Muhasebeci miyim anne mi hiç belli değil

0
506

Anne olmak zordur derler ya insan onu başa gelince anlıyor sanırım..

Gebe anne çalışıyorsa bebeği doğmadan önce cevaplaması gereken soru vardır.. Çalışmaya devam mı veya işten ayrılıp çocuğuna bakmak mı…

Bazen anne için çalışmak zorunludur, bu gibi durumlarda düşünecek fazla bir şey kalmaz. Maalesef günümüzde bakıcı maaşları ile eş zamanlı bir kazanım olunca, anne kişisi oturup kara kara düşünür;

  • 15 yıl boşuna mı okudum…
  • Çocuğum bir yabancının elinde mi büyüsün?
  • Kariyerimi bırakayıp sadece çocuğumla ilgileneyim soruları kafalarda döner durur.

Sonunda bir taraf baskın çıkar ve anne kararını verir. Karar verir vermesine de kafasında tilkiler dönmeye hep devam eder.. Bir yan hep sorgular.. Verilen kararlar bile sorgulamak için iyi birer nedendir…

Birinci çocuktan sonra aile-arkadaşlar sormaya başlar; ‘ee ikinci ne zaman?’

Bir süre geçiştirilse de vakti zamanı gelince anne de oturup düşünmeye başlar…

  • Nasıl olacak nasıl bitecek,
  • Yetebilecek miyim,
  • İkinci çocuğumu ilki kadar çok sevebilr miyim ..
  • Diğer yandan imkanlar konusu vardır.
  • Eğitim konusunda memleketteki son durumlar ortada. İkinci çocuğa da iyi imkanlar sunabilecek miyim?
  • Karnı doyar ama ona iyi bir okul imkanı verebilecek miyim sorularını cevaplamak zordur.

Yine bir karar verilir nihayetinde, kardeş varsın olmasın denir mesela ama sonradan da sorgulamalar hep devam eder doğru mu yaptık diye.. Aynı şey kardeşi olsun seçimini yapan anneler için de geçerlidir…

En büyük dertlerden biri de çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesidir.

Benim çocukluğumda sırtında güğümü ile dolaşan bir sütçümüz vardı; pembe yanaklı Esat amca, pek severdim onu. Annem her hafta ondan süt alır yoğurdumuzu yapardı. O zaman avm de yoktu, onlarca yoğurt markası da. Hoş vardıysa da bizim erişimimize açık değildi. Bir çok mutfak malzemesi köyden gelirdi, annem kendi tarhanasını kendi yapardı, muhtemelen İstanbul bu kadar nemli değildi. Komşular bir araya gelir birlikte salça yaparlardı. Başka zamanlardı işte.. Şimdi öyle mi? Her şeyin süpermarketlerde her mevsim bulunduğu bir ortamda çocukları gerçekten sağlıklı beslenmek mümkün mü?

  • Organik beslemeye çalışsan oldukça pahalı
  • Organik mi doğal mı tartışmaları ayrı bir dert
  • Tavuktu yumurtaydı derken kafayı yememek elde değil..

Tüm bu karmaşa içinde insan en doğru bildiğini yapıyor olsa da neredeyse her an çocuğunu zehirliyormuş gibi hissedebiliyor.. Çünkü kimine göre doğruyken seçimler, kimine göre de yanlış..

Bu hızlı yaşam temposu içinde, fast food kıvamında geçen hayatımızda çok mu vaktimiz var ki sürekli bir muhasebe içindeyiz?

Annemi ve bizden büyük kuşakları düşünüyorum da muhtemelen o kadar çok işleri vardı ki bunları düşünecek vakitleri yoktu. Ya da o vakit bu kadar çok bilgi bombardımanı ve karmaşa yoktu belki de, onlar da iç güdülerine, doğru bildiklerine, büyüklerinden duyduklarına göre çocuklarını yetiştirirlerdi..

Muhasebeci miyim anne mi hiç belli değil.. Sürekli toplayıp çıkartıyorum ama benim bilanço hep açık veriyor. Bir türlü denkleştiremiyorum. Nedense bir türlü yeterli olduğumu hissedemiyorum, hep bir hesaplaşma, hem bir savaş içimde..

Annelik her daim süren bir sorgulama ve vicdan muhasebesiymiş…

Mesela gece, yorganı üstüne çektiğin zaman senin de kafanda soru işaretleri oluyor mu? Keşke şöyle ya da böyle yapsaydım diye.. Onu alsaydım, buraya götürseydim. Benim yüzümden mi şımarıyor… Bugün yemeğini az mı yedi.. Okulda çocuklar hep hasta zaten…. vs vs..

Kalpler hep onlarla oldukça bu sorular ve bu muhasebeler hiç bitmeyecek sanırım..

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER