik çocukları işte. Belki Cemre de sanat çalışmak istiyor ama hayır o balerin, sanat yapamaz:) Solter’e göre; Çocukları birbirleri ile kıyasladığımızda ya da iyi yaptıkları şeylere göre rollere soktuğumuzda istemeden onları incitmiş oluruz. Bu durum kızgınlık ve kardeşler arası kavgalar şeklinde geri döner..

Dengeleri bulmak, iki çocukla sakin, kavgasız bir ortam sanırım pek de mümkün değil. Belki biraz daha büyüdüklerinde kim bilir.. Bekliyoruz bakalım kısmet..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER